İklim değişikliği tarım sigortasına ilgiyi artırdı
Türkiye'de son yıllarda iklim değişikliğiyle birlikte dolu, don, sel ve su baskını, fırtına, kuraklık ve aşırı sıcaklık gibi doğal afetlerin sıklığı ve şiddeti arttı. TARSİM'den edinilen bilgilere göre bu durum, tarımsal üretimde önemli kayıplara neden olurken, çiftçilerin tarım sigortasına yönelimini de hızlandırdı. Tarım sigortası, üreticilerin ekonomik kayıplarını azaltmada kritik bir rol oynuyor.
Devlet Destekli Tarım Sigortaları Sistemi kapsamında bitkisel ürün, sera, köy bazlı verim, gelir koruma, temel sigorta paketi, büyükbaş hayvan hayat, küçükbaş hayvan hayat, kümes hayvanları hayat, arıcılık, su ürünleri hayat ve ipek böceği sigortası olmak üzere 11 farklı branşta ürün sunuluyor. Bu geniş kapsam, üreticilerin farklı risklere karşı güvence altına alınmasını sağlıyor. Özellikle son dönemde artan aşırı hava olayları, üreticilerin sigorta branşlarını daha yakından takip etmesine neden oluyor.
Ocak-temmuz döneminde 2 milyon poliçe üretildi
2026 yılı ocak-temmuz döneminde tüm tarım sigortası branşlarında 2 milyon poliçe düzenlendi. Bu süreçte 1,1 trilyon liralık tarımsal varlık sigorta güvencesine alındı. Ayrıca 24 milyon dekar alanın yanı sıra 17,6 milyon büyükbaş ve küçükbaş hayvan için de sigorta teminatı sağlandı. Bu rakamlar, tarım sigortasının ülke genelinde giderek daha geniş bir kesime ulaştığını gösteriyor.
Ürünleri, seraları ve hayvanları doğal afetler ve çeşitli riskler nedeniyle zarar gören sigortalı üreticilere şu ana kadar 6,6 milyar lira hasar ödemesi yapıldı. Hasar dosyalarının tamamlanmasına yönelik çalışmalar devam ederken, bu kapsamda 9,2 milyar liralık daha ödeme yapılması planlanıyor. Yıl sonuna kadar tamamlanması beklenen ödemelerle birlikte üreticilerin afetlerin yol açtığı maddi yükünün büyük ölçüde hafifletilmesi hedefleniyor.
Bölgelere göre afet hasarları
Ocak ayının ikinci yarısından itibaren Türkiye'de bölgesel düzeyde yoğun yağışlar etkili oldu. Bu yağışlar, sel ve su baskını hasarlarını beraberinde getirdi. Geçen yıldan farklı olarak lokal düzeyde zirai don hasarları da meydana geldi. Mayıs ve haziran aylarında dolu olayları özellikle Şanlıurfa, Adana ve Mersin'de etkisini gösterdi. Lokal düzeyde fırtına hasarları da kayıtlara geçti.
Bu yıl tarla bitkileri ve tahıl grubunda yer alan mercimek, buğday ve arpa; sel, su baskını, dolu ve fırtınadan daha fazla etkilenen ürünler oldu. Meyve grubunda ise şeftali ve nektarin doludan ciddi zarar gördü. Üzüm ve kayısı ürünleri, düşük şiddette dolu ve don nedeniyle hasara uğradı. Yaşanan bu çeşitlilik, farklı iklim risklerine karşı sigorta teminatlarının önemini bir kez daha ortaya koydu.
345 bin hasar ihbarı alındı
Devlet Destekli Tarım Sigortaları Sistemi çerçevesinde 2026 yılında, bitkisel ürünleri, seraları ve hayvanları zarar gören sigortalı üreticilerden 345 bin hasar ihbarı alındı. Bu ihbarların 223 bini Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası branşında yoğunlaştı. Bitkisel ürün sigortasında en yaygın ihbar nedenleri arasında dolu, sel ve su baskını, don ve fırtına yer aldı.
Söz konusu ihbarlarda buğday, arpa, kayısı ve üzüm öne çıkan ürünler oldu. İl bazında ise Malatya, Manisa, Diyarbakır ve Konya hasar ihbar nedenlerinde ilk sıralarda yer aldı. Hasar ihbar sayısının bu kadar yüksek olması, tarım sigortasının üreticiler tarafından yoğun biçimde kullanıldığını ve afetlerin tarımsal üretim üzerindeki etkisinin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.
Sigortalılık oranları hızla yükseliyor
Üreticilerin iklim değişikliğinin etkilerine bağlı olarak sigorta yaptırma alışkanlıklarının değiştiği görülüyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılı verilerine göre, bitkisel ürün ve sera sigortası branşlarında sigortalılık oranı yüzde 30'a ulaştı. Bu oran büyükbaş hayvan hayat sigortasında yüzde 56, kümes hayvanları hayat sigortasında ise yüzde 75 olarak gerçekleşti.
Tarım sigortasına olan talebin artması, doğal afetlerin üreticiler üzerindeki mali yükünü hafifletmeye devam ediyor. Yetkililer, hasar ödemelerinin zamanında yapılmasının üretimin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor. Sigortalılık oranlarındaki artış, bu alandaki farkındalığın da her geçen yıl güçlendiğini gösteriyor.



