Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez, Türkiye'de 3,9 milyondan fazla işletmenin KOBİ niteliğinde olduğunu ve bu işletmelerin toplam istihdamın yaklaşık yüzde 70'ini sağladığını belirterek, KOBİ'lerin Türkiye ekonomisinin belkemiğini oluşturduğunu vurguladı.
KOBİ'lerin Ekonomideki Rolü ve Önemi
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu tarafından 6 Nisan 2017'de alınan kararla, KOBİ'lerin küresel ekonomiye ve sürdürülebilir kalkınmaya katkılarını vurgulamak amacıyla her yıl 27 Haziran'da "Mikro, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Günü" kutlanıyor. Bu yılki tema "İnovasyon ve Sürdürülebilir Sanayi Gelişimi Yoluyla KOBİ'lerin Güçlendirilmesi" olarak belirlendi. BM verilerine göre, KOBİ'ler dünya genelindeki işletmelerin yüzde 90'ını, istihdamın yaklaşık yüzde 70'ini oluştururken, küresel GSYH'nin yüzde 50'sine karşılık geliyor.
Lopez, KOBİ'lerin büyükşehirlerden daha küçük yerleşimlere kadar Türkiye'nin her yerinde faaliyet gösterdiğini ve üretim ile hizmetlerin devamlılığı açısından kritik rol oynadığını söyledi. "KOBİ'lerin desteklenmesi yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir önceliktir" diyen Lopez, Dünya Bankası Grubu'nun kamu ve özel sektör araçlarını birlikte kullanarak KOBİ'lere destek sağladığını ifade etti.
Finansmana Erişim ve Dünya Bankası Destekleri
Lopez, finansmana erişimde yaşanan zorlukların Türkiye'ye özgü olmadığını belirterek, "Dünya genelinde KOBİ'ler işletmelerin çok büyük bir bölümünü oluşturuyor. Gelişmekte olan ekonomilerde KOBİ finansman açığının trilyonlarca dolar seviyesinde olduğunu gösteriyor" dedi. Dünya Bankası'nın kamu politikaları, garanti mekanizmaları, güçlü veri altyapısı ve kriz dönemlerinde hızlı destek mekanizmalarıyla KOBİ'lere yardımcı olduğunu vurguladı.
2020-2023 döneminde Dünya Bankası destekli projeler Türkiye'de 87 binden fazla mikro, küçük ve orta ölçekli işletmeye finansman sağladı ve yaklaşık 115 bin işin yaratılmasına veya korunmasına katkıda bulundu. Lopez, "Yeni işe alımların yüzde 77'si 30 yaş altı kişilerden, yüzde 61'i ise kadınlardan oluştu" bilgisini paylaştı.
Deprem Sonrası Destek Projeleri
Lopez, 2023 depremlerinin ardından onaylanan 450 milyon dolarlık deprem sonrası MKOBİ destek projesinin yaklaşık 40 bin mikro, küçük ve orta ölçekli işletmeye finansman sağladığını açıkladı. "Amacımız, işletmelerin toparlanmasına, çalışanlarını korumasına ve yerel ekonomik canlanmaya katkı sunmasına yardımcı olmaktı" diyen Lopez, depremden etkilenen bölgelerdeki işletmelerin fiziksel hasarın yanı sıra piyasa bağlantıları, iş gücüne erişim ve tedarik zincirlerinde kesintilerle karşılaştığını belirtti.
Lopez, KOBİ'ler için finansmanın tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, "KOBİ'lerin verimliliğini artırması, dijitalleşmesi, kayıtlı ve nitelikli işler yaratması, afetlere ve ekonomik şoklara karşı dayanıklılığını güçlendirmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Gelecek dönemde finansmana erişimin daha kapsayıcı hale getirilmesi, kadınlar, gençler ve afetten etkilenen bölgelerdeki işletmeler için daha hedefli çözümler sunulmasının öncelikli olduğunu kaydetti.
IFC'nin KOBİ'lere Yönelik Çalışmaları
IFC Türkiye, Kazakistan ve Özbekistan Direktörü Lisa Kaestner, özel sektör perspektifinden KOBİ'lerin ekonominin en geniş tabanını oluşturduğunu ve tedarik zincirleri, yerel piyasalar, ihracat ve dijital dönüşüm açısından büyük önem taşıdıklarını söyledi. Kaestner, "Bir KOBİ büyüdüğünde, fayda yalnızca o işletmeyle sınırlı kalmaz, tedarikçilere, çalışanlara, müşterilere ve yerel topluluklara da yansır" dedi.
Kaestner, IFC'nin Türkiye'de beş özel banka aracılığıyla 530 milyon dolarlık finansman paketi sağladığını ve bu kredilerden çiftçiler dahil 55 binden fazla MKOBİ'nin yararlandığını belirtti. "Amaç yalnızca finansman sağlamak değil, işletmelerin yeniden yatırım yapmasına, çalışanlarını korumasına ve yerel ekonomik toparlanmaya katkıda bulunmasına destek olmaktı" diye konuştu.
Kadın İstihdamı ve Gelecek Öncelikleri
Kaestner, kadın istihdamının gündemlerinin merkezinde olduğunu ifade ederek, "Kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 37 iken erkeklerde bu oran yüzde 73 seviyesinde. Bu farkın kapanması, GSYH'de yüzde 25'in üzerinde potansiyel bir artış sağlayabilir" değerlendirmesinde bulundu. Gelecek dönemde önceliklerinin daha fazla özel sermayeyi harekete geçirmek ve finansman kanallarını çeşitlendirmek olduğunu aktaran Kaestner, bankalar aracılığıyla uzun vadeli finansmanın genişletilmesi, leasing ve faktoring şirketlerinin rolünün güçlendirilmesi, ticaret ve tedarik zinciri finansmanı sağlanması ile sermaye piyasası araçlarının daha etkin kullanılmasının hedeflendiğini belirtti.



