İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, ülkesinin önümüzdeki iki yıl içinde karşılaşabileceği en kötü senaryolara hazır olduğunu bildirdi. Anadolu Ajansı'nın aktardığı açıklamada Arif, yarı resmi Fars Haber Ajansı'na değerlendirmelerde bulundu. Tahran yönetimi, ABD ile gerilimin tırmandığı bir dönemde iç piyasada istikrar vurgusu yapıyor.
Arif, şu anda halk ve piyasanın uyumu sayesinde hiçbir ürünün temininde sorun yaşanmadığını kaydetti. Hükümetin iki yıl içinde olası tüm kötü senaryolara karşı planlama yaptığını ifade eden Arif, “Hükümet, iki yıl içinde olası tüm kötü senaryolara karşı gerekli planlamaları yaptı. Halkın huzurunun korunması öncelikli hedef olmayı sürdürecek” dedi.
Arif'in açıklamasında yer alan “hiçbir ürünün temininde sorun yaşanmadığı” ifadesi, İran'ın mevcut durumda tedarik zincirlerinde aksama olmadığına yönelik bir güvence olarak öne çıktı. Bu durum, hükümetin piyasadaki dengeyi korumak için tedbirler aldığını gösteriyor.
Tahran'ın iki yıllık kriz hazırlığı
İranlı yetkilinin bu açıklaması, ülkenin özellikle dış ekonomik baskılar ve olası askeri çatışma senaryolarına karşı hazırlık yaptığını ortaya koyuyor. Arif'in “en kötü senaryo” vurgusu, hükümetin yalnızca bugünü değil gelecekte ortaya çıkabilecek krizleri de öngörmeye çalıştığına işaret ediyor.
Açıklamada, halkın temel ihtiyaçlara erişimini sürdürebilmek için piyasa ile koordinasyon içinde olunduğu aktarıldı. Herhangi bir ürün kıtlığı yaşanmadığı, ancak ileride yaşanabilecek olumsuz gelişmelere karşı stok ve planlama tedbirlerinin alındığı vurgulandı. Bu kapsamda yapılan hazırlıkların ayrıntısı verilmezken, yetkililerin temel önceliğinin halkın günlük yaşamının olumsuz etkilenmemesi olduğu ifade edildi.
Hatemül Enbiya Komutanı'ndan ABD eleştirisi
İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yürüten birimi Hatemül Enbiya Merkez Karargahı Komutanı Ali Abdullahi da ABD'nin İran'a yönelik açıklamalarına sert tepki gösterdi. İran basınına yansıyan haberlere göre Abdullahi, “ABD, bölgesel savaşı tırmandıracak bir savaş kışkırtıcılığı politikası takip ediyor” ifadesini kullandı.
Abdullahi, ABD'nin bu politikasını bölgede meşru olmayacak şekilde hakimiyet kurma stratejisinin tehlikeli bir sonucu olarak nitelendirdi. ABD'nin İran'a yönelik 28 Şubat'ta başlattığı saldırıyla birlikte “şeytani” hedeflerine ulaşmak için Müslümanların çıkarlarına ve kaynaklarına yönelik yıkım temelli saldırılarından kaçınmayacağını gösterdiğini söyledi. Abdullahi'nin açıklamaları, ABD'nin İran'a yönelik politikalarının yalnızca askeri değil ekonomik boyutunu da hedef aldığına işaret etti.
Bölge ülkelerine “kalkan” uyarısı
Abdullahi, sözlerini bölge ülkelerine yönelik uyarılarla tamamladı. ABD'nin bölgedeki ülkelerin zenginliğini ve altyapısını “çürümüş ordusuna” siper yaptığını öne süren Abdullahi, bu unsurların İsrail'in güvenliğini sağlamak için de kullanıldığını iddia etti.
ABD'nin savaşın maliyetini bölge ülkelerinin üzerine yıkmaya çalıştığını kaydeden İranlı komutan, bölge ülkelerinin ABD ile iş birliklerini gözden geçirmesi gerektiğini ifade etti. Aksi halde ABD'ye “kalkan” görevi gören ülkelerin de savaştan olumsuz etkileneceği uyarısında bulundu.
İran'dan gelen açıklamalarda öne çıkan başlıklar şöyle sıralanabilir:
- Cumhurbaşkanı Yardımcısı Arif, hükümetin iki yıllık hazırlık planının tamamlandığını bildirdi.
- Hükümetin en kötü senaryolara karşı planlama yaptığı ve halkın huzurunun öncelikli olduğu vurgulandı.
- Hatemül Enbiya Komutanı Abdullahi, ABD'yi bölgesel savaş kışkırtıcılığıyla suçladı.
- Bölge ülkelerine ABD ile iş birliğini gözden geçirme çağrısı yapıldı.
Arif ve Abdullahi'nin açıklamaları, İran'ın ABD karşısında hem ekonomik hem askeri olarak hazırlıklı olduğu mesajını pekiştirdi. Tahran'ın, olası bir çatışma ya da yaptırım sürecinde bölge ülkelerinin de etkileneceği yönündeki söylemi, krizin bölgeselleştirilmesi çabası olarak yorumlandı.
Bu açıklamalar, Tahran ile Washington arasındaki gerginliğin sürdüğü bir dönemde bölgesel yansımaları bakımından dikkatle izleniyor. Arif'in iki yıllık hazırlık planı ve Abdullahi'nin uyarıları, İran'ın hem iç piyasa hem de dış güvenlik açısından kendini korumaya dönük adımlarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.



