Pentagon'un İran Çıkmazı: Bombalar Yetmedi, E-postayla 'Yaratıcı Fikir' Arıyorlar
Pentagon'un İran Çıkmazı: E-postayla 'Yaratıcı Fikir' Arıyorlar

ABD'nin İran'a karşı beş aydır sürdürdüğü askeri harekat, Washington yönetimini giderek daha zor bir stratejik çıkmazın içine sürükledi. Sahadaki en güçlü silahlarını kullanmasına rağmen Tahran'ı istediği şartlarda müzakere masasına oturtamayan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), bu kez istihbarat subayları ve askeri analistlerden İran'a baskı yapacak "yeni, yaratıcı ve alışılmışın dışında" yöntemler geliştirmelerini istedi.

Diplomatik ve askeri kaynaklara göre gönderilen elektronik posta, dünyanın en büyük askeri gücünün İran dosyasında yeni bir yol bulabilmek için kurum içinde adeta fikir seferberliği başlattığını gösterdi. CENTCOM'un istihbarat biriminde görevli üst düzey bir subay, geçen hafta çok sayıda askeri analiste gönderdiği elektronik postada, "Fikirlere ihtiyacımız var. İran'a baskı yapmanın ve onu cezalandırmanın yeni, yaratıcı ve alışılmışın dışında yollarını arıyoruz" ifadelerini kullandı. Bir başka kaynak da üst düzey bir ABD'li askeri yetkilinin benzer bir mesaj göndererek İran'la mücadelede kullanılabilecek yeni önerileri talep ettiğini doğruladı. CENTCOM'un "bütün seçenekleri" değerlendirdiği ve mevcut stratejinin yeniden ele alınmasına ihtiyaç duyulduğu belirtildi.

E-POSTAYLA BEYİN FIRTINASI

ABD ordusu içerisinde elektronik posta üzerinden geniş katılımlı "beyin fırtınası" yapılması alışılmış bir yöntem değil. Bu çağrı, Washington'ın geleneksel askeri seçeneklerle beklediği siyasi sonucu elde edemediğinin dolaylı bir itirafı olarak değerlendiriliyor. CENTCOM Sözcüsü Yüzbaşı Timothy Hawkins ise komutanlığın "yenilikçi düşünme ve hareket etme konusunda uzun bir geçmişe sahip olduğunu" belirterek, CENTCOM Komutanı Oramiral Brad Cooper'ın rütbesine bakılmaksızın bütün personeli operasyonel performansı geliştirecek fikirler sunmaya teşvik ettiğini söyledi.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Ancak yaşanan gelişme, Washington'daki stratejik arayışın yalnızca yenilikçi askeri düşünceyle açıklanamayacak kadar ciddi olduğunu ortaya koyuyor. ABD yönetimi, İran'ın nükleer programını dağıtmak, füze kapasitesini kırmak ve Tahran'ın bölgesel hareket alanını daraltmak amacıyla başlattığı harekatta yüzlerce hedefi vurmasına rağmen savaşın başlangıcında ilan ettiği temel hedeflere ulaşamadı. Uluslararası haber ajanslarının değerlendirmelerine göre Trump yönetiminin savaş boyunca ileri sürdüğü gerekçeler de zaman içinde değişirken İran, hem bölgesel saldırı kapasitesini hem de Hürmüz Boğazı üzerindeki pazarlık gücünü korumayı başardı.

SIRADAKİ HEDEF: KAZMA DAĞI

Washington'ın önündeki yeni askeri seçeneklerin başında, İran'ın nükleer programıyla bağlantılı olduğu değerlendirilen ve kamuoyunda "Kazma Dağı" adıyla anılan yeraltı kompleksinin vurulması geliyor. ABD ordusu, Kazma Dağı'nın yanı sıra nükleer programa ait malzeme ve ekipmanların bulunduğu düşünülen başka tesisleri de hedef alan senaryolar üzerinde çalışıyor. Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin yakınında bulunan bu alanın başlangıçta santrifüjlerin montajı için planlandığı, daha sonra İran'ın nükleer kaynaklarının bir bölümünün buraya taşınmış olabileceği ileri sürülüyor.

Trump'ın geçen yıl gerçekleştirilen saldırılardan sonra İran'ın nükleer tesislerinin "tamamen yok edildiğini" defalarca savunmasına rağmen Kazma Dağı'nın yeniden gündeme gelmesi, Washington'ın kendi zafer söylemiyle sahadaki istihbarat değerlendirmeleri arasındaki çelişkiyi de gözler önüne serdi. Fransızca yayımlanan analizlerde, İran'ın daha önce vurulan nükleer alanlardan bazı malzeme ve ekipmanları bu dağın derinliklerine taşımış olabileceği, tesisin girişleri ve yeraltındaki bölümleri hakkında ise kesin bilgi bulunmadığı kaydedildi. Trump da ABD'nin bu alanları sürekli izlediğini ve İran'ın gömülü nükleer stoklara ulaşmasını engellemek istediğini açıklamıştı.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Askeri kaynaklara göre ABD'nin en güçlü konvansiyonel sığınak delici bombalarının bile Kazma Dağı'nın derinliklerindeki tesisleri tamamen imha etmesi garanti değil. Yapının yüzlerce metre derinliğe uzandığı yönündeki değerlendirmeler, yalnızca hava saldırılarıyla kesin sonuç alınmasını zorlaştırıyor. Bu nedenle kompleksin bütünüyle ortadan kaldırılması için Amerikan özel kuvvetlerinin veya kara birliklerinin İran topraklarına girmesini gerektirecek bir operasyon seçeneği de masada tutuluyor. Ancak böylesi bir harekat, savaşın kapsamını genişletebilecek, Amerikan askerlerini uzun süreli bir çatışmaya sürükleyebilecek ve Trump'ın yıllardır eleştirdiği "sonsuz savaş" modelini yeniden üretebilecek ağır riskler taşıyor.

ZAFER OLMADI, "SEMBOLİK ZAFER" ARANIYOR

Trump'ın daha sınırlı ve gösteri niteliğinde saldırılar düzenlenmesini de değerlendirdiği belirtiliyor. Buna göre daha önce bombalanmış tesisler veya benzer hedefler yeniden vurularak, Washington'a kamuoyuna sunabileceği bir "sembolik zafer" kazandırılacak; Trump da İran'ın nükleer programı tamamen ortadan kaldırılmamış olsa bile savaşın sona erdiğini açıklayabilecek. Ancak ABD'li yetkililer, yalnızca görüntüsü güçlü fakat stratejik sonucu sınırlı bu saldırıların İran'ın müzakere tutumunu değiştirmeyeceği görüşünde.

Nitekim CIA ile ABD Savunma İstihbarat Ajansı'nın (DIA) değerlendirmeleri de tek başına bombardımanın Tahran'ın pazarlık pozisyonunu değiştirmeye yetmeyeceği yönünde. ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine'in de hava gücüyle Trump'ın açıkladığı bütün hedeflere ulaşılamayacağını kabul ettiği belirtildi. İran'ın ABD'den askeri bakımdan çok daha zayıf olmasına rağmen çatışmanın temposunu belirlemeye, Amerikan üslerini ve bölgedeki deniz trafiğini tehdit etmeye devam etmesi, Washington'ın üstün ateş gücünü siyasi sonuca dönüştürmesini güçleştiriyor.

BİR-İKİ HAFTALIK YOĞUN BOMBARDIMAN PLANI

Trump'a son aylarda İran'la savaşı daha da tırmandıracak çok sayıda seçenek sunuldu. CENTCOM tarafından hazırlanan planlardan biri, İran'ın füze kapasitesini yok etmeyi amaçlayan ve bir ila iki hafta boyunca kesintisiz devam edecek yoğun bir bombardıman kampanyasını öngörüyor. ABD bu ihtimale hazırlık amacıyla bölgeye ilave uçaklar, savaş gemileri, hava savunma sistemleri ve askeri personel gönderdi. Ancak Trump, geniş çaplı saldırı planlarını birçok kez duyurmasına rağmen son anda uygulamaktan vazgeçti.

Bu tereddüdün başlıca nedenlerinden biri, Amerikan ordusunun hava savunma füzesi stoklarındaki hızlı azalma. Orgeneral Caine'in, özellikle İran'ın balistik füze ve insansız hava aracı saldırılarını durdurmak için kullanılan önleme füzelerinin kritik düzeyde tüketildiği konusunda Beyaz Saray'ı uyardığı bildirildi. ABD yönetimi bir yandan İsrail'i, Körfez ülkelerini ve bölgedeki Amerikan üslerini korumaya çalışırken, diğer yandan kendi savunma kapasitesinin uzun süreli bir savaşta aşınmasından endişe ediyor. Köprülerin, enerji tesislerinin ve su arıtma merkezlerinin vurulmasını içeren geniş kapsamlı saldırıların çok sayıda sivilin ölümüne yol açabileceği uyarıları da operasyon planlarının önünde duruyor.

KARA HAREKÂTI MI, SONSUZ SAVAŞ MI?

Washington'ın önündeki en sert seçenek, ABD askerlerinin doğrudan İran topraklarına gönderilmesi. Trump daha önce stratejik Hark Adası'nın ele geçirilmesi veya İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarının güvence altına alınması amacıyla kara gücü kullanılabileceğini birkaç kez dile getirdi. Hark Adası'nın İran'ın petrol ihracatındaki önemi ve nükleer stokların bulunduğu alanların geniş bir coğrafyaya dağılmış olması, böyle bir operasyonun sınırlı bir baskından çok daha büyük ve uzun süreli bir işgale dönüşebileceği kaygısını artırıyor.

Diğer seçenek ise mevcut çatışma düzeninin devam etmesi. Bu senaryoda ABD ile İran arasındaki karşılıklı hava ve füze saldırıları sürecek, Amerikan askerlerinin ölme riski büyüyecek, tankerler ve ticari gemiler Hürmüz Boğazı'ndan geçerken yeni saldırılarla karşılaşacak. Temmuz sonunda İran'ın Amerikan donanmasının refakat ettiği tankerleri hedef alması ve boğazdaki gemi trafiğinin normal seviyelerin çok altına gerilemesi, savaşın enerji piyasaları üzerindeki baskısını daha da artırdı. Böyle bir tablo, Trump'ın seçim kampanyalarında sona erdireceğini söylediği "bitmeyen savaşların" en yenisinin İran'da kurulması anlamına gelecek.

TRUMP VURACAĞINI AÇIKLIYOR, SONRA VAZGEÇİYOR

Trump son iki gün içerisinde, savaşın beş ayı boyunca birçok kez görülen aynı yöntemi yeniden uyguladı. Önce İran'a karşı "geniş ve güçlü saldırılar" düzenleneceğini ilan etti, ardından bölge ülkelerinin ve Tahran'ın yeni bir anlaşma için süre istediğini belirterek saldırıları son anda durdurdu. Başkanlık uçağında gazetecilere konuşan Trump, "Anlaşma yapmayı neden tercih etmeyeyim? Ben insanları öldürmek istemiyorum" dedi ve İran'la yeni görüşmelerin ertesi gün başlayacağını savundu. Ancak görüşmelerin yeri, katılımcıları ve gündemi hakkında bilgi vermedi.

Tahran ise Trump'ın açıklamasını kısa sürede yalanladı. İran Dışişleri Bakanlığı, ABD ile doğrudan veya dolaylı yeni bir müzakerenin planlanmadığını, yalnızca Umman'la Hürmüz Boğazı'ndaki deniz geçiş güzergâhları konusunda temasların sürdüğünü açıkladı. İranlı yetkililer, Washington'ın Haziran ayında hazırlanan mutabakatın boğazın tamamen ve ücretsiz biçimde açılmasını zorunlu kıldığı iddiasını reddediyor. ABD bütün deniz yollarının herhangi bir ücret alınmadan açılmasını isterken, Tahran ise metnin İran'ın boğazdaki deniz trafiğini düzenleme ve denetleme yetkisini açıkça koruduğunu savunuyor.

SAVAŞIN DÜĞÜMÜ HÜRMÜZ'DE

Böylece Washington'ın İran çıkmazında tablo giderek daha ironik bir hâl alıyor. Pentagon dünyanın en gelişmiş bombardıman uçaklarına, uçak gemilerine ve sığınak delici bombalarına sahip olmasına rağmen Tahran'a nasıl baskı yapılacağını bulmak için personeline elektronik posta gönderiyor iken, Trump bir gün "büyük saldırı", ertesi gün "büyük anlaşma" ilan ediyor. İran ise savaşın askeri yükünü taşırken Hürmüz Boğazı'nı pazarlığın merkezinde tutmayı sürdürüyor.

Beş ayın sonunda nükleer program tamamen dağıtılamadı, İran'ın bölgesel saldırı kapasitesi ortadan kaldırılamadı ve Washington'ın beklediği siyasi değişim gerçekleşmedi. ABD'nin önünde artık üç zor seçenek bulunuyor: sonuç vermediği görülen bombardımanı büyütmek, büyük risk taşıyan bir kara operasyonuna girişmek ya da Trump'ın bitirmeyi vadettiği "sonsuz savaşlardan" birine daha razı olmak.