Timsahlı adalet! İsrail'den Filistinli esirlere Orta Çağ'ı aratmayan cezaevi projesi
Timsahlı adalet! İsrail'den Filistinli esirlere cezaevi projesi

İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Çevre Koruma Bakanı Idit Silman ile birlikte 4 Ağustos Salı günü, Filistinli esirlerin tutulduğu Ketziot Cezaevi'nin yüksek güvenlikli bir bölümünün çevresinde kazılan timsah hendeklerini denetledi. Ziyaret, Kudüs Bölge Mahkemesi'nin projeyi geçici olarak durdurmasına rağmen gerçekleştirildi.

Mahkeme 'Dur' Dedi, Ben-Gvir 'Timsahlar Gelecek' Dedi

Kudüs Bölge Mahkemesi, idari mahkeme sıfatıyla 2 Ağustos'ta verdiği ara kararda, 'Hayvanları Yaşatın' adlı derneğin yaptığı başvuru sonuçlanıncaya kadar timsahların cezaevi çevresine yerleştirilmesini yasakladı. Ancak mahkeme kararının ardından hendeklerin başına giden Ben-Gvir, 'Timsahların burada olması gerekiyordu ancak mahkeme önümüze engel çıkardı. Timsahlar olacak, bunun mücadelesini mahkemede vereceğiz' sözleriyle yargı kararına açıkça meydan okudu.

İsrail'de güvenlikten sorumlu bir bakanın, insanları vahşi hayvanlarla çevrili bir alanda tutma konusunda ısrar etmesi, projenin güvenlikten çok korkutma, aşağılama ve intikam amacı taşıdığı yönündeki eleştirileri güçlendirdi.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Ben-Gvir'e eşlik eden Çevre Koruma Bakanı Idit Silman da timsahların, İsrail'in Hamas'ın 'Nuhbe' birimine mensup olduğunu iddia ettiği Filistinlilerin tutulduğu cezaevlerinin çevresine yerleştirilmesi için toplantılar yaptıklarını açıkladı. Silman, 'Halkımıza saldıran herkes, geceleri timsahlarla çevrili bir yerde yatacağını bilsin' diyerek projeyi adeta resmî bir tehdit ve toplu cezalandırma aracına dönüştürdü.

Henüz suçluluğu mahkeme kararıyla kesinleşmemiş kişileri de kapsayabilecek böyle bir yaklaşım, insan onurunu esas alan uluslararası hukuk kurallarının yerine siyasi intikam anlayışının geçirilmesi anlamına geliyor.

170 Metrelik Hendek Kazıldı

İsrail makamları, hukuki ve çevresel itirazlara rağmen 22 Temmuz'da Ketziot Cezaevi'ndeki yüksek güvenlikli bölümün çevresinde yaklaşık 170 metre uzunluğunda hendek kazmaya başladı. İsrail basınına yansıyan bilgilere göre fiziki hazırlıklar, Ben-Gvir'in bakanlığı ve cezaevi yönetiminin koordinasyonuyla yürütüldü.

Uzmanlar, modern cezaevi sistemlerinde mahkûmların kaçmasını önlemek amacıyla timsah kullanılmasının bilinen bir örneği bulunmadığına dikkat çekerek hem hayvanların yaşamı hem görevliler hem de çevredeki insanlar açısından ciddi güvenlik riskleri bulunduğunu bildirdi.

Projenin önünü açmak için Çevre Koruma Bakanı Silman'ın Nil timsahının hukuki statüsünü değiştirdiği ve hayvanı 'yetiştirilen yabani hayvan' kategorisine aldığı belirtildi. Böylece güvenlik kurumlarının timsah bulundurabilmesinin önü açılmaya çalışıldı. Bu düzenlemeye Silman'ın kendi bakanlığındaki hukuk müşavirleri ile İsrail Doğa ve Parklar Kurumu'nun da karşı çıktığı bildirildi.

Hukuki tanımları siyasi bir ceza projesine uyarlama girişimi, İsrail yönetiminin yalnızca tutuklu haklarını değil, çevre ve hayvan haklarına ilişkin kendi mevzuatını da zorladığı eleştirilerine yol açtı.

Cezaevi Değil, Aşağılama Gösterisi

Ben-Gvir daha önce de Ketziot Cezaevi'nden görüntüler yayımlayarak Filistinli tutukluların koşullarının ağırlaştırılmasıyla övünmüştü. Tutukluların yiyecek ve battaniyeden mahrum bırakıldığı, demir levhaların üzerinde uyumaya zorlandığı ve sağlık hizmetlerine erişimlerinin sınırlandırıldığı yönünde çok sayıda ifade ve rapor bulunuyor.

İsrail Yüksek Mahkemesi'nin Filistinli tutuklulara yeterli yiyecek verilmesi yönündeki kararına rağmen cezaevlerinden çıkan kişilerin ağır kilo kaybı, açlık ve hastalık şikâyetlerinin sürdüğü Reuters tarafından da belgelendi. İsrail Cezaevleri İdaresi ise sistematik ihmal suçlamalarını reddederek uygulamaların yasalara uygun olduğunu savunuyor.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

İsrailli insan hakları örgütü B'Tselem'in serbest bırakılan Filistinlilerin ifadelerine dayandırdığı raporda; dayak, elektrik verme, cinsel şiddet, aşırı kalabalık koğuşlar, ağır tıbbi ihmal ve ölümlerle sonuçlanan kötü muamele iddiaları sıralandı. Birleşmiş Milletler İşkence Özel Raportörü de İsrail'e, Filistinli tutuklulara ilişkin yasalarını, politikalarını ve cezaevi uygulamalarını gözden geçirme çağrısında bulundu.

Bu raporlar, timsah hendeklerinin tek başına tuhaf bir siyasi gösteri olmadığını; kötü muamele, korkutma ve insanlıktan çıkarma iddialarının yer aldığı daha geniş bir cezaevi politikasının sembolü haline geldiğini ortaya koyuyor.

Uluslararası Hukuka Açık Meydan Okuma

Tutukluların vahşi hayvanlarla korkutulması veya böyle bir tehdidin devlet yetkilileri tarafından sistematik biçimde kullanılması, işkence ve insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele yasağı bakımından ciddi hukuki sorunlar doğuruyor. Cenevre Sözleşmeleri, işgal altındaki nüfusun onuruna saygı gösterilmesini ve tutukluların her türlü şiddet, tehdit, hakaret ve kamuoyu gösterisinden korunmasını öngörüyor.

İşkence yasağı ise savaş, güvenlik tehdidi veya olağanüstü hâl gerekçesiyle askıya alınamayan mutlak bir hukuk kuralı olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla 'timsahlı cezaevi' fikri yalnızca siyasi bir provokasyon değil; insan onurunu hedef alan ve uluslararası insancıl hukukla bağdaşmayan bir devlet uygulaması niteliği taşıyor.

Filistinli kurumların Temmuz 2026 başındaki verilerine göre İsrail cezaevlerinde 99'u kadın, 350'den fazlası çocuk olmak üzere yaklaşık 9 bin 400 Filistinli tutuluyor. Çok sayıda kişinin resmî suçlama yöneltilmeden veya yargılama yapılmadan idari tutukluluk kapsamında cezaevinde bulunduğu belirtiliyor. Ekim 2023'te Gazze'ye yönelik savaşın başlamasından bu yana İsrail cezaevlerinde kimliği açıklanan en az 90 Filistinlinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Uluslararası ve İsrailli hak örgütlerinin raporlarında aç bırakma, dayak, tecrit, tıbbi ihmal, cinsel şiddet ve işkence iddialarının giderek yaygınlaştığı kaydediliyor.

Gazze'de Yıkım, Cezaevlerinde Timsah

Gazze'deki askerî operasyonları Birleşmiş Milletler uzmanları ve çeşitli insan hakları kuruluşları tarafından soykırım ve diğer ağır uluslararası suçlar kapsamında değerlendirilen İsrail yönetiminin, işgal altındaki Filistinlilere yönelik cezaevi politikasını timsah hendekleriyle genişletme girişimi, hukukun yerini intikamın aldığı yeni bir aşamayı temsil ediyor.

Bir mahkeme kararına rağmen hendekleri denetleyen Ben-Gvir'in 'Timsahlar olacak' çıkışı ise İsrail hükümetindeki aşırı sağın, yargıyı, insan haklarını ve temel insani değerleri nasıl birer 'engel' olarak gördüğünü gözler önüne serdi.

Gazze'de bombalarla, Batı Şeria'da baskın ve yerleşim politikalarıyla, cezaevlerinde ise açlık, aşağılanma ve şimdi de timsah tehdidiyle karşı karşıya kalan Filistinliler açısından ortaya çıkan tablo, bir güvenlik politikasından çok kurumsallaştırılmış bir insanlık krizine işaret ediyor.