Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, pladis ve GODIVA Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, 'Aziz İstanbul, bir taşına tüm acem mülkü fedadır' başlıklı yeni yazısını okurlarıyla buluşturdu. Ülker, bu kapsamlı çalışmasında İstanbul'un binlerce yıllık kültürel mirasını, şehrin dönüşümünü ve günümüzdeki anlamını derinlemesine irdeliyor.
Geçmişten Geleceğe Kültür Şehri İstanbul
Murat Ülker yazısına kültür kavramını tanımlayarak başlıyor. Kültürün, tarihsel ve toplumsal gelişme sürecinde maddi ve manevi değerlerin, bilgilerin ve becerilerin nesilden nesile aktarılması olduğunu vurguluyor. İstanbul'da yüzyıllardır değişerek aktarılan zengin bir kültür birikimi bulunduğunu belirten Ülker, bu birikimi yaşatanın yerleşikler olduğunu ifade ediyor.
Ülker, "Bugün biz İstanbul'un yerlisiyiz, benimsediklerimiz yani yaşam şeklimiz şehrimize ne kadar aksediyor; bu şehri ne kadar renklendiriyoruz?" sorusunu yöneltiyor. İnsanların değerlerine yaşayarak sahip çıktıklarını, ait oldukları yere mimari, musiki gibi sanat faaliyetleriyle işaretler nakşettiklerini anlatıyor. Mezar taşlarının ölülerden ziyade dirilere bir mesaj olduğunu, minare, kubbe, alem, hilal gibi unsurların birer nakış sayıldığını dile getiriyor.
Medeniyetlerin Buluşma Noktası
İstanbul'un farklı medeniyetleri buluşturan, dönüştüren ve dönüşen bir şehir olduğunun altını çizen Ülker, ilginç örnekler veriyor. Yüzyıllarca Bizans'ta şehrin koruyucu azizi olan ve mezarı Yedikule'de bulunan bir Hristiyan azizin, fetihten sonra Müslüman halk tarafından "yatır" olarak kabul edilip şehrin koruyucu velisi olarak anıldığını aktarıyor. Yine Yedikule'deki Studios manastırının fetihten sonra İmrahor İlyas Bey Camisi'ne dönüştüğünü ve burada en güzel İslami hat sanatı örneklerinin üretildiğini belirtiyor.
Ülker, İstanbul mutasavvıflarından Merkez Efendi'yi de anıyor. Merkez Efendi'nin insanı merkeze yerleştiren bir anlayışa sahip olduğunu, hocası Sümbül Sinan'ın "Âlemi sen yaratsaydın, nasıl yaratırdın?" sorusuna verdiği "Her şeyi merkezinde bırakırdım" cevabıyla bu lakabı kazandığını anlatıyor.
Semt İsimlerinin Ardındaki Tarih
Yazıda İstanbul'un semt isimlerinin ardındaki tarihi gerçeklere de değiniliyor. Tahtakale'nin "Taht el Kale" yani "kalenin altı" anlamına geldiği, tahta ile bir ilgisi olmadığı vurgulanıyor. Ayrılıkçeşme'nin ise Osmanlı döneminde Mekke ve Medine'ye gönderilen sürre alaylarının uğurlandığı yer olduğu belirtiliyor.
Ülker, İstanbul'daki su kültürüne de dikkat çekiyor. Çobançeşme, Horhor, Acıçeşme, Aynalıçeşme, Soğukçeşme gibi isimlerin şehrin suyla olan kadim bağını yansıttığını ifade ediyor. Deve kervanlarının günde 30 km yol aldığı dönemlerde, Gebze'ye kadar uzanan menzil çeşmelerinin önemini anlatıyor.
Osmanlı'nın Şenlendirme Politikası
Osmanlı'nın bir yeri fethettiği zaman şenlendirme politikası izlediğini vurgulayan Ülker, Fatih Sultan Mehmet'in vakfiyesindeki "Hüner bir şehri bünyad etmektir. Reaya kalbin abad etmektir." sözünü hatırlatıyor. Bu politikayla şehrin onarıldığını ve burada yaşayan insanların kalplerinin kazanıldığını belirtiyor.
Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u külliyeler üzerine kurduğunu ifade eden Ülker, külliyelerin cami, medrese, imaret, aşevi gibi birimleriyle bir sosyal yapı oluşturduğunu anlatıyor. Bu külliyelerin etrafında mahallelerin kurulduğunu ve ticaret hayatının canlandığını dile getiriyor.
Modernleşme ve Değişim
Ülker, Osmanlı'nın gerileme dönemiyle birlikte başlayan modernleşme hareketlerinin İstanbul'u nasıl etkilediğini de ele alıyor. 1839 Tanzimat'la birlikte kanunlarda eşitliğin kabul edildiğini, bu değişimin mahalle ve şehir yaşantısına tesir ettiğini belirtiyor. 1800'lerdeki yangınlar sonrası ahşap yapıların yerini kagir ve çok katlı binaların aldığını, eski mahalle dokusunun karakteristik özelliklerini kaybetmeye başladığını ifade ediyor.
Cumhuriyet'in ilanıyla İstanbul'un siyasal konumunun değiştiğini vurgulayan Ülker, 1937'de Atatürk'ün şehir planlamacısı Henry Prost'u İstanbul'a davet ettiğini anlatıyor. Prost'un kamusal alanlar oluşturma, çıkmaz sokakları ortadan kaldırma gibi projelerinin şehrin dokusunu değiştirdiğini belirtiyor.
Günümüz İstanbul'u ve Sorular
Murat Ülker yazısının sonunda önemli sorular yöneltiyor: "Kültürel değerlerimizin ne kadar önemli olduğunu bir şehrin inşasında? Kültür ve değerlerinize göre yaşamanız gerekmez mi?" Bugün hayatın alışveriş merkezleri etrafında döndüğünü, merkezde tüketimin olduğunu ifade eden Ülker, hayatı önemli değerler etrafında şekillendiren bir şehir yapısı için gayret sarf edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Ülker, "Bizim nesil görevini yapıyor mu?" diye sorarak, gençlerin karar verme konumunda olmadığı bir dönemde hataların yetişkinlerde olmaması gerektiğinin altını çiziyor. İstanbul'un binlerce yıllık kültürel birikimini korumanın ve geleceğe taşımanın önemine dikkat çekiyor.
Yazı, Nedim ve Yahya Kemal Bayatlı'nın İstanbul'a dair dizeleriyle son buluyor. Murat Ülker, bu kapsamlı çalışmasıyla İstanbul'un sadece bir şehir olmadığını, bir medeniyetler beşiği ve kültürel miras hazinesi olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.