
Tel Aviv yönetiminin Gazze'ye yönelik insanlık dışı ablukası, her saati bir trajediye dönüştürüyor. Son 24 saat içinde -inanması güç ama- tam 10 masum insan daha açlığa yenik düştü. Bu, sadece bir istatistik değil; bir ailenin babası, bir çocuğun annesi, bir toplumun geleceğiydi.
İsrail'in uyguladığı kıtlık politikaları, artık gizlenemeyecek kadar göz önünde. BM yetkilileri bile durumu "korkunç" olarak nitelendiriyor ama kelimeler acıyı hafifletmiyor. Gazze'nin her köşesinde açlıkla mücadele eden insanlar var ve uluslararası toplumun sessizliği adeta bir ihanet.
Uluslararası Tepkiler Yetersiz Kalıyor
Dünya liderleri her gün yeni açıklamalar yapıyor ancak somut adımlar gelmediği sürece bu sözlerin hiçbir anlamı yok. İnsani yardım kuruluşları, bölgeye giriş izni alamamanın frustrasyonunu yaşıyor. "Sınırlı erişim" denen şey aslında tam bir erişimsizlik.
Bölgeden gelen görüntüler -eğer dayanabilirseniz izleyin- insanın içini parçalıyor. Çocukların gözlerindeki boş bakışlar, annelerin çaresizlikleri, yaşlıların bitkin halleri... Bunlar savaşın görünmeyen yüzü ve Tel Aviv bunun sorumlusu.
Peki Ya Çözüm?
Aslında çözüm basit: insani yardımlara derhal ve koşulsuz erişim izni. Ama siyasi hesaplar insan hayatından daha değerli göründüğü sürece bu kısır döngü devam edecek. Uluslararası toplumun acilen harekete geçmesi gerekiyor - dün değil, şimdi!
Gazze'de durum o kadar kritik ki, artık gıdadan çok umut tükeniyor. İnsanlar sadece açlıkla değil, umutsuzlukla da mücadele ediyor. Ve maalesef, dünyanın geri kalanı bu trajediyi izlemekle yetiniyor.