TCMB Anketi: Enflasyon Beklentileri Düşüyor, Faiz ve Dolar Tahminleri Açıklandı
TCMB'den Enflasyon, Faiz ve Büyümede Yeni Tahminler

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), piyasa aktörlerinin görüşlerini yansıtan önemli bir veriyi kamuoyu ile paylaştı. Ocak 2026 dönemine ait Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçları, enflasyondan faize, döviz kurundan büyümeye kadar ekonomiye dair beklentilerdeki son durumu ortaya koydu.

Enflasyon Tahminlerinde İyimserlik Sürüyor

Ankete katılan 72 reel ve finansal sektör temsilcisinin enflasyon beklentileri, önceki döneme göre bir miktar iyileşme gösterdi. Katılımcıların 2026 yıl sonu TÜFE beklentisi yüzde 23,23 olarak kaydedildi. Geleceğe yönelik tahminlerde ise daha belirgin düşüşler dikkat çekti. 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 22,20'ye, 24 ay sonrası beklenti ise yüzde 16,94'e geriledi. Bu rakamlar, orta vadeli enflasyon hedefleri doğrultusunda bir iyimserliğin sürdüğünü işaret ediyor.

Faiz ve Dolar Kuru Beklentileri Netleşti

Para politikasına ilişkin beklentilerde de hareketlilik yaşandı. Piyasa katılımcıları, BİST Repo Pazarı'ndaki gecelik faiz oranının ay sonunda yüzde 36,43 seviyesinde oluşmasını öngörüyor. Ocak ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı için TCMB politika faiz beklentisi ise yüzde 36,50 olarak şekillendi. Döviz cephesinde ise katılımcılar, 2026 yıl sonunda dolar/TL kurunun 51,17 TL olacağını tahmin ediyor. 12 ay sonrası kur beklentisi ise 51,89 TL seviyesinde kayıtlara geçti.

Büyüme Tahminleri İstikrarlı Seyrediyor

Ekonomik büyümeye dair beklentilerde köklü bir değişiklik gözlenmedi. Ankete göre, piyasa aktörleri 2026 yılı için gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) büyüme beklentisini yüzde 3,9 olarak korudu. 2027 yılı büyüme beklentisi ise yüzde 4,3 olarak öngörüldü. Bu veriler, ekonominin orta vadede makul bir büyüme temposunu sürdüreceği yönündeki algıyı yansıtıyor.

Sonuç olarak, TCMB'nin Ocak ayı anketi, enflasyonla mücadelede yol alındığına dair piyasa inancını destekler nitelikte. Ancak faiz ve döviz kuru beklentileri, ekonomideki dengelerin halen dikkatle izlenmesi gerektiğini gösteriyor. Büyüme tahminlerindeki istikrar ise makroekonomik görünüme dair nispi bir rahatlamanın işareti olarak yorumlanıyor.