Osmanlı Toprakları: Yahudiler İçin Bir Sığınak
Avrupa'nın ortaçağ karanlığında, Yahudiler için hayat neredeyse dayanılmaz bir hal almıştı. Hıristiyan çoğunluğun baskısı, engizisyon zulmü ve toplu katliamlar, bu kadim toplumu sürekli bir göçe zorluyordu. İşte tam da bu noktada, Osmanlı İmparatorluğu, kucak açan bir liman oldu.
Avrupa'nın Zulmü ve Büyük Göç
14. yüzyılda Avrupa'yı kasıp kavuran veba salgını, Yahudiler için yeni bir felaketin başlangıcıydı. Salgının sorumlusu olarak gösterilen Yahudiler, kitlesel şiddete maruz kaldı. 1348 baharında Güney Fransa'da başlayan katliamlar, kıtanın dört bir yanına yayıldı. Bavyera'da 12 bin, Erfurt'ta 3 bin Yahudi öldürüldü. Strasbourg'da ise 2 bin Yahudi, diri diri yakılarak katledildi. Bu zulümden kaçanlar, kimi zaman cellatlarının eline düşmemek için kendilerini yaktılar ya da nehirlere atıldılar.
Macar Kralı Büyük Layoş'un 1360'ta Yahudileri kovan fermanı, ilk büyük göç dalgasını tetikledi. Yahudiler, Osmanlı topraklarını bir sığınma yeri olarak görmeye başladı. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'un fethinden sonra, bu göçmenlere oturma, ticaret yapma, sinagog ve okul inşa etme hakları tanıdı. Hahambaşı Moses Kapsali'yi atayarak, dini liderliğe itibar kazandırdı.
Engizisyondan Kaçış ve Osmanlı'ya Sığınma
15. yüzyıl, İspanya yarımadasında Yahudiler için daha da karanlık bir dönemdi. 1480'den sonra engizisyonun baskısı şiddetlendi. Torquemada'nın emriyle binlerce Yahudi katledildi. 31 Mart 1492'de İspanyol yönetimi, Hıristiyan olmayan Yahudilerin ülkeyi terk etmesini emretti. Portekiz'de de 1497'den itibaren benzer sürgünler yaşandı.
İkinci Bayezid, bu zulme kayıtsız kalmadı. Yahudi tarihçi Eliyahu Kapsali'nin günlüğüne göre, padişah Yahudilerin haline acıdı ve her tarafa fermanlar göndererek onları şehirlere kabul etmelerini emretti. 1492'den sonra İber yarımadasından göç eden 165 bin Yahudi'den yaklaşık 90 bini Osmanlı topraklarına sığındı. Sefarad olarak adlandırılan bu topluluk, İstanbul, Selanik, Edirne ve Avlonya başta olmak üzere imparatorluğun dört bir yanına yerleştirildi.
Osmanlı Kayıtlarındaki İzler ve Devam Eden Göçler
Osmanlı'ya gelen Yahudiler, kayıtlara İbranice "kovulmuş" anlamına gelen Geruş (Geruz) kelimesiyle geçtiler. 1550'lerde İstanbul'a gelen Avusturyalı gezgin Dernschwam, bu durumu şu sözlerle tasvir etti: "Yeryüzünde herhangi bir memleketten Yahudiler kovuldular mı doğruca hepsi Türkiye'ye gelirler."
Göç hareketi yüzyıllar boyunca sürdü:
- 16. yüzyılda Yavuz ve Kanuni'nin fethettiği topraklardaki Yahudiler Osmanlı tebaası oldu.
- Orta ve Doğu Avrupa'dan gelen Aşkenazi Yahudileri imparatorluğa katıldı.
- 19. yüzyılın sonlarında Rusya ve Doğu Avrupa'daki baskılardan kaçan Yahudiler yine Türkiye'ye sığındı.
Yahudilerin Osmanlı Coğrafyasındaki Yerleşimi
Yahudiler, geldikleri ülkelere göre cemaatler halinde örgütlendiler. 16-17. yüzyıllarda imparatorluğun dört bir yanına dağılmışlardı:
- İstanbul, Edirne, Selanik, Avlonya başlıca yerleşim merkezleriydi.
- Selanik, en kalabalık Yahudi nüfusuna sahipti. 1478'de hiç Yahudi yokken, Kanuni döneminde yaklaşık 13 bin kişiye ulaştı.
- Anadolu ve Rumeli'deki birçok şehirde 50-100 kişilik küçük cemaatler halinde yaşadılar.
Osmanlı İmparatorluğu, kendi topraklarında her dinden insanın kültürel ve dini özgürlük içinde yaşamasına olanak tanıdı. Avrupa'nın zulmünden kaçan Yahudiler, bu topraklarda sinagoglarını inşa edip, kendi geleneklerini özgürce sürdürdüler. Bu tarihi gerçek, Türk topraklarının çok kültürlü mirasının önemli bir parçası olarak hafızalardaki yerini koruyor.



