Japonya Merkez Bankası (BoJ), uzun yıllardır sürdürdüğü olağanüstü parasal genişleme politikasında tarihi bir adım attı. Banka, Mart ayı politika toplantısında, negatif faiz politikasına son vererek politika faiz oranını -0.1'den 0.0 ila 0.1 aralığına yükseltme kararı aldı. Bu hamle, 2007 yılından bu yana gerçekleştirilen ilk faiz artırımı olarak kayıtlara geçti.
17 Yıllık Bekleyiş Son Buldu
Japonya, düşük enflasyon ve ekonomik durgunlukla mücadele etmek için yıllardır agresif bir parasal gevşeme politikası izliyordu. BoJ Başkanı Kazuo Ueda liderliğindeki banka, 2016 yılından beri uygulanan negatif faiz politikasını terk etti. Karar, ücret artışlarının beklentileri aştığı ve sürdürülebilir bir enflasyon hedefine ulaşma yolunda 'döngüsel bir ilerleme' kaydedildiği değerlendirmesine dayandırıldı.
Toplantı sonrası açıklamalarda, bankanın Japon devlet tahvili (JGB) alımlarını da yavaşlatacağı belirtildi. Ancak, faiz oranlarının gelecekteki seyri konusunda ihtiyatlı bir dil korundu. BoJ, finansal koşulların 'kolaylaştırıcı' kalacağını ve ekonomik görünümde belirsizlikler olduğunu vurguladı.
Küresel Piyasalara Olası Yansımalar
Japonya'nın bu kararı, küresel finans piyasaları için önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Dünyanın en büyük alacaklılarından biri olan Japonya'nın daha yüksek getiri arayışına girmesi, uluslararası sermaye akışlarını etkileyebilir. Uzun süredir düşük Japon faizlerinden yararlanarak dünyanın çeşitli yerlerinde yatırım yapan 'carry trade' işlemlerinin maliyeti artabilir.
Analistler, bu adımın Japon yeni (JPY) üzerinde güçlenme baskısı oluşturabileceğini ifade ediyor. Daha güçlü bir yen, Japon ihracatçıları için olumsuz bir gelişme anlamına gelebilir. Öte yandan, Japonya'nın uzun vadeli tahvil getirilerindeki olası artış, ABD Hazine tahvilleri gibi diğer güvenli varlıklar üzerinde de yukarı yönlü baskı yaratabilir.
Ekonomik Senaryolar ve Gelecek Beklentileri
BoJ'nin bu kararı, temkinli bir normalleşme sürecinin başlangıcı olarak yorumlanıyor. Banka, enflasyonun hedef olan %2 seviyesinde istikrarlı bir şekilde kalacağına dair daha fazla güvene ihtiyaç duyduğunu açıkladı. Bu nedenle, diğer büyük merkez bankalarının aksine, hızlı bir faiz artırım döngüsü beklenmiyor.
Japonya'nın bu hamlesi, küresel ekonomi politikalarında bir dönemin kapandığını gösteriyor. Pandemi sonrası enflasyonist baskılar ve tedarik zinciri sorunları, merkez bankalarını agresif sıkılaştırma politikalarına yöneltmişti. Japonya ise bu sürece diğerlerinden çok daha sonra ve çok daha yavaş bir tempoyla katılıyor. Önümüzdeki dönemde, BoJ'nin adımlarının Japonya'nın büyüme-enflasyon dengesini nasıl etkileyeceği ve küresel likidite koşullarını ne ölçüde değiştireceği yakından takip edilecek.