Küresel Finansta Çok Kutuplu Dönem: Dolar Hegemonyası Altın Karşısında Geriliyor
Küresel finans sisteminin on yıllardır süregelen tek kutuplu yapısı, köklü bir dönüşüm içerisine girdi. Artık çok sesli ve altın odaklı yeni bir ekonomik düzen yükseliyor. Dolar hegemonyası, jeopolitik belirsizlikler ve Washington'ın stratejik sinyalleriyle ciddi şekilde sarsılırken, altın tarihinin en güçlü dönemlerinden birini yaşıyor.
Dolar Endeksi Dört Yılın En Düşük Seviyesine Geriledi
Avro, İsviçre frangı, Japon yeni, İngiliz sterlini ve İsveç kronu gibi majör para birimleri karşısındaki performansın ölçüldüğü dolar endeksi, son dört yılın en düşük seviyesi olan 95,86 puana geriledi. Bu düşüş, doların küresel piyasalardaki hakimiyetinin zayıfladığının açık bir göstergesi. Aynı zamanda, avro/dolar paritesi 1,20 seviyesini zorlayarak Haziran 2021 sonrası zirvesine ulaştı.
Başkan Donald Trump'ın "Önce Amerika" mottosu ve doların değerine yönelik ılımlı tutumu, piyasalarca bilinçli bir zayıflatma hamlesi olarak yorumlansa da asıl kırılma küresel finansın derinliklerinde gözleniyor. Finans koridorlarında yaşanan bu sessiz devrim, doların rezerv para statüsünü doğrudan tehdit ediyor.
Merkez Bankaları Rezervlerinde Dolar Payı Radikal Düşüş Yaşıyor
Son yirmi yılda merkez bankalarının döviz rezervleri içindeki dolar payı, 13,3 puanlık radikal bir kayıpla yüzde 71,5 seviyesinden yüzde 58,2'ye indi. Bu düşüş, doların bir dış politika ve yaptırım aracı olarak kullanılmasının özellikle gelişmekte olan ülkeleri varlıklarını çeşitlendirmeye zorladığını gösteriyor.
Merkez bankaları artık rezervlerini kağıt varlıklar yerine fiziksel altınla tahkim ediyor. Dünya Altın Konseyi verilerine göre, 2025 yılında merkez bankalarının toplam net alımı 830 ila 850 ton arasında gerçekleşti. Bu alım miktarı, 2022-2024 arasındaki 1.000 tonluk 'ekstrem' rekorların biraz altında kalsa da son on yılın ortalamasının çok üzerinde seyrederek piyasadaki kalıcılığını kanıtladı.
Altın Ons Fiyatı Tarihi Rekor Kırdı, Güvenli Liman Talebi Zirvede
Doların alternatif maliyetinin düşmesi ve artan jeopolitik riskler, altına olan güvenli liman talebini zirveye taşıdı. Altının onsu, 5 bin 311 dolar seviyesine çıkarak finans tarihindeki en büyük rallilerden birine imza attı. Yaşanan bu yükseliş sadece bir fiyat artışı değil, küresel finans sistemine olan güvenin yeniden konumlanması olarak değerlendiriliyor.
ABD hazine tahvillerinin en büyük alıcısı olan Japon yatırımcıların piyasadan çekilmesi dolar üzerindeki baskıyı derinleştiriyor. Japon emeklilik fonlarının sermayelerini kendi iç piyasalarına kaydırması ABD'nin borçlanma maliyetlerini yukarı çekerken, dolar likiditesini daraltıyor. Bu durum, tahvil piyasasında Japonya kaynaklı bir çatlağa işaret ediyor.
TCMB Rezerv Kompozisyonunda Köklü Değişikliğe Gitti
Küresel oynaklığa karşı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da rezerv kompozisyonunda köklü bir değişikliğe gitti. Bir yıl içinde rezerv niteliğindeki altın varlıkların değeri, ons fiyatındaki devasa artışla birlikte 68 milyar dolardan 134 milyar dolara yükseldi. Ons fiyatındaki yukarı yönlü ivme, Türkiye'nin altın rezervlerinin değerini büyüterek dış şoklara karşı bir kalkan oluşturuyor.
Dolar bazlı risklerin altınla dengelenmesi, ulusal ekonominin direncini artırırken çok kutuplu rezerv sistemine geçişin Türkiye ayağını sağlamlaştırıyor. Piyasa uzmanları, önümüzdeki dönemin fiziksel varlıklar ve çoklu para birimleri dönemi olacağı konusunda birleşiyor. Bu dönüşüm, küresel finansın geleceğini şekillendirecek önemli bir adım olarak görülüyor.