Modern Savaşların Yeni Hedefi: Veri Merkezleri ve Dijital Altyapılar
Uluslararası güvenlik uzmanı Dr. Emine Çelik, 28 Şubat'ta ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının, aktif savaş ve çatışma alanlarındaki köklü değişimi bir kez daha gözler önüne serdiğini belirtiyor. Tarafların birbirlerine son derece gelişmiş teknolojik balistik füzeler, beşinci nesil F-35 savaş uçakları, SİHA'lar ve uzun menzilli hassas vuruş kabiliyetine sahip platformlarla saldırdığı bu dönemde, Rusya-Ukrayna Savaşı ile birlikte yapay zeka entegreli sistemlerin neden olduğu dönüşümü ve savaş alanlarındaki acımasız değişimi yakından gözlemliyoruz.
Kritik Altyapılar Doğrudan Hedef Haline Geliyor
Son on yılda gelişen çatışma ve savaş alanlarına ilişkin analizler, dikkat çekici bir unsuru açığa çıkarıyor. Taraflar, birbirlerinin kritik tesis ve altyapılarına hem fiziksel hem de siber alanda yüksek düzeyde saldırılar düzenliyor. Enerji hatları, iletişim ağları, uydu sistemleri ve dijital altyapılar artık doğrudan savaşın hedefleri arasında yer alıyor. ABD-İran arasında süregelen savaşta da İran'ın, sivil bir yapı olarak nitelendirilen Amazon'un veri merkezine düzenlediği saldırıyla yepyeni bir cephenin daha açıldığını söylemek mümkün.
Veri Merkezleri Neden Kritik Hedefler Olarak Sınıflandırılıyor?
Veri merkezleri, dijital verileri depolamak, yönetmek ve işletmek için tasarlanmış tesisler olarak tanımlanabilir. İşletmelerin yapay zeka ve bulut bilişimine yönelik artan talebi neticesinde, daha fazla işlem gücüne sahip merkezlere duyulan ihtiyaç da arttı. Teknoloji sektörü genellikle "bulut" sistemini soyut ve dokunulmazmış gibi bahsetse de, bu sistemler aslında fiziksel adreslere sahip veri merkezlerinde çalışıyor.
Son on yılda devletler, hem ulusal güvenlik çıkarlarını korumak hem de yapay zeka ekosisteminde aktif oyuncu olmak adına veri merkezlerini kendi sınırları içerisinde inşa etmeye başladı. Bu inşanın neticesinde veri merkezleri, kritik tesis ve altyapı kategorisinde göreli hedef olarak nitelendirilmeye başlandı. Örneğin:
- ABD, veri merkezlerini 16 kritik altyapı sektöründen biri olarak kabul ediyor.
- İngiltere, 2024 yılı itibarıyla veri merkezlerini kritik ulusal altyapı olarak belirledi.
- AB de veri merkezlerine özel bir statü tanıdı.
Genel olarak bakıldığında, küresel düzeyde veri merkezleri artık kritik olarak sınıflandırılıyor.
İran'ın AWS Veri Merkezlerine Saldırısının Arkasındaki Strateji
Mart ayında İran, Amazon Web Services (AWS) tarafından işletilen veri merkezlerine saldırılar düzenledi. Bahreyn'de bir, Birleşik Arap Emirlikleri'nde iki adet bulunan AWS veri merkezleri, İran'a ait SİHA'lar ile vuruldu. Saldırılar sonrasında çıkan yangınlar, tesislerin çevrimdışı kalmasına ve bölge genelinde bankacılık, ödeme, teslimat uygulamaları ile kurumsal yazılımları etkileyen hizmet kesintilerine neden oldu.
İran devlet televizyonu, İran İslam Devrim Muhafızları'nın saldırıyı "bu merkezlerin düşmanın askeri ve istihbarat faaliyetlerini desteklemekteki rolünü engellemek" amacıyla gerçekleştirdiğini öne sürdü. Aslında sorunun cevabı, modern savaşın giderek veri merkezli bir yapıya evirilmesiyle yakından ilişkili.
Günümüzde veri merkezleri, salt ticari şirketlere hizmet sunan sivil altyapılar değil; aynı zamanda askeri iletişim, istihbarat analizi, uydu görüntülerinin işlenmesi, yapay zeka tabanlı hedefleme sistemleri ve operasyonel planlama gibi birçok stratejik faaliyetin yürütüldüğü dijital merkezler olarak işlev görüyor. Buradan hareketle, bulut altyapısı sağlayan şirketlerin veri merkezleri, devletlerin askeri kapasitesini dolaylı destekleyen "çift kullanımlı" altyapılar olarak değerlendirilebiliyor.
İran'ın bu tür tesisleri hedef alması, yalnızca fiziksel bir saldırıdan ziyade, ABD'nin dijital altyapısını, ekonomik faaliyetlerini ve askeri veri akışını sekteye uğratmaya yönelik daha geniş ve kapsamlı bir stratejinin parçası olarak yorumlanabilir. Böylece savaş alanı yalnızca kara, deniz, hava ve uzayla sınırlı kalmıyor; eş zamanlı olarak bulut sistemleri, veri merkezleri ve dijital ağların bulunduğu yeni bir "siber-fiziksel cephe" modern çatışmaların belirleyici unsurlarından biri haline geliyor.
Gelecekte Uydu Ağları da Hedef Olabilir Mi?
AWS tesislerine yönelik İran tarafından düzenlenen saldırılar, teknoloji politikası bağlamında bir dönüm noktası olarak nitelendirilebilirken, aynı zamanda tarihsel bir süreci takip ettiğini söyleyebiliriz. 100 yıl önce denizaltı telgraf kablolarına ve daha sonra fiber optik kablolara düzenlenen saldırılar gibi, yeni özel sektör teknoloji noktaları da askeri amaçlarla kullanıldığında veya kullanıldığı düşünüldüğünde kaçınılmaz bir şekilde saldırıya uğrama ihtimali taşıyor.
Kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ve iletişim ağının giderek artan hacmi, saldırıların salt yeryüzüyle kalamayacağına dair endişeleri de beraberinde getiriyor. Bu nedenle, benzer bir dinamiğin yakın gelecekte özel sektör tarafından geliştirilen uydu ağları ve uzay tabanlı iletişim sistemlerinde görülmesi muhtemel.
Sonuç olarak, dijital ve uzay temelli sivil teknoloji altyapılarının çatışmaların doğrudan parçası haline gelmesi, geleceğin çatışmalarında krizleri daha hızlı ve kontrolsüz biçimde tırmandırabilir. Bu durum, geri dönüşü zor uluslararası krizleri tetikleme potansiyeli taşıyor.



