MEB Fenomen Öğretmenleri Takibe Aldı: Çocuklar Sosyal Medya Malzemesi Olmasın!
MEB'den Fenomen Öğretmenlere Takip

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), sosyal medya platformlarında öğrencilerinin görüntülerini paylaşan ve bu içeriklerle popüler hale gelen öğretmenlere yönelik bir takip başlattı. 27 Aralık 2025 tarihinde gündeme gelen bu kararla, çocukların mahremiyetinin korunması ve eğitim ortamının güvenliğinin sağlanması hedefleniyor.

Sınıflar Kamusal Alana Dönüşüyor

Son dönemde sosyal medyada, öğretmenler tarafından sınıf içinde çekilip paylaşılan kısa videolara sıkça rastlanıyor. Bu görüntüler bazen eğlenceli bir ders anını, bazen öğrenciler arasındaki komik bir diyaloğu, bazen de bir hatayı konu alıyor. Ancak birkaç saniyelik bu paylaşımlar, farkında olunmadan, sınıfı herkese açık bir sahneye dönüştürüyor.

Paylaşım yapan öğretmenlerin niyeti ister eğlence, ister meslektaşlarıyla deneyim paylaşımı, isterse de popülerlik kazanma arzusu olsun, sonuç değişmiyor: Çocukların izinsiz ve mahremiyetleri gözetilmeden dijital dünyaya sunulması. O videolardaki çocuklar, bu içeriklerin gelecekte ne gibi sonuçlar doğurabileceğini kavrayamıyor ve dijital ayak izleri kalıcı hale geliyor.

MEB'den Kritik Sorumluluk Vurgusu

Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu adımı, öğretmenlik mesleğinin temelindeki sorumluluğa dikkat çekiyor. Bakanlık, öğretmenlerden, içerik üretme veya beğeni toplama kaygısından önce, öğrencilerini koruma görevini hatırlamalarını istiyor. Eğitimcinin rolü, çocukları alkışlardan, beğenilerden ve geçici popülerlikten önce muhafaza etmek olarak tanımlanıyor.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde, bir eğitimcinin elinde telefonla sınıfın ortasında durduğu, öğrencilerin anlık hallerini kaydettiği ve bu görüntüleri 'paylaş' tuşuna basarak tüm dünyaya açtığı senaryoların endişe verici olduğu vurgulanıyor. Bu durum, çocukların rızası olmadan ve potansiyel riskler düşünülmeden gerçekleştiriliyor.

Mahremiyet İhlali ve Kalıcı İzler

Uzmanlar, sınıf içi paylaşımların görünürde masum olabileceğini, ancak ciddi mahremiyet ihlalleri taşıdığını belirtiyor. Çocukların yüzleri, isimleri, tepkileri ve özel anları kamuya açılıyor. Bu durumun çocuklar üzerindeki olası olumsuz etkileri şöyle sıralanabilir:

  • Kişisel verilerin ve görüntülerin kontrolsüzce yayılması.
  • Gelecekte istenmeyen dijital bir kimlikle karşılaşma riski.
  • Arkadaşları veya çevresi tarafından alay konusu olma ihtimali.
  • Eğitim ortamının güvenli ve özel alan olma vasfını yitirmesi.

MEB'in konuyu takibe alması, eğitimde etik ve dijital sorumluluk konularının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bakanlığın bu hamlesi, öğretmenlerin sosyal medya kullanımına yönelik daha net etik kuralların ve farkındalık eğitimlerinin önünü açabilir. Nihai hedef ise açık: Çocukların korunaklı büyüme hakkını, dijital dünyanın her türlü riskine karşı gözetmek.