Murat Ülker Mısır'ın Zamansız Dokusunu Kaleme Aldı
Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Pladis ve GODIVA Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, kişisel internet sitesinde 'Kahire hayat ve ölümün beraber yaşandığı şehir' başlıklı yeni bir yazı yayınladı. Ülker, Mısır'da geçmiş ile bugünün iç içe geçtiği benzersiz bir deneyimi okurlarıyla paylaştı.
Ölüler Şehri'nde Yaşam ve Ölüm Yan Yana
Murat Ülker yazısında, Kahire'ye iniş sonrası havaalanından piramitler bölgesine ilerlerken, yerel halkın El Karafa dediği, bizimse Ölüler Şehri olarak bildiğimiz geniş mezarlık alanından geçtiğini anlattı. "Bir yanda ölüm, bir yanda hayat; ama ikisi de aynı anda, yan yana ve iç içe yaşanıyor" ifadelerini kullandı.
7. yüzyıldan bu yana kullanılan bu nekropolün, Mısır'da mezarların tarih boyunca birer 'ev' gibi inşa edildiğini belirten Ülker, zamanla sahipsiz kalan yapıların ihtiyaç sahipleri tarafından işgal edildiğini ve tuhaf bir yerleşim dokusu oluştuğunu vurguladı. Bugün yaklaşık yarım milyon insanın bu mezarlıklar içinde yaşadığı tahmin ediliyor.
Piramitler: İktidar ve İnancın Anıtları
Ülker'in ilk durağı, Kahire'nin batısındaki Gize Platosu oldu. Antik Dünya'nın Yedi Harikası'ndan günümüze ulaşan tek eser olan Keops Piramidi'nin de burada bulunduğunu hatırlatan Ülker, piramitlerin firavunların ölümden sonraki yaşama olan sarsılmaz inancının anıtları olduğunu yazdı.
Keops Piramidi'nin yaklaşık yirmi yılda tamamlandığını ve o günün şartlarıyla neredeyse imkansız görünen bir mühendislik eseri olduğunu belirten Ülker, piramidin dört kenarının birbirine eşit olmasından yola çıkarak antik Mısırlıların pi sayısını bildiğini tahmin ettiğini ifade etti.
Büyük Mısır Müzesi: Devasa Bir Kültür Anıtı
Murat Ülker, bilgi ve düşüncelerle Kahire'nin yeni simgesi haline gelen Büyük Mısır Müzesi'ni gezmeye hazır hale geldiğini belirtti. 1992'de yapımı gündeme gelen, 2005'te inşasına başlanan ve 2023'te tamamlanan müzenin resmi açılışının 1 Kasım 2025'te yapıldığını kaydetti.
Müzenin ana kapılarından içeri girildiğinde, devasa atriyumda 3.200 yıllık, 11 metre boyunda ve 83 ton ağırlığındaki II. Ramses heykelinin ziyaretçileri karşıladığını anlatan Ülker, bu eserin müzeye özgün bir ambiyans kazandırdığını yazdı.
Tutankamon Hazineleri İlk Kez Bir Arada
Ülker, müzede arkeoloji tarihinin en popüler keşiflerinden biri olan Genç Firavun Tutankamon'un mezarından çıkan hazinelerin tamamının ilk kez bir arada sergilendiğini vurguladı. İngiliz arkeolog Howard Carter'ın 1922'de Krallar Vadisi'nde neredeyse hiç bozulmamış halde bulduğu mezarın, 20. yüzyılın en büyük arkeolojik keşfi olarak kabul edildiğini hatırlattı.
Tutankamon'a ayrılan iki devasa galerinin yaklaşık 7.500 metrekarelik bir alana yayıldığını belirten Ülker, sergilenen eserler arasında şunların bulunduğunu yazdı:
- Altın Ölüm Maskesi: 10 kilogramdan daha ağır, som altından yapılmış, yarı değerli taşlarla süslenmiş.
- İç İçe Geçmiş Lahitler: Tutankamon'un mumyasının, biri 110 kg ağırlığında som altından olmak üzere iç içe geçmiş üç lahit ile korunması.
- Gündelik Eşyalar: Firavunun sandaletleri, giysileri, masa oyunları ve meteoritten yapılmış demir hançer.
Modern Anlatım ve Gamification
Müzenin belki de en çağdaş tarafının anlatım dili olduğunu vurgulayan Ülker, düz beyaz duvarda hiyerogliflerin renklendirildiğini, canlandığını, figürlerin hareket ettiğini, gemilerin ilerlediğini yazdı. "Tıpkı benim çocukluğumda düz duvarda hayalimde kendime sinema oynatmam gibi" ifadelerini kullandı.
Özellikle çocuklu ailelerin bu alanda nasıl vakit geçirdiğini izlemenin ilginç olduğunu belirten Ülker, selfie çekerken farkında olmadan firavunlarla aynı kareye girildiğini kaydetti.
Sonuç: Geçmişe Saygı ve Gelecek Düşünceleri
Murat Ülker, Büyük Mısır Müzesi'nden çıkarken hissettiklerini şu sözlerle özetledi: "İnsan binlerce yıl önce yaşamış insanların izlerine bakınca, biz ne bırakacağız ardımızda diye düşünüyor. Geçmişine sahip çıkanlar, salih niyetlerle yapılan eserlere sahip çıkan toplumlar vefalı oluyor. İyilik ve güzellikle anılıyor."
Ülker, Mısır'da hayatın geçmiş ile iç içe yaşandığını, mekan, mimari ve gelenekler ile geçmişten devam edip gelen anlatının da cabası olduğunu vurgulayarak yazısını tamamladı.



