Venedik Bienali'nde Gerilim: Rusya ve İsrail Dışlandı
Venedik Bienali'nde Gerilim: Rusya ve İsrail Dışlandı

Funda Karayel, Venedik'te yaşananları aktarıyor. 61. Venedik Bienali, 9 Mayıs 2026'da açılacak. Ancak bu yılki bienal, gergin jeopolitik olayların gölgesinde gerçekleşiyor. Uluslararası jüri, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından insanlığa karşı suçlardan yargılanan liderleri olan ülkelerin ödül başvurularını değerlendirmekten kaçınacağını açıkladı. Bu tarihi karar, Rusya ve İsrail'i Altın Aslan ve Gümüş Aslan yarışmasından fiilen dışlıyor. Sanat çevreleri, İsrail'in Arsenale'de ağırlanmasını 'art-washing' olarak nitelendirerek Bienal yönetimini kararı geri almaya çağırdı ancak değişen bir şey olmadı.

Bienalin Teması: In Minor Keys

Bienalin bu yılki teması 'In Minor Keys', Türkçeye en doğru biçimde 'minör tonlarda' olarak çevrilebilir. Baş küratör Koyo Kouoh, temayı şekillendirirken edebiyattan güçlü referanslara başvurmuş. Toni Morrison'ın 'Beloved' adlı eseri ile Gabriel Garcia Marquez'in 'Yüz Yıllık Yalnızlık' romanı, bienalin düşünsel omurgasını oluşturan iki temel metin olarak öne çıkıyor.

Konuşulacak Pavyonlar

Bienallerde her zaman büyük işler konuşulur ancak bu yıl mesele biraz daha sessiz ilerliyor. Türkiye pavyonu, Nilbar Güreş'in varlığıyla merak uyandırıyor. Finlandiya pavyonu ise Jenna Sutela'nın biyolojik sanat, mikroorganizmalar ve ses üzerinden kurduğu dünyayla insan-merkezli düşünme biçimini sorguluyor. Khaled Sabsabi'nin Avustralya Pavyonu, daha sergi açılmadan Venedik Bienali 2026'nın en tartışmalı alanlarından birine dönüştü. Küratörüyle birlikte projeden geri çekildiği, ardından sürecin yeniden devam ettiğine dair belirsiz açıklamalarla sanat dünyasından sert tepki aldılar. Konu aslında bir sanat projesinden çok, sanat-siyaset-sansür üçgeninde yaşanan bir kriz ve geri adım hikayesi.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Venedik Batıyor mu?

Venedik yarın yok olmayacak, ancak risk gerçek. Şehir, deniz seviyesinin yükselmesi ve sıklaşan su baskınları nedeniyle giderek daha kırılgan hale geliyor. Altyapı projeleri (örneğin MOSE Project) şehri korumaya çalışsa da, uzun vadede iklim krizi Venedik'in kaderini belirleyecek en büyük etken. Yani mesele 'Batacak mı?' sorusundan çok, ne kadar süre ve nasıl ayakta kalacak sorusu.

Murat Ülker'in Koleksiyonu

Yıldız Holding'in davetlisi olarak Venedik'te bulunan Funda Karayel, Murat Ülker'e koleksiyonu hakkında soru sorma fırsatı buldu. Ülker, 'Öncelikle ben koleksiyon yapmıyorum, beğendiklerimi alıyorum' diyerek kendini koleksiyoner olarak görmediğini belirtti. Müze fikri de yok. Ancak Yıldız Holding binası çoktan yaşayan, nefes alan bir müzeye dönüşmüş durumda. Sadece sanat eserleri değil, klasik arabalar da var. 2000'in üzerinde eser bulunan koleksiyonda Damien Hirst, Halil Kulaksız, Ekrem Yalçındağ, Burhan Doğançay, Seçkin Pirim gibi isimler yer alıyor. Uluslararası tarafta Germain Fabius Brest de var. En dikkat çekici parça ise Andy Warhol'un 'Cup with Ice Cream' işi. Sanatçının erken dönemine ait nadir eserlerden biri. Ayrıca hat sanatı da koleksiyonda önemli bir yer tutuyor; Said Abuzeroğlu gibi isimlerden eserler bulunuyor. Ülker, 'Bu bir koleksiyon değil, bu bir yaşam biçimi. Koleksiyon yapmıyorum, sevdiğim işleri biriktiriyorum' diyor.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması