İngiltere merkezli Middle East Eye (MEE), Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Orta Doğu'da yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini yazdı. Analiz habere göre ABD'nin İsrail'i dizginlemekte yetersiz kalması, bölgenin üç önemli gücünü kendi güvenliklerini yeniden inşa etmeye itti. Ankara'nın öncülüğündeki yeni denklem, İsrail'in yıllardır sürdürdüğü sömürgeci emellerin karşısına güçlü bir askeri, ekonomik ve siyasi blok çıkarıyor.
İsrail'in sömürgeci egemenlik döngüsünü kıracak hamle
Middle East Eye'da yayımlanan analiz habere göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması, yalnızca üç ülke arasındaki askeri iş birliği olarak görülmemeli. Anlaşma, Orta Doğu'da uzun yıllardır devam eden İsrail'in yayılmacı politikalarına ve ABD'nin güvenlik şemsiyesine dayanan bölgesel düzeni değiştirme potansiyeline sahip. MEE'nin analizinde, İsrail'in Gazze'de başlayan ve işgal altındaki Batı Şeria, Lübnan'ın güneyi ve İran'a uzanan saldırı politikalarının bölge ülkelerinde ciddi bir güvenlik sorgulaması başlattığı belirtiliyor.
Bölgedeki hesaplar İsrail aleyhine değişiyor
Türkiye ve Arap ülkeleri uzun süre İsrail saldırıları karşısında tepki gösterse de doğrudan askeri bir karşılık vermedi. Ancak MEE'ye göre artık bölgedeki hesap değişiyor. Anlaşmanın ortaya çıkışındaki temel düşünce, Suudi Arabistan gibi bölge ülkelerinin güvenliklerini Washington'a bırakmak yerine kendi askeri ve stratejik kapasiteleriyle güvence altına alma arayışı olarak öne çıkıyor. Bu nedenle Mekke Anlaşması, İsrail'in sömürgeci egemenlik döngüsünü dengeleme ve Orta Doğu ülkelerinin kendi güvenlik mimarisini kurma girişimi olarak değerlendiriliyor. MEE, anlaşmanın bölgedeki hesapları İsrail aleyhine değiştirdiğini vurguladı.
Üç ülke aynı çatı altında birleşti
Kağıt üzerinde bile Mekke Anlaşması'nın ortaya çıkardığı askeri ve ekonomik tablo dikkat çekici. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın toplam nominal ekonomik büyüklüğü yaklaşık 3,3 trilyon dolara ulaşıyor. Üç ülkenin toplam askeri kapasitesi ise 5.600'ün üzerinde ana muharebe tankı, 1.100'ün üzerinde savaş uçağı, gelişmiş insansız hava araçları (İHA), balistik füze sistemleri, bir milyondan fazla asker ve Pakistan üzerinden nükleer caydırıcılık kapasitesi gibi önemli unsurları bünyesinde barındırıyor.
Orta Doğu'nun en önemli askeri güç merkezi
Bu tablo, anlaşmanın yalnızca siyasi bir mesajdan ibaret olmadığını ortaya koyuyor. Özellikle Türkiye'nin hızla büyüyen savunma sanayisi ile Pakistan'ın nükleer kapasitesi ve Suudi Arabistan'ın ekonomik gücü aynı stratejik çerçevede birleştiğinde ortaya Orta Doğu'nun en önemli askeri güç merkezlerinden biri çıkıyor.
Ankara yeni denklemin merkezinde
MEE analizinde Türkiye'nin anlaşmadaki rolüne özel önem veriliyor. Türkiye açısından mesele yalnızca Suudi Arabistan ve Pakistan'la askeri iş birliği yapmak değil. Ankara'nın karşı karşıya olduğu temel başlıklardan biri, İsrail'in Suriye'nin güneyindeki işgali. Türkiye, Suriye'deki yeni yönetimin güçlenmesini ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasını savunurken İsrail'in Suriye'nin güneyinde genişleyen askeri varlığını bölgesel istikrar açısından önemli bir sorun olarak görüyor. Bu nedenle Mekke Anlaşması, Ankara'ya Suriye dosyasında da daha güçlü bir diplomatik ve askeri pozisyon kazandırabilir.
MEE'ye göre Ankara ayrıca Türkiye'nin hızla büyüyen savunma sanayisi için Suudi Arabistan ve Pakistan gibi ülkeler yeni pazarlar anlamına geliyor. Bu da Türkiye'nin bölgesel savunma sanayisi ihracatındaki ağırlığını daha da artırabilir. Dolayısıyla Mekke Anlaşması Türkiye açısından güvenlik, savunma sanayisi, diplomasi ve bölgesel nüfuzun aynı noktada buluştuğu yeni bir stratejik alan oluşturuyor.
Türkiye'nin ağırlığı İsrail'in hesaplarını zorlaştırıyor
Ankara'nın yeni denklemdeki konumu burada özellikle önem kazanıyor. Türkiye, NATO üyesi olması, güçlü kara kuvvetleri, gelişmiş savunma sanayisi, geniş İHA/SİHA kapasitesi, balistik füze projeleri ve bölgesel askeri tecrübesi sayesinde anlaşmanın en önemli askeri aktörlerinden biri. Suudi Arabistan'ın finansal kapasitesi ve Pakistan'ın nükleer caydırıcılığıyla birleşen Türkiye faktörü, anlaşmayı klasik bir diplomatik deklarasyondan çok daha önemli hale getiriyor. Bu üçlü yapı, İsrail'in bölgede karşılaşabileceği askeri ve siyasi maliyeti yükseltebilir.



