Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD), nisan ayına ilişkin çelik üretimi, tüketimi ve dış ticaret verilerini kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan verilere göre, Türkiye'nin ham çelik üretimi nisan ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 9,4 oranında artarak 3,3 milyon ton seviyesine ulaştı. Yılın ilk dört ayı (ocak-nisan) değerlendirildiğinde ise üretim yüzde 6,3 artış göstererek 13 milyon ton olarak gerçekleşti.
Nihai Mamul Tüketimi de Arttı
Nihai mamul tüketimi nisanda yıllık bazda yüzde 12 artışla 3,3 milyon tona, ocak-nisan döneminde ise yüzde 9,7 artışla 13,2 milyon tona çıktı. Bu veriler, iç talebin canlılığını koruduğunu ortaya koyuyor.
Çelik Ürünleri Dış Ticareti
Çelik ürünleri ihracatı, nisanda 2025'in aynı ayına göre miktar bazında yüzde 11,3 artarak 1,3 milyon ton, değer bazında ise yüzde 9,3 yükselerek 885,5 milyon dolar oldu. Ancak ocak-nisan döneminde ihracat miktarı yıllık yüzde 3,3 azalışla 4,8 milyon tona, değeri ise yüzde 5,5 düşüşle 3,2 milyar dolara geriledi. İthalat ise nisanda miktar olarak yüzde 17,7 artışla 1,6 milyon ton, değer olarak yüzde 7,8 artışla 1,1 milyar dolar olarak hesaplandı. Yılın ilk dört ayında ithalat miktarı yüzde 6,3 artarak 5,9 milyon ton, değeri yüzde 0,9 artarak 4,1 milyar dolar seviyesine yükseldi. Geçen yıl ocak-nisan döneminde yüzde 83,4 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, bu yılın aynı döneminde yüzde 78,1'e geriledi.
TÇÜD Genel Sekreteri Veysel Yayan'dan Değerlendirme
Açıklamada görüşlerine yer verilen TÇÜD Genel Sekreteri Veysel Yayan, Türk çelik sektörünün yılın ilk dört ayında ham çelik üretiminde dünya ortalamasının üzerinde bir performans sergilediğine dikkat çekti. ABD/İsrail-İran Savaşı'nın enerji fiyatlarını artıran sonuçları ve Avrupa Birliği (AB) Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'ndaki belirsizliklerin sektörü olumsuz etkilediğini belirten Yayan, şu ifadeleri kullandı:
"AB'nin çelik ithalatına yönelik koruma tedbirleri kapsamında attığı adımların Türk çelik sektörü üzerindeki olumsuz etkileri daha görünür hale gelmiştir. Türkiye'ye tanınması planlanan kotaların geçmiş dönemdeki oranların altında kalması ihtimali, Gümrük Birliği'nin ve STA'nın sunduğu imkanların giderek yok sayıldığına işaret ediyor."
Yayan, kota sınırlamaları nedeniyle Türk çelik ürünlerinin Avrupa pazarına girişinin önemli ölçüde kısıtlandığını vurguladı. Buna karşılık Avrupa menşeli üreticilerin Türkiye pazarına herhangi bir kota kısıtlaması olmadan erişebilmesinin rekabet dengesizliğini artırdığını belirten Yayan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"AB ile yürütülen görüşmelerden önümüzdeki dönemde somut sonuç alınamaması halinde çelik ürünleri ihracatımız üzerindeki baskının daha da artması beklenmektedir. Sektörün hem AB kaynaklı kısıtlamalara hem de üçüncü ülkelerden gerçekleştirilen yoğun ithalata karşı korunması amacıyla ABD ve AB başta olmak üzere birçok çelik üreticisi ülkede uygulanan ticaret politikası önlemlerine benzer tedbirlerin süratle gündeme alınması önem taşımaktadır."



