Eski Fed Başkanlarından Tarihi Çıkış: Trump'ın Powell Soruşturmasına Tepki
Eski Fed Başkanlarından Powell Soruşturmasına Tepki

ABD eski Başkanı Donald Trump'ın yönetimi tarafından Federal Rezerv (Fed) Başkanı Jerome Powell'a yönelik başlatılan cezai soruşturma, ABD finans tarihinin en önemli isimlerinden sert bir tepkiyle karşılandı. 13 Ocak 2026 tarihinde gündeme gelen gelişme, merkez bankası bağımsızlığı konusunda endişeleri artırdı.

Tarihi Bir Dayanışma: Eski Fed Liderleri Açıklama Yayınladı

Fed'in eski başkanları Ben Bernanke, Alan Greenspan ve Janet Yellen, eski Hazine bakanları Timothy Geithner, Jacob Lew, Henry Paulson ve Robert Rubin ile birlikte ortak bir bildiriye imza attı. Açıklamada, Powell'a yönelik soruşturmanın, Fed'in bağımsızlığını zayıflatmaya yönelik "benzeri görülmemiş bir girişim" olduğu vurgulandı.

Eski yetkililer, Fed'in bağımsızlığının ve kamuoyunun bu bağımsızlığa olan güveninin, ekonomik performans için hayati önem taşıdığını belirtti. Açıklamada, "fiyat istikrarı, maksimum istihdam ve uzun vadeli ılımlı faiz oranları" gibi Kongre tarafından verilen hedeflerin ancak bağımsız bir merkez bankası ile gerçekleştirilebileceğinin altı çizildi.

Para Politikası Siyasi Baskı Altında mı?

Fed Başkanı Jerome Powell, Adalet Bakanlığı'nın kendisine büyük jüri celbi tebliğ ettiğini duyurdu. Celp, Powell'ın 2025 yılının Haziran ayında Senato Bankacılık Komitesi'nde verdiği bir ifadeyle bağlantılı cezai iddianame tehdidi içeriyor. Powell, bu ifadenin kısmen Fed'in tarihi binalarının yenilenmesi projesiyle ilgili olduğunu açıkladı.

Ancak Powell, soruşturmanın arka planında daha büyük bir endişe olduğuna işaret etti. "Cezai suçlama tehdidi, Fed'in faiz oranlarını Başkan'ın tercihlerini izlemek yerine, halka neyin hizmet edeceğine dair en iyi değerlendirmemize dayanarak belirlemesinin bir sonucudur" ifadelerini kullanan Powell, meselenin özünün para politikasının siyasi baskıyla yönlendirilip yönlendirilmeyeceği olduğunu vurguladı.

Bağımsızlık ve Hukukun Üstünlüğü Uyarısı

Eski Fed başkanlarının ve Hazine bakanlarının ortak açıklamasında çarpıcı bir karşılaştırma yapıldı. Açıklamada, "Para politikası, kurumsal yapısı zayıf olan gelişmekte olan piyasalarda bu şekilde oluşturulur" denilerek, benzer uygulamaların enflasyon ve ekonomik istikrar üzerinde olumsuz sonuçlar doğurduğu hatırlatıldı. ABD gibi hukukun üstünlüğünü temel alan bir ülkede böyle bir durumun yeri olmadığı kaydedildi.

Powell, görevini siyasi baskıdan uzak bir şekilde, fiyat istikrarı ve maksimum istihdam hedeflerine odaklanarak sürdürdüğünü ve bu ilkelere bağlı kalacağını bir kez daha teyit etti. Bu gelişmeler, ABD'de merkez bankası bağımsızlığı konusunda tarihi bir tartışmanın fitilini ateşlemiş durumda.