Ayşe Şasa'nın Hayatını Konu Alan Dizi İzleyiciler Arasında Tartışma Yarattı
Yeşilçam'ın en özgün ve etkili senaristlerinden biri olan Ayşe Şasa'nın hayatını ele alan "Ayşe: Bir Ruh Macerası" dizisi, TRT tabii platformunda yayınlanmaya başladığı ilk günden bu yana büyük ilgi görüyor. Toplam 10 bölümden oluşan bu özel yapım, Şasa'nın kendi kaleme aldığı otobiyografik eser "Bir Ruh Macerası" kitabından uyarlanarak hazırlandı.
Dizinin Yapısal Özellikleri ve İçeriği
Dizinin ilk bölümleri, Ayşe Şasa'nın Yeşilçam'da var olma mücadelesini ve sinema sektörüne adım atış sürecini detaylı bir şekilde işliyor. Flashback tekniğiyle zaman zaman çocukluk dönemine de dönülen bölümlerde, Şasa'nın karakter yapısına dair önemli ipuçları ve psikolojik derinlikler sunuluyor. Dizinin sonraki bölümleri ise senaristin psikolojik sorunlarıyla mücadelesini ve hakikat arayışını merkeze alıyor.
Dizinin final bölümlerine doğru, Ayşe Şasa'nın kemale erdiği ve olgunlaştığı dönemler ele alınıyor. Bu bölümler, Şasa'yı yakından tanıyanların en iyi bildiği dönemleri yansıtıyor. Diziyi izleyen seyirciler arasında ise belirgin bir ayrışma gözlemleniyor. Bazı izleyiciler yapımı son derece beğenirken, diğerleri anlatım tarzını ve içerik seçimlerini eksik bulduklarını ifade ediyor.
Yönetmen Osman Nail Doğan'ın Açıklamaları
Dizinin yönetmeni Osman Nail Doğan, biyografik anlatımların zorluğuna dikkat çekerek şu açıklamalarda bulundu: "Ayşe Şasa, toplumun geniş bir kesimi tarafından tanınan ve birçok kişi için rol model olarak görülen önemli bir isim. Entelektüel çevrelerde yıllarca birlikte olmuş yazarlar, şairler ve sinemacılar var. Herkesin bu kadar iyi bildiği bir ismin hikayesini anlatmanın zor olacağını baştan biliyordum."
Doğan, dizide kendine özgü bir dil oluşturmak için çeşitli okumalar yaptığını ve birçok alternatif denediğini belirtti. Özellikle Ayşe Şasa'nın ilginç çocukluk döneminden başlamayı düşündüğünü ancak bunu hikayenin bütünlüğü içinde yerleştiremediğini ifade etti.
Eleştirilere ve Tercihlere İlişkin Değerlendirmeler
Yönetmen Doğan, dizinin Yeşilçam'a geniş yer vermesi nedeniyle gelen eleştirileri öngördüğünü söyledi: "Eleştirilerin geleceğini tahmin ediyordum. Ben de sevdiğim bir sanatçının hikayesini onu tanıdığım haliyle görmek isterdim. Ancak Ayşe Şasa'nın hayatı çok fazla döneme ayrılıyor. Aslında birkaç sezonluk bir yapım olsaydı, seyirci farklı dönemleri ayrı ayrı izleyebilirdi."
Doğan, Ayşe Şasa'nın "Benim hayatımı bir Yeşilçam melodramına benzetebilirsiniz. Ama benim hayatım bir hakikat arayışı" sözünden yola çıkarak, diziyi Yeşilçam melodramı gibi başlatıp hakikat arayışına evrilttiğini açıkladı.
Oyuncu Performansları ve Çekim Süreci
Ayşe Şasa'yı canlandıran Deniz Baysal'ın performansı büyük beğeni topladı. Doğan, Baysal'ın rolüne hazırlanmak için 6-7 hafta daktilo eğitimi aldığını, Şasa'nın kitaplarını okuduğunu ve karakterin davranış biçimleri üzerine uzun çalışmalar yaptığını belirtti. Doğan, "Deniz sette beni de şaşırtan bir performans sergiledi. Baygınlık geçirdiği bir sahne vardı, gerçekten bayıldı. Tüm varlığıyla rolünün içindeydi" dedi.
Dizinin psikolojik mücadele dönemlerini anlatan bölümlerinin çekimleri, Şasa'nın tedavi gördüğü Şişli'deki La Paix hastanesinde gerçekleştirildi. Doğan, "Ayşe ablanın yattığı odada çekim yaptık. Hem bana hem de oyunculara oradaki hissiyat geçti. Sanki Ayşe ablanın ruhu hep bizimleydi" ifadelerini kullandı.
Gelecek Projeler ve İkinci Sezon İhtimali
Yönetmen Doğan, Ayşe Şasa'nın hayatının ikinci bir sezonu hak ettiğini düşündüklerini belirterek şunları söyledi: "En başından beri senarist arkadaşlarla ikinci sezonu nasıl yaparız diye konuşuyoruz. Ayşe ablanın telefon ağı etrafında şekillenen bir entelektüel hikayesi var. Çok fazla isme dokunmuş, çok fazla insanı eğitmiş, edebiyat ve sinema camiasındaki pek çok kişiyle temas kurmuş. İkinci sezona karar verirsek, Ayşe ablanın iyileştikten sonra iyileştirdiği insanların hikayesini anlatmak gibi bir fikrimiz var."
Doğan, bu potansiyel ikinci sezonun, Ayşe Şasa'yı tanıyanları daha fazla memnun edecek bir içerik sunabileceğini ifade etti. Dizide ayrıca Kemal Tahir ve Yaşar Kemal gibi edebiyatçıların mukayesesi de dönemin entelektüel tartışmalarını yansıtmak amacıyla yer buldu.