İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde (İZÜ) düzenlenen 'Yabancı Dille Öğretim: Tespit, Değerlendirme ve Öneriler Çalıştayı', eğitim diline ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Akademisyenler ve eğitim yöneticilerinin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, yabancı dille öğretimin eğitim, kültür ve düşünce dünyası üzerindeki etkileri çok yönlü olarak masaya yatırıldı.
Bakan Yardımcısı Yelkenci'den Önemli Açıklamalar
Çalıştaya katılan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci, yabancı dil öğretimi ile yabancı dille öğretim arasındaki farkın altını çizdi. Bu ayrım yapılmadığı sürece sorunların devam edeceğini belirten Yelkenci, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde bu yaklaşımın esas alındığını ifade etti. Yelkenci, 'Yabancı dil öğretelim ancak kendi dilimizi ve kültürümüzü koruyalım. Eğitim dili aynı zamanda milli bir karardır' şeklinde konuştu.
Dil, Kimliğin Taşıyıcısı
İZÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Küçük, dilin yalnızca bir iletişim aracı olmadığını, aynı zamanda kimlik ve kültürün taşıyıcısı olduğunu vurguladı. Farklı ülkelerdeki uygulamalara değinen Küçük, eğitim dilinin stratejik bir tercih olduğuna dikkat çekerek, 'Ülkeler kendi dillerini koruyarak eğitim politikalarını şekillendiriyor' dedi.
Anadil Düşünceyi Şekillendirir
Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Başkanı Ekrem Erdem ise yabancı dille öğretimin sadece akademik bir konu olmadığını belirterek bunun doğrudan milli kimlikle ilişkili olduğunu ifade etti. Anadilde eğitimin düşünme ve üretme kapasitesini artırdığını dile getiren Erdem, 'Anadil olmadan düşünce gelişmez. Eğitim dilinin yabancılaşması, öğrencinin anlama ve analiz gücünü zayıflatır' değerlendirmesinde bulundu.
Çalıştay kapsamında düzenlenen oturumlarda dil-düşünce ilişkisi, kimlik oluşumu ve eğitim politikaları farklı açılardan değerlendirildi. Akademisyenler, yabancı dille öğretimin toplumsal ve kültürel etkilerine dikkat çekerken, Türkçe'nin bilim dili olarak güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.



