Hamas'ın yeni lideri Halil Hayye, teşkilat içindeki liderlik yarışını sadece 1 oy farkla kazandı. Bu sonuç, Hamas'ın iç dinamiklerinde İran'a yakın çizginin güçlendiğini ancak Türkiye-Katar cephesinin de önemli bir ağırlığa sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Liderlik Seçimi ve Sonuçları
Geçtiğimiz ay yapılan Hamas liderlik seçiminde, İran'a yakınlığıyla bilinen Halil Hayye, Türkiye-Katar çizgisinde duran Halid Meşal'i 34'e karşı 35 oyla geride bırakarak liderliği üstlendi. Bu aritmetik, Hamas içindeki İran meylinin güçlendiğini ama aynı zamanda Hayye'nin karşısında güçlü bir Türkiye-Katar cephesinin olduğunu gösteriyor.
1987'deki kuruluşundan beri Hamas, Arap ve İslam dünyasındaki farklı ülkelerden dönem dönem destek gördü, ancak hiçbirinin boyunduruğu altına girmedi ve özgürlüğünü korumayı başardı. Halil Hayye döneminde Hamas'ın vereceği en önemli sınav, İran'la ilişkilerin dozunu ayarlamak olacak gibi görünüyor.
Aksa Tufanı'nın Üç Ana Hedefi
Merhum İsmail Heniyye, Aksa Tufanı'nın başlangıcından kısa bir süre sonra, Dünya Müslüman Alimler Birliği'nin 9-10 Ocak 2024'te Katar'ın başkenti Doha'da düzenlenen toplantısında yaptığı konuşmada, Aksa Tufanı'nın üç ana hedefini şöyle sıralamıştı:
- Filistin davasının dünya gündemine taşınması: Heniyye, Tufan öncesinde Filistin davasının bütün dünya çapında ikinci plana itildiğini ve gündemden düşürüldüğünü belirtti.
- İsrail'deki radikal hükümetin devrilmesi: Heniyye, İsrail'de dini ve milli açıdan son derece radikal bir hükümetin iş başına geldiğini ve bu hükümetin Kudüs ve Mescid-i Aksa'ya saldırıları, Batı Şeria'nın Yahudileştirilmesi ve Gazze ablukasının sürdürülmesini gündeminin ilk sırasına yerleştirdiğini ifade etti.
- Normalleşme anlaşmalarının durdurulması: Heniyye, normalleşme anlaşmalarıyla İsrail işgal rejiminin bölgede normal ve meşru bir aktör olarak kabul görmesinin Filistin davasını heba etmek pahasına yapıldığını ve bu durumun çok tehlikeli olduğunu vurguladı.
Mekke Anlaşması ve Yeni Fırsatlar
Gelinen noktada, Aksa Tufanı'nın üç ana hedefinin de yerine geldiği söylenebilir: Filistin meselesi artık dünya çapında gündemde; birkaç ay sonra yapılacak seçimlerde Netanyahu ve faşist ortaklarının devrilmesi neredeyse kesin; Arap dünyasında İsrail'le ilişkiler konusunda başlatılan trend ve başkentler arasında dolaşan tren şu anda durdu. İbrahim Anlaşmaları'nın yerini Mekke Anlaşması aldı örneğin.
Mekke Anlaşması'nın doğuracağı taze fırsatları kullanıp kullanmamak, Hamas'ın yeni yönetiminin elinde. Ancak İran'a fazlaca kulak verirlerse ve tümüyle Tahran'a tabi olurlarsa, Arap dünyası çapında bir dışlanmayla karşılaşacakları da açık. Tercih kendilerinin.



