YÖK Başkanı Özvar: Üniversite Kontenjan Azaltmaları Bu Yıl Vakıf Üniversitelerini de Kapsayacak
YÖK: Kontenjan Azaltmaları Vakıf Üniversitelerini de Kapsayacak

YÖK Başkanı Özvar: Üniversite Kontenjan Azaltmaları Bu Yıl Vakıf Üniversitelerini de Kapsayacak

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, devlet üniversitelerinde uygulanan kontenjan azaltma politikasının bu yıl itibarıyla vakıf üniversiteleri için de geçerli olacağını duyurdu. Özvar, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yükseköğretim Meclisi İstişare Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, yükseköğretim sisteminin ülkenin kalkınma hedefleri ve küresel rekabet gücü açısından stratejik önem taşıdığını belirtti.

Kontenjan Planlamaları Veriye Dayalı ve İleriye Dönük

Özvar, kontenjan planlamalarının titiz ve detaylı bir süreçle yürütüldüğünü, meslek kuruluşları, sektör temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerine büyük önem verdiklerini ifade etti. "Meslek örgütlerinden gelen geri bildirimler, sahadaki istihdam koşullarını, mesleklerin dönüşüm hızını ve mezunların karşılaştığı gerçek sorunları doğrudan yansıtması bakımından bizim için fevkalade kıymetlidir" diyen Özvar, hangi alanlarda insan kaynağı ihtiyacının arttığını, hangi mesleklerde doygunluğa ulaşıldığını ve hangi alanların gelecekte stratejik önem kazanacağını sürekli analiz ettiklerini vurguladı.

2023-2025 Döneminde Önemli Kontenjan Düşüşleri Yaşandı

Özvar, 2023-2025 döneminde toplam kontenjanın 1 milyon 90 bin 14'ten 843 bin 547'ye düşürüldüğünü, bu da 246 bin 467 kontenjanın azaltıldığı anlamına geldiğini açıkladı. Oransal olarak gerçekleşen düşüşün yüzde 23 olduğunu belirten Özvar, şu detayları paylaştı:

  • Toplam 462 lisans programından 197'sinin kontenjanları düşürüldü.
  • Lisans programlarında kontenjan sayısı toplamda 117 bin 606 azaldı.
  • En fazla kontenjan düşüşü öğretmenliğe kaynak teşkil eden programlarda gerçekleşti.

Özellikle eğitim fakültesi programları arasında fen bilgisi öğretmenliği kontenjanının 2 bin 864'ten 1219'a düşürülerek en fazla azalan program olduğunu ifade eden Özvar, diğer öğretmenlik programlarında da önemli düşüşler yaşandığını kaydetti.

Vakıf Üniversiteleri de Kontenjan Azaltımı Kapsamına Alınıyor

Özvar, devlet üniversitelerindeki kontenjan azaltma uygulamasının 2026 yılından itibaren vakıf üniversiteleri için de geçerli olacağını belirtti. "Bu kapsamda başta hukuk, psikoloji, eczacılık, diş hekimliği ve mimarlık olmak üzere bazı programların kontenjanları vakıf üniversitelerinde de değişen oranlarda azaltılacaktır" diyen Özvar, temel hedeflerinin tüm yükseköğretim sisteminde dengeli, sürdürülebilir ve kalite odaklı bir yapıyı tesis etmek olduğunu vurguladı.

Geleceğin Mesleklerine Yönelik Programlarda Artış

Kontenjan azaltmalarına rağmen, geleceğin mesleklerine yönelik programlarda önemli artışlar yaşandığını belirten Özvar, yapay zeka mühendisliği kontenjanının yüzde 63, siber güvenlik mühendisliği gibi programlarda da değişen oranlarda artışlar olduğunu açıkladı. Özvar, öğrencilerin bu programlara gösterdiği ilginin geleceğin mesleklerine bilinçli bir şekilde yöneldiklerini gösterdiğini ifade etti.

Açıköğretim Kontenjanlarında Önemli Düşüş

Özvar, açıköğretim kontenjanlarının da 166 bin 203'ten 98 bin 436'ya düşürüldüğünü belirterek, açıköğretimin yükseköğretim çağındaki gençlerden ziyade yetişkin eğitimi ve hayat boyu öğrenme amacına hizmet edecek şekilde yapılandırıldığını vurguladı. 2020 yılında yüzde 54 olan açıköğretim oranının 2025 yılı itibarıyla yüzde 40'a çekildiğini, bu oranın 5 yıl içinde yüzde 30'un altına düşürülmesinin hedeflendiğini kaydetti.

Güncelliğini Kaybetmiş Programlar Tasfiye Edilecek

Özvar, istihdamla alakası kalmayan programlarda ısrar etmenin sadece kaynak israfı olduğunu belirterek, "Biz Yükseköğretim Kurulu olarak buna asla göz yumamayız" dedi. Vakıf üniversitelerinden beklentilerinin, güncelliğini kaybetmiş programları bir an önce tasfiye etmeleri olduğunu ifade eden Özvar, yerlerine geleceğin mesleklerini mezunlarına kazandıracak programların açılmasına devam edeceklerini söyledi.

Özvar, kontenjan azaltmalarının yükseköğretime erişimi sınırlayan bir politika olmadığını, aksine erişilen eğitimin niteliğini artırmayı amaçlayan bir yaklaşım olduğunu vurgulayarak, bu iki hedefi birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olarak gördüklerini belirtti.