Müslümanın Sevgi ve Buğz Ölçüsü: Allah İçin Sevmek ve Nefret Etmek
Müslümanın Sevgi ve Buğz Ölçüsü Nedir?

Müslümanın Sevgi ve Buğz Ölçüsü: Allah Rızası Temelinde Bir Yaşam

İslam dini, insan ilişkilerinde sevgi, şefkat ve merhameti esas alırken, aynı zamanda adalet ve hakkaniyeti de gözetir. Müslümanın sevgisi de nefreti de yalnızca Allah içindir. Bu ilke, sadece teorik bir söylem değil, pratik hayatta uygulanması gereken bir zorunluluktur.

Sevgi ve Nefretin Denge Üzerindeki Rolü

Dünya hayatı, sevgi ile buğzun, öfke ve nefretin dengeli bir şekilde var olduğu bir sınav alanıdır. Saf sevginin cennette, salt korku ve öfkenin ise cehennemde bulunacağı belirtilir. Allah'ın hedefi, tüm insanlığın huzur ve saadetidir. Bu nedenle, kurallara uyanlar ve uymaya gayret edenler sevilirken, kuralları çiğneyip nefsine ve şeytana uyanlar sevilmez.

"Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek ve Allah için nefret etmektir." (Ebu Davud, Sünnet) hadisi, bu durumu net bir şekilde açıklar. Müslüman, maddi çıkar veya makam mevki elde etmek için değil, yalnızca Allah için sever. İyi bir kul olmaya çalışanları severken, isyan edenlere buğzeder.

Zalimlere Karşı Tavır ve Adalet İlkesi

Müslüman, zalimleri sevmez. Masum çocukları acımasızca öldüren, garibanların üzerine çöreklenen, düzeni bozan ve huzuru kaçıran zalimlere karşı öfke duyar ve mücadele eder. Ancak bu mücadele, adalet ve hakkaniyet çerçevesinde yapılır. Kötülüğün sembolü olan ahlaksızlar, sevilmek bir yana, yok edilmeye çalışılırken bile İslami prensipler göz ardı edilmez.

Hadislerle Desteklenen Sevgi Örnekleri

Hz. Peygamber döneminden bir örnek, sevginin nasıl ifade edilmesi gerektiğini gösterir. Bir adam, Peygamber Efendimiz'in yanında iken geçen birini sevdiğini söyler. Peygamberimiz, "Bunu ona söyledin mi?" diye sorar ve "Hayır" cevabı üzerine, "Git ona söyle." tavsiyesinde bulunur. Adam, o kişiye "Ben seni Allah için seviyorum." der ve karşılığında "Beni kendisi için sevdiğin Allah da seni sevsin." sözünü alır. (Ebu Davud, Edeb, 112-113)

Bir başka hadiste ise, "Sırf benim rızam için birbirini seven, benim rızam için toplanan, benim rızam için birbirini ziyaret eden ve benim rızam için infakta bulunanlar, benim sevgimi hak ederler." (Muvatta, Şa‘ar, 16) buyrulur. Bu, sevginin Allah rızası temelinde olmasının önemini vurgular.

Peygamberimiz ve Muaz b. Cebel Örneği

Resul-i Ekrem Efendimiz, bir gün Muaz b. Cebel'in elini tutarak "Ey Muaz! Ben seni seviyorum." der. Muaz (ra) da, "Ben de seni seviyorum, ey Allah'ın Resulü!" şeklinde karşılık verir. Ardından Hz. Peygamber, ona her namazın sonunda "Allah'ım! Seni zikretmek, sana şükretmek ve sana güzelce ibadet etmekte bana yardım eyle!" duasını okumasını tavsiye eder. (Ebu Davud, Vitir, 26; Nesai, Sehiv, 60)

Bu örnekler, Müslümanın sevgi ve buğz ölçüsünün nasıl olması gerektiğini açıkça ortaya koyar. Kin değil, din esastır; ancak bu, adaletsizliğe göz yummak anlamına gelmez. İslam, dengeli bir yaklaşımı benimseyerek, hem sevgiyi hem de hakkaniyeti ön planda tutar.