Yabancı Okullarda Türk Öğrenci Krizi: MEB Harekete Geçti
Türkiye'de yabancı ülke büyükelçilik ve konsolosluk çalışanlarının çocukları için özel olarak kurulan bazı okulların, mevzuatta belirlenen sınırları aşarak Türk öğrencileri de kabul ettiği yönündeki iddialar eğitim gündemini sarsıyor. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), bu ciddi iddialar üzerine acilen harekete geçerek tüm valiliklere resmi bir yazı gönderdi ve söz konusu eğitim kurumlarının derhal denetlenmesini talep etti.
Fransız ve Alman Okulları Öne Çıkıyor
Bakanlığın dikkat çektiği ve inceleme altına alınmasını istediği okullar arasında özellikle Fransız ve Alman kökenli eğitim kurumları ön plana çıkıyor. Elde edilen verilere göre, bu okullardaki öğrenci sayıları ve Türk öğrenci oranları oldukça dikkat çekici seviyelere ulaşmış durumda.
- Lycée Français Charles de Gaulle'de yaklaşık 750 öğrenci bulunuyor.
- Français Pierre Loti'de öğrenci sayısı 1400'ü aşıyor.
- Deutsche Schule İzmir'de 180 öğrenci eğitim görüyor.
- Ernst-Reuter Okulu'nda 160 öğrenci kayıtlı.
- İstanbul Almanya Büyükelçiliği Özel Okulu'nda ise 640 öğrenci mevcut.
Bu okullarda eğitim alan öğrencilerin neredeyse yüzde 90'ının Türk vatandaşı olduğu ifade ediliyor. Bu durum, okulların kuruluş amacından ciddi şekilde sapmış olabileceğine işaret ediyor.
Ulusal Eğitim Sisteminden Köklü Farklılıklar
Söz konusu okulların en tartışmalı yönlerinden biri, eğitim ve ölçme-değerlendirme sistemlerinin Türkiye'nin ulusal eğitim sisteminden radikal biçimde farklı olması. Okullarda öğrencilerin ders materyallerini paylaşması dahi sınırlandırılmış durumda ve her öğrencinin kendi materyalini kullanmak zorunda olduğu belirtiliyor.
Ayrıca bu kurumların, kendi bünyelerinde hazırladıkları özel sınav sistemlerini uyguladıkları ve ulusal sistemden tamamen farklı bir değerlendirme süreci yürüttükleri aktarılıyor. Bu durum, eğitimde standartların korunması açısından ciddi endişelere yol açıyor.
Milli Eğitim Politikalarıyla Uyumsuzluk
Söz konusu okulların bağlı oldukları ülkelerin müfredatını uygulaması da tartışmanın bir diğer önemli boyutunu oluşturuyor. Eğitim programlarında toplumsal cinsiyet eşitliği adı altında LGBTQ+ konularına yönelik başlıkların yer aldığı; hatta öğretmenlere bu alanlarda özel eğitimler verildiği ifade ediliyor.
Bu durum, Türkiye'nin milli eğitim politikaları ve değerleriyle doğrudan uyum sorunu yaşanmasına neden oluyor ve eğitimde ulusal bütünlüğün korunması açısından ciddi tartışmaları beraberinde getiriyor.
Yüzde 25 Puan Avantajı İddiası
En dikkat çekici sonuçlardan biri ise mezuniyet sonrası ortaya çıkıyor. Bu okullardan mezun olan Türk öğrenciler, ilgili ülkenin resmi diplomasını alıyor. Bu nedenle Türkiye'de "yabancı öğrenci" statüsünde değerlendirilen mezunlar, Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı'na (YÖS) girerek üniversite başvurusu yapabiliyor.
Bu sistemin, yerli öğrencilere kıyasla yaklaşık yüzde 25 oranında puan avantajı sağladığı öne sürülüyor. Bu durum, üniversite giriş sisteminde adaletsizliğe yol açabilecek ciddi bir sorun olarak değerlendiriliyor.
Yasal Statülü Okullar Sorunsuz İşliyor
Öte yandan, Türkiye'de uzun yıllardır faaliyet gösteren ve yabancı kökenli olmasına rağmen MEB mevzuatına tam uyumlu şekilde eğitim veren okullar da bulunuyor. St. Benoit, Robert Kolej, Dame de Sion, Avusturya Lisesi, Alman Lisesi ve İtalyan Lisesi gibi köklü kurumların bu kapsamda herhangi bir sorun yaşamadığı ve denetimlerden başarıyla geçtikleri belirtiliyor.
MEB yetkilileri, yasal statüsü bulunan ve mevzuata uygun hareket eden okulların faaliyetlerinde herhangi bir kısıtlama olmadığını, ancak kuruluş amacı dışına çıkan kurumlar için sıkı denetimlerin başlatıldığını ifade ediyor.



