Vergisiz Döviz Düzeninin Ekonomiye Zararları
Türkiye ekonomisinde uzun süredir devam eden kur, enflasyon ve faiz sarmalının arka planında yapısal bir adaletsizlik yatıyor. Ülkeye katma değer sağlayan, istihdam oluşturan ve döviz kazandıran yaklaşık 2 milyon şirket, elde ettikleri gelirler üzerinden yüzde 25'e varan oranlarda kurumlar vergisi ödüyor. Buna karşın, bireysel yatırımcıların yüklü miktardaki döviz alım satımlarından sağlanan kazançlar vergiden muaf tutuluyor. Bu durum hem toplumsal vicdanı yaralıyor hem de ekonomik dengeleri bozuyor.
Bireysel Döviz Kazancına Verginin Faydaları
Uzmanlara göre, bireysel döviz alım satımından elde edilen kazançlara yüzde 25 oranında ek vergi getirilmesi Türk Lirası'na güveni artıracak. Tasarruf sahipleri birikimlerini TL bazlı finansal araçlara yönlendirecek, yabancı para birimlerinin egemenliği son bulacak. Ayrıca spekülatif al-sat işlemlerinin maliyet yükü nedeniyle kesilmesiyle kurlarda kalıcı istikrar sağlanacak. Kur baskısının ortadan kalkmasıyla fiyatlama davranışları normalleşecek ve piyasada öngörülebilirlik dönemi başlayacak.
Faiz-Enflasyon-Kur Sarmalı Kırılacak
Döviz talebinin dizginlenmesiyle kronikleşen enflasyon aşağı çekilecek. Enflasyonun kontrol altına alınmasıyla Merkez Bankası faiz oranlarını güvenle indirebilecek. Finansman maliyetleri azalan reel sektör rahat bir nefes alacak, ham madde yükü hafifleyen sanayicinin üretim arzı artacak ve işletmelerin küresel pazardaki rekabet gücü katlanacak.
Vergisiz Döviz Düzeninin Zararları
Bireysel kazançlar üzerinden mali yükümlülük getirilmemesi, yatırımcıları kurdaki küçük hareketlerden dahi kâr elde etmeye yönelik al-sat işlemlerine teşvik ediyor. Bu suni talep patlaması döviz kurunu yukarı yönlü tetikleyerek piyasa oynaklığını derinleştiriyor. Sermaye, fabrikalara ve üretime gitmesi gerekirken kısa vadeli kur pozisyonlarına yöneliyor.
Maliyetler Katlanıyor, Yatırımlar Erteleniyor
Türk Lirası'ndaki değer kayıpları, Türkiye'nin yıllık 400 milyar dolarlık ithalat faturasını şişiriyor. Üreticinin ham madde maliyeti sadece üç yılda 1,3 trilyon lira artarken, sanayiciler fiyatlama yapmakta zorlanıyor ve yatırım kararlarını ertelemek zorunda kalıyor. Şirketler maliyet artışlarını etiketlere yansıttığı için enflasyon kronikleşiyor ve Merkez Bankası'nın faiz indirimine gitmesi imkânsız hale geliyor. Son iki yılda vatandaşın borçlanma maliyeti 2,5 kat, şirketlerin ise 3,5 kat katlanarak konkordatoları artırdı.
Vergi Adaleti Zedeleniyor
Aynı ekonomik faaliyet sonucunda ortaya çıkan kazançların farklı vergilendirilmesi eşitlik ilkesini sarsıyor. Vergi tabanının dar kalması potansiyel bütçe gelirlerini engellerken mali yükün tamamen ücretli, emekli ve dürüst mükelleflerin sırtına binmesine yol açıyor. Gelir Vergisi Kanunu'nun 75, 80 ve 82'nci maddeleri döviz alım-satımı, kur farkı ile döviz faizinden elde edilen kazançların vergilendirilmesini hükme bağlamasına rağmen uygulamada gerçek kişilerin döviz kazançları görmezden geliniyor. Uzmanlar, yasa hükümlerinin fiilen uygulanmamasının basit bir idari hata değil, vergi adaletini zedeleyen ciddi bir uygulama boşluğu olduğuna dikkat çekiyor.



