ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela'ya yönelik artan tehditlerinin hemen ardından, Güney Amerika ülkesinin başkenti Caracas'ta şiddetli patlamalar yaşandı. Yaşanan gelişmeler sonrasında Venezuela hükümeti ülke genelinde olağanüstü hal ilan etti ve saldırıları ABD'ye bağladı. ABD basını ise harekât emrinin doğrudan Trump'tan geldiğini duyurdu.
Caracas'ta Gece Yarısı Paniği: En Az 7 Şiddetli Patlama
Venezuela'nın başkenti Caracas'ta, yerel saatle sabaha karşı 02.00 sıralarında, art arda gelen şiddetli patlama sesleri kenti uykusundan uyandırdı. Görgü tanıkları, en az 7 ayrı patlamanın yaşandığını ve seslerin kentin birçok bölgesinden net bir şekilde duyulduğunu aktardı.
Patlamaların ardından paniğe kapılan yüzlerce sivil, güvenli bölgelere ulaşmak için evlerinden çıkarak sokaklara doluştu. Kent üzerinde alçaktan uçan çok sayıda uçak ve helikopterin görülmesi, yaşanan kaosu ve korkuyu daha da artırdı.
Hedefler Askeri Tesisler ve Petrol Rafinerileri
Yapılan ilk tespitlere göre, saldırıların ana hedefleri arasında başkentteki askeri tesisler ve stratejik öneme sahip petrol rafinerileri yer alıyor. Venezuela, dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ülkelerinden biri olarak biliniyor.
Venezuela hükümet sözcüsü yaptığı resmi açıklamada, yaşanan bu "korkunç saldırıdan" Amerika Birleşik Devletleri'ni sorumlu tuttu. Açıklamada, ABD'nin nihai amacının ülkenin petrol ve değerli maden kaynaklarını ele geçirmek olduğu vurgulandı.
Trump'tan Gelen Emir ve Bölgedeki Gerilim
Olayla ilgili en çarpıcı iddia ise ABD basınından geldi. Birkaç önemli Amerikan medya kuruluşu, saldırı emrinin doğrudan Başkan Donald Trump tarafından verildiğini yazdı. Trump'ın daha önceki açıklamalarında Venezuela yönetimini devirmeye yönelik tehditlerde bulunması, bu iddiaları güçlendirdi.
Patlamaların hemen ardından Venezuela Devlet Başkanı, ulusa sesleniş yaparak ülke genelinde olağanüstü hal ilan edildiğini duyurdu. Alınan bu kararla, güvenlik önlemlerinin maksimum seviyeye çıkarıldığı ve sivil hareketliliğe kısıtlamalar getirilebileceği ifade edildi.
Uluslararası toplumun henüz resmi bir açıklama yapmadığı bu kritik gelişme, Latin Amerika bölgesinde yeni ve tehlikeli bir gerilim döneminin başlangıcı olarak yorumlanıyor. Yaşananlar, 3 Ocak 2026 tarihi itibarıyla dünya gündeminin ilk sırasına yerleşmiş durumda.