
Gazze'de yaşananlar artık kelimelerle ifade edilemeyecek boyutta. İnsanlık adına yürekleri burkan bir tablo var karşımızda. Bölgeden gelen son rakamlar, durumun ne kadar vahim olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Filistin Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, 7 Ekim'den bu yana devam eden çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısı 62 bin 895'e ulaştı. Bu sayı neredeyse küçük bir şehir nüfusu kadar. Her bir rakamın bir insan, bir hayat, bir aile dramı olduğunu unutmamak lazım.
Yaralı sayısı ise dudak uçuklatacak cinsten: 92 bin 805. Yani nüfusun neredeyse yarısı ya ölmüş ya da yaralanmış durumda. Bu nasıl bir yıkım, nasıl bir insanlık trajedisi artık sormak gerekiyor.
Enkaz Altında Kayıp Yaşamlar
Bakanlığın açıklamasına göre, enkaz altında kaldığı tahmin edilen kayıpların sayısı ise bilinmiyor. Ya da kimse tam olarak bilmek istemiyor. Çünkü gerçek rakamların çok daha yüksek olabileceği konuşuluyor gizli gizli.
Son 24 saate bakınca -sadece bir günde- 112 kişi daha hayatını kaybetmiş. 173 kişi de yaralanmış. Bu nasıl bir günlük istatistik Allah aşkına? Normalde bir ülkenin aylık, hatta yıllık kayıp rakamları bile bu kadar olmaz.
Ve işin en acı tarafı: ölenlerin çoğunun kadınlar ve çocuklar olması. Savunmasız insanlar yani. Savaşın kuralları mı kalmış ama, kim dinliyor ki?
Uluslararası Tepkiler ve Sessizlik
Uluslararası toplum ise -her zamanki gibi- ya sessiz ya da etkisiz. BM'nin kararları, insan hakları örgütlerinin raporları havada kalıyor. Sanki Gazze dünyadan izole bir gezegen de, orada olanlar kimseyi ilgilendirmiyor.
Oysa insan hakları evrensel değil miydi? Ya da artık değil mi? Sorular çok, cevaplar yok maalesef. Ortadoğu'nun kanayan yarası her gün daha da derinleşiyor.
Dünya liderleri zirve üstüne zirve yapıyor ama Gazze'deki insanlar hala temiz suya, ilaca, gıdaya hasret. Paradoks değil de nedir bu?
Durum içler acısı. Ve maalesef bitmiş değil. Her geçen gün yeni kayıplar, yeni acılar ekleniyor bu kara tabloya. İnsanlık olarak hepimizin bu konuda daha fazla ses çıkarması gerekiyor belki de. Çünkü susmak, seyirci kalmak suça ortak olmaktır bazen.