Erdem Yayınları'nın Kurucusu Melike Günyüz ile Çocuk Yayıncılığı ve Zorlukları
20-30 yıl önce ebeveyn olanlar, içeriği temiz çocuk kitabı bulmanın ne kadar zor olduğunu iyi bilir. Dijital dünyanın henüz olmadığı o dönemlerde, Türkiye'de telifli çocuk edebiyatı eserleri adeta mumla aranırdı. Çeviri kitaplar ise çoğu zaman kültürümüzle uyuşmadığı için ihtiyacı karşılamazdı. İşte tam bu süreçte, parmakla sayılı çocuk kitabı basan yayınevlerine bir yenisi daha eklendi: Erdem Yayınları. Ebubekir Erdem tarafından kurulan yayınevi, bugün Melike Günyüz öncülüğünde ailenin çocukları tarafından yönetiliyor. 40 yılı aşkın süredir yayıncılık yapan Günyüz ile mesleğe giriş hikayesini, başörtülü bir kadın olarak var olma mücadelesini ve çocuk yayıncılığındaki değişimleri konuştuk.
Lise Yıllarında Başlayan Yayıncılık Serüveni
Melike Günyüz, yayıncılık macerasının lise yıllarında başladığını belirtiyor. "Bu işin mimarı kesinlikle babam Ebubekir Erdem'dir" diyen Günyüz, lise ikinci sınıfın yaz tatilinde kendisine bir daktilo ve on parmak daktilo yazmayı öğreten bir kitap aldığını anlatıyor. Babasının önüne ayrıca Ömer Seyfettin Külliyatı'nı getirdiğini ve bu kitaplardaki bilinmeyen kelimeleri çıkararak bir sözlük hazırlamasını istediğini söylüyor. O yaz boyunca hem daktilo çalıştığını hem de kitapları okuyup kelimeleri derlediğini ifade eden Günyüz, "Bu benim ilk editörlük çalışmam oldu ve Ömer Seyfettin'in tüm hikayeleri benim hazırladığım sözlükle yayımlandı" diye ekliyor. Sonraki yıllarda ise deyimler ve atasözleri sözlüğü yazdırdığını belirterek, doğal bir şekilde lise öğrencisiyken yayıncılığa adım attığını vurguluyor.
28 Şubat Döneminde Yaşanan Zorluklar
Günyüz, başörtülü bir kadın olarak yayıncılık yaparken en büyük zorlukları 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını dile getiriyor. "28 Şubat döneminde tesettürlü birisi olarak yayın dünyasında kabul edilmek ciddi bir problemdi" diyen Günyüz, çok iyi kitaplarının sırf dindar oldukları için okul listelerinden çıkarıldığına şahit olduklarını aktarıyor. Hâlâ bazı özel okullara kitaplarının giremediğini belirten Günyüz, Türkiye'de bu ayrımın özellikle seküler kesim tarafından keskin bir şekilde sürdürüldüğünü ifade ediyor. "Sırf bizim dindarlığımız ya da benim başörtülü oluşum, iyi bir metni çocukla buluşturmanın önünde bir engel olmuştur. Olmaya da devam ediyor" şeklinde konuşuyor.
Çocuk Yayıncılığındaki Köklü Değişimler
Günyüz, 1990'lı yıllarla günümüz çocuk yayıncılığını kıyasladığında büyük farklar olduğunu vurguluyor. Türkiye'de ve dünyada çocuğun aile içindeki ve toplumdaki konumunun hızla değiştiğini, çocuk psikolojisi ve pedagojiye bakış açısının dönüştüğünü söylüyor. Yakın zamanda bir kitabıyla ilgili eleştiri aldıklarını ve şaşırdıklarını belirten Günyüz, kitapta yaşlı bir komşunun çocuğu öpmesi ve annenin çocuğun rahatsızlığını fark etmemesinin artık bir sorun alanı olarak görüldüğünü açıklıyor. "Çocuk tacizleri meselesi dolayısıyla çok hassaslaştık ve daha dikkatli bakıyoruz" diye ekliyor.
Kendi çocukluklarında okudukları kitaplara göz attıklarında dehşete düştüklerini söyleyen Günyüz, "40-50 yıl önce okuduğumuz kitapları bugün getirip basmak istesek, hiçbirini yayınlayamayız" ifadesini kullanıyor. Klasikler için de durumun aynı olduğunu belirten Günyüz, Define Adası gibi kitaplarda tayfaların sürekli içki içip kavga etmesinin bugün eleştiriye neden olacağını ve bu nedenle yayınlamaktan vazgeçtiklerini aktarıyor.
Çocuk Kitaplarındaki Nicelik Artışı ve Nedenleri
Çocuk kitaplarında nicelik olarak muazzam bir artış olduğunu belirten Günyüz, bunu şu faktörlere bağlıyor:
- Çocuk kitaplarının sanat ve edebiyat değerinin anlaşılması,
- Kadınların çalışma hayatına katılımının artmasıyla kitabın bir kurtarıcı olarak görülmesi,
- Dil öğrenimi açısından kitapların gerekliliğinin kabul edilmesi,
- Yayıncıların bu potansiyeli fark etmesi.
Günyüz, dünyada basılı kitap yayıncılığının gerilediğini ve yayıncılığın çocuk kitapları üzerinden hayatta kaldığını söylüyor. "Memleketin 40-50 yıllık hiç çocuk kitabı basmamış yayıncıları, artık çocuk kitabı yayımlıyor" diye ekliyor. Ancak bu çeşitlilik içinde metin ve resim konusunda özensizliklerin de olduğunu, parayla basılan resimli kitap furyasıyla karşı karşıya bulunduklarını vurguluyor. İyi editörler yetişmesi gerektiğini ve okurun bu konudaki farkındalığının önemli olduğunu belirtiyor.
Türkiye'nin Dini İçerikli Çocuk Kitaplarındaki Öncü Rolü
Günyüz, Türkiye'nin Arap dünyası ve İslam ülkeleri için özellikle dini içerikli çocuk kitabı yayıncılığında kesinlikle öncü olduğunu ve takip edildiğini ifade ediyor. Türk yayıncıların yayımladığı kitapların telif haklarının hızlı bir şekilde satıldığını, hatta Arap yayıncılarla proje aşamasındayken telif satmaya başladıklarını söylüyor. "Bütün dünyada nitelikli dini içerikli yayıncılığa çok ihtiyaç var" diyen Günyüz, sadece İslam ülkeleri değil, Avrupa ve Amerika'daki Müslüman diasporaların da bu alana ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.
Son zamanlarda Avrupalı ve Amerikalı yayıncılarda cinsel ya da LGBT içeriği olmayan kitapların sayısının azaldığını gözlemleyen Günyüz, bu durumun dünya pazarı açısından bir şans olduğunu düşünüyor. Birçok yayınevinin kitaplarını yurt dışına satmak için İngilizce kataloglar hazırladığını da ekliyor.
Genç Yayıncılara Tavsiyeler ve Mesajlar
Günyüz, sektörde öncü bir rol üstlendiğini ve üniversitede çocuk edebiyatı ve yayıncılık dersleri verdiğini belirterek, sektöre birçok insan yetiştirdiğini söylüyor. "Biz Şule Yüksel Şenler veya Gülsen Ataseven'lerin hayaliydik. Şimdiki gençler de bizim hayalimiz" diyen Günyüz, gençlerin gelecekle ilgili büyük hayaller kurmaları gerektiğini vurguluyor.
Yayıncılık mesleğini yapmak isteyen gençlere ise şu tavsiyelerde bulunuyor:
- Sektörün düşük ücretle çalışılan bir alan olduğunu kabul etmeleri,
- Bir kitap setinin piyasaya sürülmesinin 1,5-2 yıl sürebileceğini ve küçük marjlarla satıldığını bilmeleri,
- Yayıncılığın uzlet gerektirdiğini, yani içe dönük olup okumak, takip etmek ve piyasayı bilmekle alakalı olduğunu anlamaları,
- Sadece Türkiye'yi değil, dünyayı takip edip trendlere bakmaları gerektiğini unutmamaları.
Günyüz, sektörde tohum, iklim gibi konuların popüler olduğunu, fantastik veya atlas modasının zamanla değiştiğini de sözlerine ekliyor.



