Türkiye'nin Sinema Hafızası Kurtarılıyor: Kayıp Filmlerin Peşinde Bir Arşiv Macerası
Türkiye'nin Sinema Hafızası Kurtarılıyor: Kayıp Filmler

Türkiye'nin Görsel Hafızası: Sinema Arşivinde Kurtarma Operasyonu

Bir toplumun hafızası sadece tarih kitaplarındaki rakamlardan ibaret değil. Toplumsal bellek, sokak silüetlerinde, insan bakışlarında, mimari dokularda ve en önemlisi sinemanın zaman makinesi işlevinde saklı. Türkiye'nin sinema hafızasını kurtarma çalışmalarının merkezinde yer alan Sinema Genel Müdürlüğü Destek Hizmetleri ve Arşiv Daire Başkanı Nihat Değirmenci, Habertürk'e önemli açıklamalarda bulundu.

Kayıp Filmler ve Tarihi Boşluklar

Türk sinemasında bugüne kadar çekilen toplam film sayısı ne yazık ki kesin olarak bilinmiyor. Bu belirsizliğin temel nedeni, resmi kayıt ve tescil işlemlerinin ancak 1987'de başlamış olması. Ancak mesele sadece bürokrasiyle sınırlı değil; çekildiği bilinmesine rağmen kopyaları tamamen yok olan filmlerin çokluğu, sinema tarihimizde büyük boşluklar yaratıyor.

Geçmiş yıllarda toplumsal bellek koruyucularını koruyamadığımızı belirten Değirmenci, büyük oranlarda geçmişimizin görsel kanıtlarını kaybettiğimizi ifade etti. Günümüzde ise bu konuda ince eleyip sık dokuyarak toplumsal belleğimizi olabilecek en tedbirli şekilde koruma altına aldıklarını vurguladı.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Tarihi Felaketler: Yangınlar ve Siyasi Müdahaleler

Türk sinema tarihinin en büyük fiziksel kaybı 1959'da yaşandı. İstanbul Belediye Sarayı'nın bodrum katında bulunan Lale Film deposundaki patlama ve ardından çıkan yangın, 1914-1959 yılları arasındaki binlerce makarayı küle çevirdi. 1959'a kadar olan üretimin yaklaşık yüzde 90'ının kayıp olduğu tahmin ediliyor.

Diğer önemli kayıp nedenleri şunlar:

  • Siyasi Müdahaleler: 1980 askeri darbesi döneminde 'sakıncalı' bulunduğu gerekçesiyle birçok film makarası yakılarak imha edildi.
  • Yurt Dışına Kaçırılma: İmha edileceği korkusuyla yapımcılar tarafından yurt dışına çıkarılan birçok filmin izi sonraki yıllarda kaybedildi.
  • Teknik Nedenler: Nitrat tabanlı filmlerin yanıcı özelliği nedeniyle 1953'te şehir içlerinde depolanmaları yasaklandı.

Dijital Kurtarma Operasyonu

1987-2025 arasında 11.777 adet yerli film kayıt ve tescil edilmiş durumda. Sinema Genel Müdürlüğü arşivinde ise çoğunluğu haber/belge film niteliğinde 13.500 kutu film bulunuyor. Bu filmlerin dijitalleştirilmesiyle birlikte bazı hatalı içerikler, isim ve künyeler de düzeltiliyor.

"Yılda ortalama 600 kutu filmi dijitalleştirebiliyoruz" diyen Değirmenci, bir filmi dijitalleştirmekle işin bitmediğini belirtti. Filmlerin uzmanlarca temizlenmesi, dijitalleştirilmesi, etiketleri ve içerik bilgilerinin karşılaştırılması, tahlilinin yapılması gibi süreçlerin ciddi zaman aldığını ifade etti.

İlk Türk Filmi ve Tarihi Kayıtlar

Türk sinema tarihinde ilk Türk filmi olarak genellikle 1914'te çekilen "İstanbul Ayastefanos'taki Rus Abidesi'nin Yıkılışı" kabul edilir. Ancak bu film günümüze ulaşmadığı için çeşitli tartışmalar da gündeme geldi. 1915'te kurulan Merkez Ordu Sinema Dairesi, dönemin savaş koşullarını belgeleyen pek çok filmin çekilmesini sağladı.

Bu senelerde Çanakkale Muharebeleri (1916), Galiçya Harekatı (1916), Alman İmparatoru'nun Dersaadet'e Gelişi (1917), Abdülhamit'in Cenaze Merasimi (1918), Sultan Vahdettin'in Kılıç Alayı (1918) gibi dönemin önemli olay ve kişileriyle ilgili belge filmler çekildi. Bu filmlerin kopyaları genel müdürlük film arşivinde muhafaza ediliyor.

Restorasyon ve Gelecek Hedefleri

Restorasyon konusunda önceliği nadir ve tarihi önemi büyük filmlere verdiklerini belirten Değirmenci, "Amacımız, Türkiye'nin görsel hafızası niteliğindeki bu kıymetli arşivi hem teknik açıdan güçlü bir koruma altyapısına kavuşturmak hem de kültürel miras olarak toplumla daha geniş ölçekte buluşturabilmektir" dedi.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Önümüzdeki 5 yıl içinde, arşivde bulunan film materyallerinin korunmasını sağlamak ve mümkün olan en geniş kısmını dijital ortama aktararak gelecek kuşaklara güvenli bir şekilde ulaştırmayı hedeflediklerini ifade etti. Web ve YouTube platformları üzerinden sunulan içeriklerin çeşitlendirilmesi ve arşivdeki tarihi görüntülerin daha görünür kılınması için çalışmaların devam ettiğini sözlerine ekledi.

Halka Açık Erişim ve Araştırmacı Desteği

Filmmirasim web sitesi ve YouTube SİNE kanalı üzerinden filmler herkesin kullanımına açık halde. Ayrıca filmlerden bir proje dahilinde yararlanmak isteyen kullanıcılar belirli bir ücret karşılığında filmlerden kesitler kullanabiliyor.

Arşivde bulunan filmlerin içerik tahlillerinde Türk Tarih Kurumu başta olmak üzere üniversitelerin ilgili alanlarındaki akademisyenlerden destek alındığını belirten Değirmenci, filmin dönem fotoğraflarıyla karşılaştırılarak konu hakkında varsa makale, haber, gazete kupürü ve yayınların esas alındığını ifade etti.

Osmanlıca metinler okunarak içerikle görüntü eşleştirmesi yapıldığını, bazen kutu üzerindeki isimle içeriğin örtüşmemesi durumuyla da karşılaşılabildiğini sözlerine ekledi.