İsrail merkezli Mako sitesi, Türkiye'nin yerli savunma sanayisi projeleri, savaş gemileri, insansız hava araçları ve uzun menzilli füze sistemleriyle Doğu Akdeniz'deki güç dengesini değiştiren yeni bir deniz stratejisi izlediğini yazdı. Haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen askeri modernizasyonun İsrail'de yakından takip edildiği ve Türkiye'nin bölgesel etkisini giderek artırdığı belirtildi.
TCG İstanbul'un Lazkiye ziyareti ne anlama geliyor?
Mako'nun haberine göre, bu ayın başında tamamen Türkiye'de tasarlanıp inşa edilen ilk fırkateyn olan TCG İstanbul'un Suriye'nin Lazkiye Limanı'na yanaşması sıradan bir liman ziyareti değil, tarihi bir güç gösterisi olarak yorumlandı. Bu ziyaret, Suriye iç savaşının başlamasından bu yana Türk savaş gemilerinin Suriye donanmasına ait bir limanı ilk kez ziyaret etmesi anlamına geliyor.
Haberde, gelişmenin Rusya'nın yıllardır sürdürdüğü deniz etkisinin yerini Türkiye'nin almaya başladığının işareti olduğu ifade edildi. Mako'ya göre bu durum, İsrail açısından Doğu Akdeniz'deki denizcilik güç dengesinde önemli bir değişime işaret ediyor.
Mavi Vatan doktrini ve 462 bin kilometrekarelik alan
Haberde, Türkiye'nin denizlerdeki askeri yığınağının arkasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliği ve Türk Deniz Kuvvetleri'nin geliştirdiği Mavi Vatan doktrininin bulunduğu aktarıldı. Doktrin, Karadeniz, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'de yaklaşık 462 bin kilometrekarelik alanı Türkiye'nin stratejik etki sahası olarak tanımlıyor.
İsrail merkezli Mako'ya göre geçmişte büyük ölçüde Batılı ülkelerden ikinci el savaş gemileri temin eden Türkiye, bugün MİLGEM projesi kapsamında kendi savaş gemilerini ve denizaltılarını tasarlayıp üretebilen sayılı ülkeler arasında yer alıyor.
TCG Anadolu ve insansız hava araçları
Haberde, Türk donanmasının amiral gemisi olarak gösterilen TCG Anadolu'nun 27 bin tonluk amfibi hücum gemisi olduğu belirtildi. Türkiye'nin F-35 programından çıkarılmasının ardından bu geminin insansız hava araçları için bir platforma dönüştürüldüğü ifade edildi.
Mako, gemide katlanabilir kanatlı Bayraktar TB3 ile Kızılelma insansız savaş uçağının konuşlandırılmasının planlandığını belirtti. Bu sayede Türkiye'nin insanlı savaş uçaklarına ihtiyaç duymadan uzun menzilde denizden hava gücü oluşturabileceği öne sürüldü.
Denizaltı filosu ve ATMACA füzesi
İsrail açısından en dikkat çekici gelişmelerden birinin Türkiye'nin denizaltı filosu olduğu savunuldu. Hava bağımsız tahrik (AIP) sistemine sahip altı adet Reis sınıfı Tip-214 denizaltının envantere girmeye başladığı belirtilirken, proje tamamlandığında Türkiye'nin 12 ila 14 gelişmiş denizaltıya ulaşmasının beklendiği aktarıldı. Mako'ya göre bu durum, Türkiye'ye Doğu Akdeniz'de hem sayısal hem de teknolojik açıdan önemli bir avantaj sağlayacak.
Haberde ayrıca Türkiye'nin artık ABD yapımı Harpoon füzelerine eskisi kadar bağımlı olmadığına dikkat çekildi. 250 kilometrenin üzerinde menzile sahip ATMACA gemisavar seyir füzesinin Türk savaş gemilerine entegre edildiği, kara hedeflerine yönelik uzun menzilli GEZGİN seyir füzesinin geliştirme çalışmalarının sürdüğü kaydedildi.
Lazkiye'nin İsrail açısından stratejik önemi
Haberde, Lazkiye'de kalıcı bir Türk askeri varlığının oluşmasının İsrail açısından stratejik sonuçlar doğurabileceği öne sürüldü. Mako'ya göre böyle bir senaryoda Hayfa ve Aşdod limanlarına ulaşan deniz yolları Türk donanmasının yakın takibinde olacak. Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin daha da kötüleşmesi halinde bu durumun Tel Aviv açısından güvenlik riski oluşturabileceği değerlendirmesine yer verildi.
Kalkınma Yolu Projesi de analiz edildi
İsrail merkezli Mako, Türkiye'nin bölgesel etkisinin yalnızca askeri alanda değil, ekonomi ve ulaştırma koridorlarında da arttığını yazdı. Türkiye ile Irak'ın yürüttüğü 17 milyar dolarlık Kalkınma Yolu Projesi'nin Basra Körfezi'ndeki Büyük Faw Limanı'nı Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlamayı hedeflediği belirtildi.
Projeyle Asya ile Avrupa arasındaki taşımacılık süresinin yaklaşık 55 günden 25 güne düşürülmesinin amaçlandığı ifade edildi. Bunun gerçekleşmesi halinde Türkiye'nin Hürmüz Boğazı ve Süveyş Kanalı'na stratejik bir alternatif oluşturabileceği ve küresel ticaret üzerinde önemli etki kazanabileceği öne sürüldü.
Türkiye bölgesel boşluğu dolduruyor
Haberde değerlendirmelerine yer verilen uzmanlar, Rusya'nın Suriye'deki etkisinin azalması, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını kademeli olarak düşürmesi ve İran'ın mevcut koşulları nedeniyle oluşan jeopolitik boşluğu Türkiye'nin doldurmaya başladığını savundu. Mako, TCG İstanbul'un Lazkiye ziyaretiyle verilen mesajın yalnızca sembolik olmadığını belirterek, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de daha görünür ve etkin bir deniz gücü olmayı hedeflediğini ifade etti.



