Nihat Hatipoğlu: Mahşerde Allah ile Kul Arasında Geçecek Çarpıcı Diyalog
Nihat Hatipoğlu, Hz. Peygamber'in (SAV) bizlere haber verdiği, mahşerde Allah ile kul arasında geçecek olan çarpıcı bir diyaloğu detaylı bir şekilde yorumluyor. Resulullah'ın aktardığı bu önemli hadis, insan ilişkilerinin ve merhametin dinî boyutunu gözler önüne seriyor.
Mahşerde Yaşanacak Diyalog
Resulullah şöyle buyurdu: Yüce Allah kıyamet günü şöyle buyuracak:
- Ey insanoğlu ben hastalandım. Fakat sen beni ziyaret etmedin.
- İnsan der ki: Ya Rabbi! Ben seni nasıl ziyaret edebilirim. Sen âlemlerin Rabb'isin.
- Allah buyurur: Bilmez misin ki falan kulum hastalandı da sen onu ziyaret etmedin? Ve yine bilmez misin ki, eğer sen onu ziyarete gelseydin ant olsun ki beni onun yanında bulacaktın.
Yüce Allah yine soracak: Ey Âdemoğlu! Ben senden yiyecek istedim. Sen vermedin.
- İnsan diyecek ki: Ya Rabbi! Sen âlemlerin Rabb'isin, ben sana nasıl yemek verebilirim.
- Yüce Allah buyurur: Bilmez misin ki falan kulum senden yemek istedi de sen onu doyurmadın. Yine bilmez misin ki, eğer sen onu doyursaydın ant olsun ki beni onun yanında bulacaktın.
Ey Âdemoğlu! Ben senden su istedim. Sen ise bana su vermedin!
- İnsanoğlu der ki: Ya Rabbi! Sen âlemlerin Rabb'isin. Ben nasıl olur da sana su verebilirim.
- Allah buyurur: Falan kulum senden su istedi de sen ona su vermedin. Bilmez misin ki, eğer sen ona su vermiş olsaydın ant olsun ki beni onun yanında bulacaktın.
Mahşerden Sahne ve İnsanlık Mesajı
İnsanı dinin merkezine koyan böyle evrensel bir mesajı hangi din veya felsefe verebilmiş ki! Düşünebiliyor musunuz, yüce Yaradan mahşerde kulunu muhatap alıyor. Ona sitem ediyor. Kuluna "Neden bana daha çok secde etmedin", "Neden daha çok oruç tutmadın" diyerek ibadet eksikliğinden dolayı sitem etmiyor bu hadiste. İnsanın insana vefasızlığına, merhamet etmemesine, yardım elini uzatmamasına sitem ediyor. İnsanı, insandan dolayı kınıyor.
Bu hadis elbette mahşerden bir sahneyi aktarıyor sadece. Bu sahnenin benzeri milyarlarca sahne yaşanacak. Ve insan, insanlığından uzaklaşışının hesabını Rabb'ine verecektir.
Kul, Ümidini Yitirmez
"Ben kulumun zannı üzerindeyim" sözü ümide açılan ilahi bir kapıdır. Kul, Rabbinin kendisini affedeceğini umar. Günahından utanır ama ümidini de yitirmez. Hep bağışlanmayı talep eder. Rabbinin kendisini terk etmeyeceğini düşünür. Bütün bu olumlu düşünceler onu ruhen, Rabb'ine yönlendirir ve sevgi boyutuna taşır.
Zaten kendisinden ürkülen, uzaklaşılan, titrenilen bir ilah yerine, sevecen, kucaklayan, kapıyı aralayan bir rahman sıcaklığını yakalamak dinin temel gayesidir. "Ben kalbi kırıkların yanındayım" sözü bize yüce Allah'ı tanıtmak için yeterli bir ipucu vermiyor mu?
Şahdamarından Yakın ve Kâinatın Muhteşemliği
"Kula şahdamarından daha yakınım" sözünü biz, Allah'ın yalan ve yanlışımızı daha yakından görmek için gözetleyici olarak yakınımızda olması gibi anlamışız. Yanlış anlamışız. Allah, bizim günahlarımızı takip ediyor gibi anlamışız. Ama bu anlayışımız doğru değildir. Zira bu ilahi mesaj; kendini yalnız hissetme, unutuldun sanma, bilmediğimi zannetme, fısıltını dahi biliyorum, duyuyorum.
Allah, rahmetinin genişliğine hayret eden kuluna "gülümser"; Allah (CC), affediciliğine şaşıran kulunun şaşkınlığına "sevinir". Allah (CC), bütün umudunu yitiren kulunun "yanında" olur. Allah, iki güzel insan, güzel bir niyet için bir araya geldiklerinde onların "üçüncüleri"dir.
Allah'ı seviyor musunuz? Renklerin ihtişamı, kâinatın muhteşem büyüklüğü, seslerdeki tarifsiz güzellik, atomdaki büyük matematik, hücredeki çarpıcı gizem, sizi hâlâ Allah'a yaklaştırmadıysa, bakışınızda bir problem yok mu sizce!
Bugün görenlerin bazıları, mahşerde göremez olarak diriltilecekler. "Neden böyleyiz ya Rabb?" diyecekler. "Biz dünyadayken görenlerdendik. Neden bizi kör olarak dirilttin?" diyecekler. Sizce bu itirazları doğru mu. Sizce görenlerden miydiler...



