Havacılık Tarihine Geçen En Sıra Dışı Uçak Kazaları
Havacılık Tarihine Geçen En Sıra Dışı Uçak Kazaları

1980'lerden 2000'lere kadar yaşanan bazı uçak kazaları ve acil durumlar, havacılık tarihinin en sıra dışı olayları arasında yer aldı. Havada kopan kokpit camları, motorsuz şekilde indirilen yolcu uçakları, pilot hataları ve mucizevi kurtuluşlarla sonuçlanan bu olaylar; modern havacılığın güvenlik kurallarının şekillenmesinde büyük rol oynadı.

1. Uçağın Arka Basınç Bölmesi Havada Patladı

12 Ağustos 1985'te Tokyo-Osaka seferini yapan Japan Airlines'a ait Boeing 747, kalkıştan kısa süre sonra ciddi bir yapısal arıza yaşadı. Uçağın arka basınç bölmesi yıllar önce yapılan hatalı bir tamir nedeniyle havada patladı. Patlama dikey kuyruğu kopardı ve tüm hidrolik sistemleri devre dışı bıraktı. Pilotlar yaklaşık 32 dakika boyunca neredeyse kontrol edilemeyen uçağı havada tutmaya çalıştı. Yolcular son anlarında ailelerine veda notları yazdı; bu notlar daha sonra enkazda bulundu. Uçak sonunda dağa çakıldı. 524 kişiden yalnızca 4 kişi kurtuldu. Bu olay hâlâ tek bir uçakta yaşanan en ölümcül havacılık kazası olarak biliniyor. Soruşturma sonunda Boeing'in yıllar önce yaptığı hatalı tamirin faciaya yol açtığı ortaya çıktı. Olay sonrası bakım prosedürleri dünya çapında değiştirildi.

2. Uçağın İki Motoru Kuşlar Yüzünden Bozuldu, Uçak Nehre İndirildi

15 Ocak 2009'da New York'tan havalanan Airbus A320, kalkıştan kısa süre sonra Kanada kazlarından oluşan büyük bir kuş sürüsüne girdi. İki motor da neredeyse aynı anda güç kaybetti. Kaptan Chesley Sullenberger ve yardımcı pilot Jeffrey Skiles, birkaç dakika içinde imkânsız bir karar vermek zorunda kaldı. Havalimanına geri dönmek yerine uçağı Hudson Nehri'ne indirdiler. Uçaktaki 155 kişinin tamamı kurtuldu. Olay dünya çapında "Hudson Mucizesi" olarak anıldı. Soruşturma, pilotların kararının doğru olduğunu ortaya koydu; simülasyonlarda havalimanına dönüş denemeleri çoğunlukla başarısız olmuştu.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

3. Pilot Çocuklarını Kokpite Aldı, Çocukların Yaptığı Hata Fark Edilmedi

23 Mart 1994'te Moskova-Hong Kong seferini yapan Aeroflot uçağında kaptan pilot çocuklarını kokpite aldı. O dönemde bu davranış resmî olarak yasak değildi ancak son derece riskliydi. Pilotun oğlu kısa süreliğine kumandalara dokunduğunda otopilot sistemi kısmen devreden çıktı. Mürettebat başlangıçta durumu fark etmedi. Uçak giderek daha sert şekilde yatmaya başladı ve sonunda kontrol kaybedildi. Airbus A310 Sibirya'da düştü; uçaktaki 75 kişinin tamamı hayatını kaybetti. Kaza ses kayıtları yıllarca havacılık eğitimlerinde "kokpit disiplini" örneği olarak kullanıldı.

4. Kaptan Pilot Camdan Dışarı Çıktı

10 Haziran 1990'da Birmingham-Malaga seferini yapan British Airways uçağında kokpit camı havadayken yerinden çıktı. Ani basınç kaybıyla kaptan pilot Timothy Lancaster'ın vücudunun büyük kısmı uçak dışına savruldu. Kabin memuru Nigel Ogden pilotun bacaklarına sarılarak düşmesini engelledi. Yardımcı pilot Alastair Aitchison uçağı tek başına kontrol ederek Southampton'a indirdi. Olayın ardından yapılan incelemede camın yanlış boyuttaki vidalarla monte edildiği ortaya çıktı. Yani kazanın nedeni büyük ölçüde insan hatasıydı. Daha da ilginci, kaptan pilot ağır yaralansa da hayatta kaldı ve aylar sonra tekrar uçmaya başladı.

5. İki Uçak Aynı Anda Piste Girdi

27 Mart 1977'de İspanya'nın Tenerife Adası'nda yoğun sis altında iki Boeing 747 aynı piste girdi. KLM uçağının kalkışa başladığı sırada Pan Am uçağı hâlâ pistteydi. Yanlış anlaşılmış telsiz konuşmaları, kötü görüş ve zaman baskısı birleşince iki jumbo jet pistte çarpıştı. Çarpışma sonrası büyük yangın çıktı. 583 kişi hayatını kaybetti ve bu olay tarihin en ölümcül havacılık kazası olarak kayıtlara geçti. Bu felaket sonrasında havacılık iletişim kuralları tamamen değişti. Bugün kullanılan standart telsiz terminolojisinin büyük kısmı Tenerife sonrası geliştirildi.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

6. Uçağın Üst Gövdesinin Bir Kısmı Uçuş Sırasında Koptu

28 Nisan 1988'de Hawaii'de Hilo-Honolulu seferini yapan Boeing 737, yaklaşık 24 bin feet irtifadayken büyük bir yapısal arıza yaşadı. Uçağın üst gövdesinin yaklaşık 5-6 metrelik kısmı koptu ve kabin aniden açık havaya dönüştü. Yolcular kemerleri sayesinde koltuklarında kalırken kabin görevlisi Clarabelle Lansing dışarı savrularak hayatını kaybetti. Soruşturmada olayın temel sebebinin metal yorgunluğu ve yetersiz bakım olduğu ortaya çıktı. Uçak sürekli kısa mesafeli ada uçuşları yaptığı için çok fazla basınç döngüsüne maruz kalmıştı. Buna rağmen pilotlar ağır hasarlı uçağı Maui'ye indirmeyi başardı. Bu olay sonrasında yaşlanan uçakların bakım prosedürleri dünya genelinde sıkılaştırıldı.

7. Uçak Havadayken Yakıtı Bitti

23 Temmuz 1983'te Montreal-Edmonton seferini yapan Air Canada Flight 143'te iki motor da havada durdu. Nedeni ise inanılmaz derecede basitti: Kanada'nın metrik sisteme geçiş sürecindeki kilogram-pound karışıklığı yüzünden uçağa olması gerekenden çok daha az yakıt yüklenmişti. 41 bin feet irtifada motorsuz kalan Boeing 767, yaklaşık 17 dakika boyunca dev bir planör gibi süzüldü. Kaptan Robert Pearson'ın geçmişte planör pilotluğu yapmış olması büyük avantaj sağladı. Uçak eski bir askeri piste indirildi ancak pistin o gün otomobil yarışları için kullanıldığı ortaya çıktı. Buna rağmen büyük bir facia yaşanmadı ve herkes kurtuldu. Olay havacılık tarihinde "Gimli Glider" adıyla efsaneleşti.

8. Uçağın Motor Fan Diski Parçalandı, Tüm Hidrolik Sistem Yok Oldu

19 Temmuz 1989'da Denver-Chicago seferini yapan DC-10 tipi uçakta kuyruk motorundaki fan diski havadayken parçalandı. Motordan kopan parçalar uçağın üç hidrolik sistemini de yok etti. Bu durum, pilotların normal uçuş kontrollerini tamamen kaybetmesi anlamına geliyordu. Havacılıkta böyle bir arızanın ardından uçağın kontrol altında tutulması neredeyse imkânsız kabul ediliyordu. Pilotlar buna rağmen sadece motor güçlerini artırıp azaltarak yön kontrolü sağlamaya çalıştı. Yaklaşık 45 dakika süren mücadeleden sonra uçak Sioux City Havalimanı'na ulaşabildi. Ancak iniş sırasında uçak çok yüksek hızla ve sağ kanadı aşağıda piste temas etti. Sağ kanadın yere çarpmasının ardından uçak kontrolden çıkarak parçalandı, alev aldı ve pist boyunca taklalar attı. Enkaz büyük bir alana yayıldı. Kazanın televizyon kameraları tarafından canlıya yakın şekilde kaydedilmiş olması, olayı havacılık tarihinin en iyi belgelenmiş felaketlerinden biri hâline getirdi. Buna rağmen uçaktaki 296 kişiden 184'ü kurtuldu. Uzmanlar, tam hidrolik kaybı yaşayan bir yolcu uçağında bu kadar fazla kişinin hayatta kalmasını büyük bir mucize olarak değerlendirdi. Olay sonrasında pilot eğitimi, kriz yönetimi ve ekip koordinasyonu prosedürleri dünya genelinde yeniden gözden geçirildi.