Şirin bir bebek yanağı veya tüylü bir yavru kedi gördüğünüzde kendinizi bir anda 'seni yerim!' derken ya da onu ısırmak isterken buluyorsanız yalnız değilsiniz. Bilim dünyasının 'Sevimli Saldırganlık' adını verdiği bu kontrol edilemez dürtü, aslında beynin duygusal bir çöküş yaşamamak için devreye soktuğu gizli bir 'emniyet kemeri' niteliğinde. İşte detaylar…
Sevimli Saldırganlık Nedir?
Şirin mi şirin bir bebeğin fotoğrafına bakarken hiç içinizden 'Şunun yanağını ısırmak istiyorum!' diye geçirdiğiniz oldu mu? Ya da sevimli bir yavru kedi gördüğünüzde onu sıkarak sevme isteğine kapıldınız mı? Eğer bu hissi yaşadıktan sonra kendinizi sorgulayıp 'Acaba ben normal miyim?' dediyseniz müjde: Tamamen normalsiniz ve yalnız değilsiniz.
Bilim dünyası, dünya genelinde çok yaygın olan bu hisse özel bir isim bile verdi: 'Cute Aggression' (Sevimli Saldırganlık).
Her Şey 2015 Yılında Bir Laboratuvarda Başladı
Bu fenomen üzerine yapılan araştırmalar aslında çok yeni. Yale Üniversitesi'nden Oriana Aragón ve ekibi, 2015 yılında bu durumu ilk kez sistematik olarak inceledi. Araştırmada katılımcılara sevimli bebek ve hayvan fotoğrafları gösterildiğinde, beyinlerinde aşırı olumlu duyguların neden olduğu bir tür 'duygusal taşma' yaşandığı ve bunun sonucunda ısırma veya sıkma gibi saldırganca dürtülerin ortaya çıktığı belirlendi.
Bilim insanlarına göre bu durum, beynin aşırı mutluluk ve sevgi gibi yoğun duygularla başa çıkmak için geliştirdiği bir mekanizma. Yani aslında bu saldırganlık, duygusal bir dengeyi koruma çabası. Bu nedenle 'Sevimli Saldırganlık' tamamen normal ve sağlıklı bir tepki olarak kabul ediliyor.



