Bazı kişiler vardır ki, yaptıkları işi bir meslek olmanın ötesine taşıyarak bir yaşam felsefesine dönüştürüyor. Dün hayatını kaybeden Zihni Göktay, rekortmeni olduğu Türk tiyatrosu için özel anlamlara sahip bir sanatçı olmasının yanı sıra birçok kişi için çalışmanın kutsallığı adına sembol kişilerden biriydi.
İşini Yaşam Felsefesine Dönüştürdü
Tiyatronun en ikonik temsilcilerinden biri olarak aramızdan ayrılan Zihni Göktay, çalışmayı yaşam felsefesine dönüştüren kişilerdendi. Göktay; emeğin ve disiplinin gerek kendi, gerekse başkalarının hayatında oluşturduğu farkındalığı, her fırsatta en somut şekilde gözler önüne seren bir yaşam sürdü.
Büyük ve Kesintisiz Yürüyüş 1985'te Başladı
Türkiye'de en fazla sahnelenen tiyatro eseri ve Türk operet tarihinin yapı taşı olan 'Lüküs Hayat', Cumhuriyet'in 10'uncu yılı olan 1933'te prömiyer yaptı. Cemal Reşit Rey'in bestelediği, kardeşi Ekrem Reşit Rey'in metinlerini yazdığı bu ölümsüz eser, yıllar içinde farklı ustalar tarafından sahnelense de modern dönemdeki o büyük ve kesintisiz yürüyüşüne 6 Mart 1985'te başladı.
Dünya Tiyatro Tarihinde Fenomen Oldu
'Lüküs Hayat'ta tam 28 yıl boyunca 'Rıza' karakterini canlandıran merhum sanatçı, 2017'de verdiği bir röportajda bu rol için 5 bin 200 kez sahneye çıktığını dile getirmişti. En azından 1985'ten sonra kaç kez sahnelendiğini bilmemizi sağlayan bu veri, düz bir matematiksel hesapla Zihni Göktay'ın ortalama iki günde bir seyirci karşısına çıktığını ortaya koyuyor. Bu, sadece bir başarı değil; bir insan bedeninin, zihninin ve ruhunun işine duyduğu muazzam sadakatin ve çalışma azminin göstergesi. Göktay kadar aynı rolde bu kadar çok sahneye çıkan sanatçı sayısı, tüm dünyada bir elin parmaklarını geçmez. Bu durum da Zihni Göktay'ı sadece ulusal değil, dünya tiyatro tarihinde bir fenomen haline getiriyor.
Bir etkileyici kısım da 28 yıl boyunca eserin kadrosunun 3 dönemde ayrı ayrı yenilenmesine rağmen Zihni Göktay'ın tiyatronun orta yerinde bir kutup yıldızı gibi sabit kalmasıydı. Göktay, değişen oyuncu kadrosunda 134 farklı oyuncuyla sahneye çıktı.
Bir Köşeye Çekilip Oturmayı Reddetti
Zihni Göktay'ın ilerlemiş yaşına rağmen hayranlık uyandıran istikrarı, çalışmayı ruhsal bir gıda haline getirdiğinin en büyük göstergesi. 2012'de geçirdiği kalp ameliyatı neticesinde, gönlü hiç elvermese de 'Lüküs Hayat'tan uzaklaşması, Göktay için çalışmamak; hastalığa yakalanmak demekti, yaşlanmak demekti, zihnen ve bedenen teslim olmak demekti. Üretememek, bildiklerini aktaramamak adeta bir yok oluş demekti. Göktay, bir köşeye çekilip oturmayı Victor Hugo'nun; "Çalışmak hayat, düşünmek ışıktır" felsefesiyle reddediyordu.
Yaşayan Ders Kitabıydı
Zihni Göktay, sahnesiz kalmanın kendisi için hayata erken bir veda olduğunu düşündüğünden dolayı ilerlemiş yaşına ve geçirdiği kalp ameliyatına rağmen her fırsatta perdelere yeniden sarıldı. 2014'ten itibaren diğer bir klasik olan 'Cibali Karakolu' ile salonları doldurdu; 2023'ten itibaren 'Hisse-i Şayia', 2024'ten itibaren ise 'Gidiş Dönüş Rusya (Retro)' oyunlarında sergilediği performanslarla zamana meydan okudu. Son olarak 2025'ten itibaren; "Başkalarına aktarılmayan bilgi, ıslak toprağa yağan kar gibidir" felsefesiyle, kendisi gibi ömrünü sanata adamış meslektaşı Cihat Tamer ile birlikte, 60 yıla varan kariyerlerindeki deneyimlerini, 'Bir Varmış Bir Yokmuş' adlı müzikli gösteriyle paylaştı. Adeta kendi hayatlarının ve savundukları o eski sahne ahlakının bir özeti niteliğindeki oyun, aslında genç kuşaklara bırakılmış canlı bir ustalık sınıfı ve tiyatro tarihinin yaşayan ders kitabıydı.
Zihni Göktay, son nefesine kadar ıslak toprağa kar yağdırmadı. Bilgisini, neşesini ve tuluat sanatının paha biçilemez mirasını çalışarak, üreterek geleceğe taşıma adına uğraş verirken paylaşmanın ve çalışmanın kutsallığının altını ziyadesiyle yetkin bir sunumla çizdi.
İsmail Dümbüllü Anısı
Zihni Göktay, oyunculuğa yeni başladığı yıllarda İsmail Dümbüllü ile olan bir anısını şöyle anlatmıştı: "Büyük halk sanatkarı, İsmail Dümbüllü başımı okşadı. Babamın dükkanına gelmişti. Babam Fatih'te terziydi. Onun pişekârı Tevfik İnce, göbekli olduğu için kıyafetlerini babama diktiriyordu. Babam; 'Bizim oğlan da halk evine gidiyor. Tiyatrocu olacak' deyince, 'Allah, benim gördüğüm umurları sana da nasip etsin' diyerek, başımı sıvazladı. Ben de elini öptüm."
Zihni Göktay, her ne kadar ömrünü sahneye adasa da, geniş kitlelerin evine sinema filmleri ve televizyon aracılığıyla da girdi. Örneğin; 'Bizimkiler'deki 'Muvaffak Bey', 'Cennet Mahallesi'ndeki 'Ethem' karakteri gibi rollerle, tiyatroya hiç gitmemiş milyonların bile kalbine o tanıdık, hınzır ve babacan tavrıyla dokunmayı başaran Zihni Göktay, tiyatrodaki tuluat yeteneğini ekranlara aynı disiplinle taşıdı.



