Rekabet Kurulu, Türkiye'nin klor-alkali sektöründe önemli bir oyuncu olan Koruma Klor'a yönelik iki farklı soruşturmayı tamamladı ve şirketi iki ayrı rekabet ihlalinden dolayı toplamda yaklaşık 497 milyon Türk Lirası idari para cezasına çarptırdı. Kurulun 5 Ocak 2026 tarihinde internet sitesinden yaptığı duyuru, serbest piyasa kurallarının ihlaline göz yumulmayacağını bir kez daha gözler önüne serdi.
İlk İhlal: İhalelerde Danışıklı Hareket
Rekabet Kurulu'nun yürüttüğü ilk soruşturma, Koruma Klor'un bazı küçük ve orta ölçekli şirketlerle birlikte ihalelerde rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yaptığını ortaya çıkardı. Yapılan incelemeler, şirketin rakipleriyle ihaleler öncesinde koordinasyon kurarak, danışıklı hareket ettiğini kanıtladı. Bu uygulama, sağlıklı rekabet ortamını bozarak piyasa dinamiklerini olumsuz etkiliyordu.
Bu ihlalin tespiti üzerine Rekabet Kurulu, söz konusu teşebbüslere toplamda 333 milyon Türk Lirasını aşan bir idari para cezası uygulama kararı aldı. Bu ceza, ihalelerde şeffaflık ve adil rekabetin ne denli önemli olduğunu vurguladı.
İkinci İhlal: Pazar Gücünü Kötüye Kullanma ve Yıkıcı Fiyat
Kurulun ayrı bir dosyada incelediği ikinci ihlal ise daha farklı bir stratejiyi işaret ediyordu. Bu soruşturmada, Koruma Klor'un sektördeki hakim pazar gücünü kötüye kullanarak, rakiplerini zor durumda bırakmak amacıyla yıkıcı fiyat politikası izlediği belirlendi.
Şirketin, ürünlerini maliyetinin altında bir fiyatla satarak, uzun vadede diğer firmaları pazardan çıkarmayı hedeflediği anlaşıldı. Bu tür uygulamalar, rekabetçi yapıyı tamamen ortadan kaldırabilecek ciddi tehditler olarak değerlendiriliyor. Bu tespitin ardından Koruma Klor'a ikinci bir ceza daha geldi ve şirkete bu ihlalden dolayı yaklaşık 164 milyon Türk Lirası idari para cezası kesildi.
Piyasaya Net Mesaj: Kurallara Uyun, Ağır Bedelini Ödersiniz
Aynı şirketin iki farklı davranışla iki ayrı rekabet ihlali gerçekleştirmiş olması, dikkat çekici bir tablo oluşturdu. Rekabet Kurulu'nun bu kararları, ekonomideki güçlü aktörlere önemli mesajlar iletiyor.
Dosyadan çıkan en net sonuç; serbest piyasanın kuralsızlık anlamına gelmediği. Pazar payı yüksek olan teşebbüslerin, rekabet hukukuna karşı daha sorumlu ve dikkatli davranmak zorunda olduğu bir kez daha vurgulanmış oldu. Oyunun kurallarını ihlal edenlerin ise her zaman ağır mali yaptırımlarla karşılaşabileceği görüldü. Bu kararlar, sağlıklı bir piyasa ortamının korunması adına düzenleyici kurumların denetim rolünün ne kadar hayati olduğunu gösterdi.