Epstein Dosyası Sonrası Chomsky Tartışması: Müfredattan Çıkarılmalı mı?
Dünyaca ünlü dilbilimci ve düşünür Noam Chomsky'nin, finansçı Jeffrey Epstein ile olan bağlantısının ortaya çıkması, üniversite kürsülerinde etik ve bilimsel geçerlilik tartışmasını alevlendirdi. Marmara Üniversitesi'nden üç farklı disiplinden akademisyen, Chomsky'nin akademik mirası ile etik tartışmalar arasındaki gerilimi Habertürk'e değerlendirdi.
"Epstein Olayı Chomsky'nin Hayatının Özeti Gibi"
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necmi Emel Dilmen, Chomsky'nin durumunu "ciddi bir etik körlük" olarak tanımlarken, eserlerin kişilerden ayrı tutulması gerektiğine vurgu yaptı. Dilmen, akademik camiadaki ilk somut tepkiyi şöyle aktardı: "Bir akademisyen arkadaşımız, hayal kırıklığı nedeniyle kütüphanesindeki tüm Chomsky kitaplarını çöpe attığını söyledi. Elbette bir tepki olacak, ancak olayları analiz etmenin daha doğru olduğunu düşünüyorum."
Tarih boyunca iki Chomsky olduğunu kaydeden Dilmen, "Biri MIT'de askeri projelerin temelinde olan ve finansal olarak buradan beslenen, diğeri ise bizim sevdiğimiz antimilitarist Chomsky. Bu son olay, aslında onun hayatının bir özeti gibi" ifadelerini kullandı.
Akademik Hafızayı Sansürlemek Doğru mu?
Chomsky'nin Epstein vakasındaki etik durumunun yüzde 100 yargılanması gerektiğini belirten Dilmen, ancak bu yargılamanın eserleri kapsamasının büyük bir akademik yıkıma yol açacağını ifade etti. Dilmen, "Kişileri yargılamalıyız ama eserleri bu manada yargılamak doğru olmaz. Çünkü bunlar çok kurucu metinler. Eğer kişilerin ahlaki duruşuna göre eserleri tasfiye etmeye kalkarsak; felsefe tarihinin yarısını, sosyal bilimlerin önemli bir kısmını çöpe atmamız gerekir." dedi.
Prof. Dr. Dilmen, "Eğer kişisel hayatındaki sorunlar nedeniyle isimleri sileceksek; Rousseau'yu, Heidegger'i veya Nietzsche'yi de çöpe atmamız gerekir. Chomsky'yi müfredattan çıkarmak, akademik hafızayı sansürlemektir" diye konuştu.
"Büyük Bir Hayal Kırıklığı"
Marmara Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Çelikel, yaşanan durumun büyük bir hayal kırıklığı olduğunu ancak bunun bilimin nesnelliğini değiştirmeyeceğini söyledi. Çelikel, "Chomsky'nin cinsel istismara bulaştığına dair bir kanıt yok ama Epstein ile ilişkisi etik duruşuyla bağdaşmıyor. Ancak teoriler, kurucularının ahlakından bağımsızdır" dedi.
Çelikel, "Louis Althusser, eşini öldürmüştü ama ideoloji üzerine yazdığı kuramlar bugün hala beşeri bilimlerin omurgasını oluşturuyor. Michel Foucault'nun özel hayatındaki etik duruşu çok tartışmalıdır ama yazdıkları geçerliliğini koruyor. Akademisyen olarak sorumluluğumuz, ahlaksızlığı onaylamak değil, bilginin kalıcılığını sağlamaktır" ifadelerini kullandı.
"Organize Bir Kötülükle Karşı Karşıyayız"
Epstein vakasını "organize bir kötülük" olarak nitelendiren Marmara Üniversitesi Felsefe Bölüm Başkanı Doç. Dr. Erdal Yılmaz, bilgi ile erdemin her zaman eşleşmediğine dikkat çekti. Yılmaz, "Chomsky, dil meselesini kültürel bir olgudan zihinsel-biyolojik bir sürece evrilten 'doğuştancılık' yaklaşımıyla bir devrim yaptı. Onu müfredattan çıkardığınızda puzzle eksik kalır." dedi.
Doç. Dr. Yılmaz, "Felsefe bir yaşam biçimi olmalıdır ancak günümüzde sadece teorik bir düzlemde kalıyor. Öğrencilerimize bu isimleri sunarken, bilgi ile etik düzlemin nasıl çelişebileceğini de eleştirel bir bakışla göstermeliyiz" diye konuştu.
Akademisyenlerin ortak görüşü; Chomsky'nin itibarının geri dönülmez şekilde zedelendiği ancak bilimsel teorilerinin sansürlenemeyecek olduğu yönünde. Chomsky kutsallaştırılmadan, hataları ve etik açıkları da görünür kılarak okutmaya devam edilmeli, öğrencilere eleştirel bakış açısı kazandırılmalı.