15 Temmuz Sonrası Akademide FETÖ'den Arındırma: 7 Bin 236 Akademisyen İhraç
15 Temmuz Sonrası Akademide FETÖ Arındırması

15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadele kapsamında üniversitelerde kapsamlı bir arındırma süreci yaşandı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) verilerine göre, devlet ve vakıf üniversitelerinden toplam 7 bin 236 akademisyen ihraç edilirken, 15 vakıf üniversitesi kapatıldı. Bu rakam, darbe girişimi öncesinde Türkiye'de görev yapan akademisyenlerin yaklaşık yüzde 5'ine karşılık geliyor.

Akademide Örümcek Ağı: FETÖ'nün Kadrolaşma Stratejisi

FETÖ, eğitimi kuruluşundan itibaren stratejik bir alan olarak gördü. Dershaneler, özel okullar ve üniversiteler üzerinden oluşturulan ağ, zamanla yükseköğretim kurumlarında da etkisini artırdı. 15 Temmuz sonrası yürütülen incelemeler, akademideki yapılanmanın sanılandan çok daha geniş bir alana yayıldığını gösterdi. Örgüt, yıllar boyunca eğitim kurumları aracılığıyla öğrenci yetiştirdi, bu öğrencileri devletin kritik kurumlarına yönlendirdi ve akademik kariyeri teşvik ederek üniversitelerde kalıcı bir etki alanı oluşturdu.

15 Vakıf Üniversitesi Kapatıldı, 2 Bin 808 Akademisyen Görevden Alındı

Darbe girişiminin ardından alınan ilk dikkat çekici kararlardan biri, örgütle bağlantılı vakıf üniversitelerinin kapatılması oldu. 22 Temmuz 2016 tarihinde yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile farklı şehirlerde faaliyet gösteren 15 vakıf üniversitesi kapatıldı. Bu üniversitelerde görev yapan 2 bin 808 akademisyenin de görevine son verildi. Kapatılan üniversitelerin kampüsleri ve fiziki altyapıları daha sonra devlet üniversitelerine devredildi. Bazı kampüsler ise yeni kurulan yükseköğretim kurumlarının hizmetine sunuldu.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Devlet Üniversitelerinden 4 Bin 428 Akademisyen İhraç Edildi

OHAL sürecinde yayımlanan kararnamelerle akademide geniş çaplı bir tasfiye süreci yürütüldü. 672, 675, 677 ve 679 sayılı KHK'larla devlet üniversitelerinden toplam 4 bin 428 akademisyen ihraç edildi. Kapatılan vakıf üniversitelerinde görevine son verilen 2 bin 808 akademisyen de eklendiğinde sayı 7 bin 236'ya ulaştı. Bu rakam, darbe girişimi öncesinde Türkiye'de görev yapan akademisyenlerin yaklaşık yüzde 5'ine karşılık geliyor. Veriler, örgütün yükseköğretimdeki etkisinin yalnızca belirli kurumlarla sınırlı olmadığını, ülke geneline yayılan geniş bir ağ oluşturduğunu ortaya koydu.

YÖK, Yurt Dışındaki FETÖ Bağlantılı Kurumları Tanımıyor

15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadele kapsamında yurt içindeki eğitim yapılanmalarına yönelik adımlar atan Türkiye, örgütün yurt dışındaki akademik ağına karşı da tedbirlerini sürdürüyor. YÖK, FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu tespit edilen yurt dışındaki üniversite, enstitü ve akademik programları tanımıyor. Bu kurumlardan mezun olanların denklik başvuruları ise reddediliyor.

Akademinin Her Köşesine Sızmışlar

Soruşturmaların ortaya koyduğu en dikkat çekici sonuçlardan biri de örgüt bağlantılı akademisyenlerin yalnızca birkaç üniversitede değil, Türkiye'nin dört bir yanındaki yükseköğretim kurumlarında bulunması oldu. 15 Temmuz sonrasında yalnızca birkaç devlet üniversitesi dışında hemen her üniversitede ihraç işlemleri gerçekleştirildi. İhraç sayılarının en yüksek olduğu üniversiteler arasında Süleyman Demirel Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi, Celal Bayar Üniversitesi ve Erciyes Üniversitesi yer aldı. Özellikle köklü devlet üniversitelerinde ortaya çıkan yüksek rakamlar, örgütün yalnızca yeni kurulan kurumlara değil, akademik gelenekleri güçlü üniversitelere de nüfuz etmeye çalıştığını gösterdi.

Büyükşehirler Öne Çıktı

Araştırmalara göre ihraç edilen akademisyenlerin önemli bölümü Marmara ve İç Anadolu bölgelerinde görev yapıyordu. Ankara ve İstanbul'un başını çektiği bu tablo, örgütün devlet yönetiminin merkezinde yer alan şehirlerde yoğunlaşma eğilimi gösterdiğini ortaya koydu. Marmara, İç Anadolu ve Ege bölgeleri ihraç sayılarında ilk sıralarda yer alırken Karadeniz ve Akdeniz bölgeleri de dikkat çekici rakamlara ulaştı.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Kadrolaşmanın Profili: Erkek Ağırlıklı ve Yardımcı Doçent Kadroları Öne Çıkıyor

Akademik personelin demografik özellikleri incelendiğinde örgütün üniversitelerdeki yapılanmasına ilişkin önemli ipuçları ortaya çıktı. İhraç edilen akademisyenlerin yaklaşık yüzde 84'ünün erkek, yüzde 16'sının kadın olduğu belirlendi. Bu durum, örgütün akademik yapılanmasının ağırlıklı olarak erkek kadrolar üzerinden şekillendiğine işaret etti. Unvan dağılımlarında ise yardımcı doçent ve doçent kadrolarının öne çıktığı görüldü. Akademik kariyer basamaklarında yükselme sürecindeki bu kadroların yüksek oranı, örgütün özellikle 1990'lı ve 2000'li yıllarda üniversitelerde etkisini artırdığı dönemde yetişen akademisyenler üzerinde yoğunlaştığını gösterdi.

Akademide Yeniden Yapılanma Süreci

15 Temmuz sonrasında yürütülen çalışmalar yalnızca ihraçlarla sınırlı kalmadı. Üniversitelerde idari ve akademik yapılar yeniden gözden geçirildi. Akademik yükseltme süreçlerinden personel alımlarına kadar birçok alanda yeni düzenlemeler hayata geçirildi. Amaç, örgütün oluşturduğu kadrolaşma ağlarının tamamen tasfiye edilmesi ve yükseköğretim kurumlarının bilimsel üretim kapasitesini koruyarak yoluna devam etmesiydi.