Yüksel Aytuğ'un köşesinde bu hafta okur katkılarıyla çocuk yetiştirme ortamındaki değişim, cezaların caydırıcılığı ve engellilerin kent yaşamındaki sorunları masaya yatırılıyor.
Çocuk Yetiştirme Ortamındaki Değişim
Köşenin aktif okurlarından Ramazan Budaklar, son günlerde çocukların karıştığı kriminal olaylardan yola çıkarak çocuk yetiştirme ortamındaki dönüşümü kaleme aldı. Budaklar, eskiyle şimdiyi karşılaştırarak şu çarpıcı tespitlerde bulundu:
- Eskiden hısım akraba, eş dost kalabalıktı; şimdi hasım akbaba oldu, komşuluk öldü, yalnızlaştık.
- Eskiden kız verirken soyuna sopuna bakılırdı; şimdi şovuna, şopuna ve telefon markasına bakılıyor.
- Eskiden 'Ne verirsen elinle, o gelir seninle' denirdi; şimdi 'Ne götürürsen elinle, o gelir seninle' oldu.
- Eskiden karşıdan karşıya geçerken sağa sola bakılırdı; şimdi AVM'den AVM'ye geçiyoruz.
- Eskiden din, iman, vicdan vardı; şimdi kin, IBAN, cüzdan ön planda.
- Eskiden iyilik, yardımlaşma, merhamet vardı; şimdi itişme kakışma, trafikte ön cama fırlayan maymunlar var.
- Eskiden 'Veren el, alan elden üstündür' denirdi; şimdi 'Çalan el, yalan el üstün' oldu.
- Eskiden ahlak, namus, mahremiyet, gelenek faziletti; şimdi eşcinseller, pedofiller revaçta.
Budaklar, bu değişimin çocuk yetiştirme ortamını olumsuz etkilediğini vurguluyor.
Cezaların Caydırıcılığı Üzerine Kıyaslama
Okur Mesut Utku, cezaların caydırıcılığı konusunda dikkat çekici bir kıyaslama yaptı. Eylem Tok ve oğlunun Amerika'da tutuklanmasına sevindiğini belirten Utku, Türkiye'de benzer durumda ev hapsiyle kurtulabileceklerini ifade etti. Almanya'da iki kardeşin oto yarışı yaparak iki Türk kızının ölümüne neden olduğu olayda, hakimin kazayı cinayet olarak değerlendirip şoföre müebbet, diğerine 13 yıl ceza verdiğini hatırlattı. Utku, bu örneklerle Türkiye'deki ceza sisteminin caydırıcı olmadığını ima etti.
Engellilerin Şehir Hayatındaki Sorunları
Ali Uygur, Engelliler Haftası vesilesiyle engellilerin büyük şehirlerde yaşadığı zorluklara dikkat çekti. Modern kentleşmenin ideal birey profili üzerine inşa edildiğini, bu nedenle engellilerin istisna olarak görüldüğünü belirtti. Kaldırım yüksekliği, çalışmayan asansör veya yanlış park edilmiş araç gibi küçük aksaklıkların engelli bireyler için özgürlük kısıtlaması anlamına geldiğini vurguladı. Erişilebilirliğin bir lütuf değil, temel insan hakkı olduğunu ifade eden Uygur, Kayseri gibi gelişmiş şehirlerde bile fiziksel engellerin yanı sıra zihinsel bariyerlerin varlığını koruduğunu söyledi. Engelli rampasının önüne çekilen araçlar ve toplu taşımadaki empati eksikliğinin mimari hatalardan daha derin bir yara olduğunu belirtti. Gerçek modern şehrin gökdelenlerle değil, en zayıf halkasının bile güvenle dolaşabilmesiyle ölçüldüğünü sözlerine ekledi.
Güncel Notlar
Yüksel Aytuğ, Adana'da böbreğini satıp sevgilisine araba alan bir adamın durumunu 'böbrekten sevmek' olarak yorumladı. Ayrıca, Güller ve Günahlar dizisinin jeneriğinde 'Anadolu kavağı sakinkerine' yazdığına dikkat çekildi.



