Enstitü Sosyal'in yükseköğretim sistemini masaya yatıran kapsamlı raporu, yıllardır kürsü arkasında konuşulan eleştirileri açık ve cesur bir yapısal dönüşüm çağrısına dönüştürdü. Dört yıllık lisans kalıbı esnetilmeli, rektörlük akademisyen tekelinden çıkmalı, akademik yükselme "kıdeme" göre değil bilimsel katkıya göre verilmeli ve üniversiteler "yayın sayan" değil "etki üreten" kurumlara dönüşmeli, YÖK kurumsal olarak yeni bir yapıya kavuşturulmalı.
Nicelikten niteliğe geçiş zorunluluğu
Türkiye'de yükseköğretim sistemi, son yirmi yılda Cumhuriyet tarihinin en önemli büyüme ve yaygınlaşma dönemlerinden birini yaşadı. Üniversite, öğrenci ve akademisyen sayısındaki büyük artış, yükseköğretimi ülkenin beşerî sermaye kapasitesini geliştiren stratejik bir alana dönüştürdü. Ancak bu niceliksel büyümenin sürdürülebilir bilimsel, toplumsal ve ekonomik katma değere dönüşebilmesi için sistemin bugün kalite, verimlilik ve uluslararası rekabet gücü açısından yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.
Dijitalleşme, yapay zekâ, demografik dönüşüm ve bilgi ekonomisinin hızla değişen ihtiyaçları da yükseköğretimde yeni bir reform gündemini zorunlu kılıyor. İşte bu tabloda, Enstitü Sosyal tarafından hazırlanan "Türkiye'de Yükseköğretim Sisteminin Mevcut Durumu, Yapısal Sorunlar ve Politika Önerileri" başlıklı rapor, sistemin temel yapısal sorunlarını analiz ederek yükseköğretimin geleceğine yönelik stratejik dönüşüm alanlarını ortaya koyuyor.
Raporun çarpıcı tespitleri
Rapor, "niceliksel büyüme" döneminin tamamlandığını; sistemin artık üniversite ve öğrenci sayısıyla değil nitelik, araştırma kapasitesi ve uluslararası rekabet gücüyle sınanacağını vurguluyor. İşte raporun en dikkat çeken tespit ve önerileri:
4 yıllık lisans kalıbı esnesin
Mevcut "süre ve diploma merkezli" yapının eğitimin asıl amacını gölgede bıraktığı belirtilerek, öğrenme çıktıları ve yetkinlik temelli bir modele geçilmesi öneriliyor. Üniversitelere özerklik tanınarak, eğitimle deneyimi birleştirebilecek bölümlerde lisans süresinin 180 AKTS (2+1 yıl) formatında uygulanabilmesinin önü açılmalı. Ayrıca mikro yeterlilikler ve modüler öğrenme modelleri yaygınlaştırılmalı.
Rektörlük akademisyen tekelinden çıkmalı
Rapor, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun sadeleştirilip güncellenmesini isterken, rektörlük makamında objektif göstergelere dayanmak kaydıyla farklı alanlardan profesyonellerin de görev alabilmesini öneriyor. Bu, rektörlüğün geleneksel akademik kariyer tekelinden çıkarılması anlamına geliyor.
YÖK yeniden yapılanmalı
YÖK'ün, üniversiteler üzerinde merkezî bir denetim mercii olmaktan çıkıp kurumsal temsiliyetin artırıldığı, düzenleyici ve koordinasyon odaklı bir yapıya evrilmesi; buna karşılık üniversitelere daha fazla özerklik tanınması, ancak bunun hesap verebilirlikle dengelenmesi öneriliyor.
Misyon farklılaşması şart
Üniversiteler tek tip bir modelde sıkışmamalı; araştırma, eğitim, bölgesel kalkınma ve girişimcilik odaklı farklı üniversite modelleri oluşturulmalı. Kontenjan, kadro ve finansman politikaları da her kurumun misyonuna göre şekillendirilmeli.
Süre odaklı profesörlük kalkmalı
Profesörlük ve doçentlik süreçlerinde zaman değil bilimsel katkı esas alınmalı. Eğitim, araştırma ve uygulama odaklı farklı kariyer yolları açılmalı; doktora akademik kalitenin filtresi olarak yeniden yapılandırılmalı ve doktora sonrası araştırma pozisyonları artırılmalı.
Yayın sayan değil, etki üreten üniversite
Yıllardır akademik üretimin merkezine yerleşen yayın sayısı odaklı model terk edilmeli; bunun yerine patent, prototip, girişim ve toplumsal etki odaklı bir üretime geçilmeli. Araştırma üniversitelerinde ders yükleri azaltılarak akademisyene gerçek araştırma zamanı tanınmalı.
Finansman kaliteye göre dağıtılmalı
Üniversitelere kaynak yalnızca öğrenci sayısına göre değil; araştırma, toplumsal etki ve kalite göstergelerine göre dağıtılmalı. Ayrıca üniversitelerin alternatif gelir üretme kapasiteleri güçlendirilmeli ve akademisyen maaşları çalışılan şehrin ekonomik koşullarına göre iyileştirilmeli.
Yapay zekâ çağına hazırlık
Mevcut akademik dürüstlük ve değerlendirme sistemleri yapay zekâ karşısında yeniden tasarlanmalı; doçentlik ve yükseltme süreçlerinde sözlü değerlendirme ve araştırma portfolyosu uygulamaları geliştirilmeli, ayrıca yerli akademik veri ve yapay zekâ altyapıları kurulmalı.
Uluslararası öğrenci ekonomik değer olarak görülmeli
Uluslararasılaşma yeni bir çerçeveye oturtulmalı: Uluslararası öğrenci, akademisyen ve yayın hedefleri yeniden belirlenmeli; akademisyen istihdamında uluslararası hareketlilik teşvik edilmeli; lisansüstü düzeyde uluslararası öğrenci oranları yükseltilmeli. Uluslararası eğitim alanı sektörel ve ekonomik katma değer mantığıyla yönetilmeli.
Her şey ölçülecek: Gerçek zamanlı veri sistemi
Kontenjanlar mezun istihdamı ve sektör ihtiyaçlarıyla ilişkilendirilmeli, rektör performansı ve kurumsal kalite düzenli olarak ölçülmeli, ayrıca tüm sistem için gerçek zamanlı veri izleme ve karar destek mekanizmaları kurulmalı.
Enstitü Sosyal raporu, bütün bu tespitleri tek bir tez etrafında topluyor: Türkiye yükseköğretimde büyüme aşamasını tamamladı; sıradaki sınav, bu büyüklüğü bilimsel, toplumsal ve ekonomik katma değere dönüştürebilecek bir kalite ekosistemi kurup kuramayacağı.



