İran'dan Savaşın Seyrini Değiştirecek Hamle: Güvenlik Doktrininde Büyük Değişim
İran'dan Savaşın Seyrini Değiştirecek Hamle

İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun eski başkomutanı Muhsin Rızai'nin, ülkenin güvenlik ve dış politika kararlarında kritik rol oynayan Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nin sekreterliğine atanması, Tahran'ın ABD ve İsrail ile yaşadığı gerilimlerin yanı sıra Hürmüz Boğazı konusunda devam eden müzakereler açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Al Jazeera'ya göre, Rızai'nin görevi devralması, İran'ın ABD ve İsrail ile aylardır devam eden çatışmasının yanı sıra Washington ile yürütülen ancak sorunlarla karşılaşan müzakerelerin ve Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer ile egemenlik konusundaki anlaşmazlıkların kritik bir döneme girdiği bir süreçte gerçekleşti.

Rızai'nin Hürmüz Boğazı Vurgusu Dikkat Çekiyor

Rızai, İran'ın küresel petrol ve doğalgaz ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolüne büyük önem veriyor. Eski Devrim Muhafızları Komutanı Rızai, temmuz ayında yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü "düzinelerce atom bombasından daha değerli" olarak nitelendirmişti. Al Jazeera'nın aktardığına göre, Rızai geçen hafta da ABD'yi, İran limanlarına yönelik ablukanın devam etmesi halinde "ciddi riskler ve kayıplarla karşı karşıya kalacağı" konusunda uyarmıştı. Bu açıklamalar, Rızai'nin Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nin başına getirilmesinin Hürmüz Boğazı ve bölgedeki deniz ulaşımının Tahran'ın güvenlik politikasındaki önemini daha da artırabileceği yorumlarına yol açtı.

Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Neden Önemli?

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi, cumhurbaşkanlığı, dışişleri bakanlığı, silahlı kuvvetler ve güvenlik kurumlarının stratejik değerlendirmelerinin kesiştiği en önemli karar alma mekanizmalarından biri olarak öne çıkıyor. Bu nedenle konsey sekreterinin kimliği, özellikle İran'ın açık bir savaş ortamında bulunduğu ve ABD ile diplomatik müzakerelerin belirsizlik yaşadığı dönemlerde, yalnızca idari yetkileriyle sınırlı olmayan siyasi ve güvenlik anlamı taşıyor.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Tahran merkezli Orta Doğu Stratejik Çalışmalar Merkezi'nde kıdemli araştırma görevlisi Abbas Aslani, Al Jazeera'ye yaptığı değerlendirmede, Rızai'nin göreve askeri, ekonomik ve siyasi deneyimini taşıyacağını söyledi. Aslani, İran yönetiminin farklı devlet kurumlarını birbiriyle uyumlu hale getirebilecek bir isme ihtiyaç duyduğunu belirterek, Rızai'nin bu açıdan önemli bir tercih olduğunu ifade etti. Aslani'ye göre Rızai, güvenlik konusunda selefinden çok farklı bir çizgi temsil etmese de ülke içinde üstlenebileceği dengeleyici rol, atamanın önemini artırıyor.

Rızai Müzakerelerde de Rol Oynayabilir

Muhsin Rızai'nin, Tahran'ın ABD ile yürüteceği müzakerelerde de önemli bir rol üstlenebileceği belirtiliyor. Al Jazeera'ya konuşan Aslani, Rızai'nin İran'daki farklı siyasi ve güvenlik gruplarıyla iletişim kurabilmesinin atamadaki temel unsurlardan biri olduğunu söyledi. Aslani, farklı gruplara ulaşabilen ve onlarla iletişim kurabilen bir isme ihtiyaç duyulduğunu ve Rızai'nin bu nedenle seçilmiş olabileceğini belirtti.

Atama Sertleşmenin mi, Müzakerelerin mi İşareti?

Al Jazeera Arapça'nın görüştüğü analistler, Rızai'nin atanmasına ilişkin iki temel yorum üzerinde duruyor. İlk yoruma göre atama, ABD ile savaş ve artan gerilimler karşısında askeri ve güvenlik unsurlarının İran yönetimi açısından öncelik kazandığını gösteriyor. İkinci yoruma göre ise eski bir Devrim Muhafızları komutanının karar alma mekanizmasının merkezine getirilmesi, paradoksal biçimde, İran yönetiminin nihai bir anlaşmayı ülkedeki sertlik yanlısı kesimlere kabul ettirmesini kolaylaştırabilir.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

İranlı gazeteci ve siyasi analist Maşallah Şamsolvaezin'e göre daha radikal güçler, Rızai'nin askeri geçmişini ve özellikle daha önce Devrim Muhafızları'na komuta etmiş olmasını, konsey tarafından alınacak kararlara daha güçlü güvenlik ve siyasi güvenceler sağlayan bir unsur olarak görüyor. Şamsolvaezin, Rızai'nin konseyin başında bulunmasının özellikle müzakereler konusunda sertlik yanlısı kesimlerin önemli bir bölümünü yatıştırabileceğini belirtti. Bunun nedeninin ise eski bir Devrim Muhafızları komutanının zayıflık göstermekle veya İran'ın güvenlik çıkarlarını feda etmekle suçlanmasının daha zor olması olduğu ifade edildi.

Rızai'nin Atanmasına İki Farklı Dış Politika Yorumu

Al Jazeera'nın değerlendirmesine göre, Rızai'nin atanması dışarıdan bakıldığında birbiriyle çelişen iki farklı yoruma açık görünüyor. İlk yorum, atamanın ABD'nin artan baskısına karşı İran'ın sert bir yanıt vermeye hazırlandığını gösterdiği yönünde. Bu görüşe göre Tahran, yaptırımların, ablukanın ve askeri baskının artırılmasına benzer şekilde sert bir karşılık vereceğinin mesajını veriyor. Önceki mutabakatların ötesine geçen taleplerin gündeme gelmesi de İran'ı çatışmayı yönetmek için daha sert bir cepheyi temsil eden isimleri öne çıkarmaya yöneltiyor.

İkinci yorum ise büyük anlaşmaların her zaman ılımlı siyasetçiler aracılığıyla yapılmadığı görüşüne dayanıyor. Bu yaklaşımda, iktidarın merkezinde yer alan ve askeri-güvenlik çevrelerinde güçlü bir karşılığı bulunan bir ismin müzakere sürecinde daha etkili olabileceği savunuluyor. Askeri ve güvenlik geçmişine sahip bir figürün müzakere seçeneğini benimsemesi durumunda, söz konusu anlaşmayı ülke içinde savunmasının daha kolay olabileceği ve taviz vermekle suçlanmaya karşı daha az savunmasız kalacağı değerlendiriliyor.

Eski Devrim Muhafızları Komutanı Anlaşma İçin Güvence Olabilir

Şamsolvaezin, Rızai'nin askeri geçmişinin İran iç siyasetinde kendisine önemli bir koruma sağladığını ve gelecekte yapılabilecek herhangi bir anlaşmanın uygulanması açısından güvence oluşturabileceğini düşünüyor. Şamsolvaezin'e göre bu durum, Rızai'nin ABD ile siyasi müzakerelerin ilerletilmesinde rol oynayabilmesinin önünü açabilir. Bu bakış açısına göre, Devrim Muhafızları'nın eski komutanlarından birinin müzakere sürecinin merkezinde bulunması, İran'daki sertlik yanlısı çevrelerin olası bir anlaşmaya yönelik itirazlarını sınırlandırabilir.

Atama İran'ın Güvenlik Doktrininde Değişime mi İşaret Ediyor?

Ancak uluslararası ilişkiler profesörü Mohsen Farkhani, Rızai'nin atanmasını yalnızca müzakereler için iç siyasi destek arayışıyla açıklamanın yetersiz olduğunu savunuyor. Farkhani, atamanın İran güvenlik doktrinindeki olası bir değişimin yansıması olduğunu belirtti. Farkhani'ye göre karar, ABD'nin haziran ayında imzalanan Mutabakat Zaptı'nı (MoU) defalarca ihlal ettiği ve diplomasinin gerilimi ve savaşı kontrol altına almakta başarısız olduğu bir dönemin ardından geldi.

Farkhani, Rızai'nin Devrim Muhafızları'na komuta etme ve İran-Irak Savaşı sırasında güçleri organize etme konusundaki deneyiminin, İran'ın "cezalandırmaya dayalı saldırgan caydırma" anlayışına yönelmesiyle örtüştüğünü ifade etti. Bu yaklaşımın, İran'ın ciddi bir askeri çatışmaya ve uzun süreli bir yıpratma savaşına hazırlanması anlamına gelebileceği değerlendiriliyor. Farkhani, Rızai'nin göreve getirilmesinin karar alma ve uygulama süreçlerinde askeri ve güvenlik unsurlarının ağırlığını artırabileceğini belirtti. Bu durumda siyasi ve diplomatik seçenekler değerlendirilirken caydırıcılık ve savaş hesaplarının daha fazla öne çıkabileceği ifade ediliyor.

İran'ın Önündeki İki Yolu da Etkileyebilir

Farkhani, atamayı askeri ve güvenlik unsurlarına verilen önceliğin ve İran'ın tutumundaki sertleşmenin göstergesi olarak değerlendirirken, Şamsolvaezin ise Rızai'nin sertlik yanlısı geçmişinin olası bir müzakere yoluyla çözüme ülke içinde destek sağlamak açısından avantaj yaratabileceğini savunuyor. Bu nedenle Rızai'nin yeni görevi, yalnızca İran'ın güvenlik bürokrasisindeki bir değişiklik olarak değil, Tahran'ın ABD ile müzakereler, Hürmüz Boğazı'nın geleceği ve olası uzun süreli bir çatışma karşısındaki stratejik tercihlerini şekillendirebilecek önemli bir siyasi mesaj olarak değerlendiriliyor.