Christian Bobin'in dediği gibi: "Sessizlik bize meleklerden hediye; lakin artık istemiyoruz, bu hediyeyi açmaya bile kalkışmıyoruz." Ne fena! Sessizlik de ses ister; sessizlikle buluşabilmek için onun sevdiği seslere ihtiyacımız vardır.
Sessizlik ve Seslerin Dansı
On küsur yıl önce köşemde şunları yazmıştım: "Günün ilk ışığı ile balkon kapısını açtım... Önce ezan sesi, sonra kuşlar... Derken kuşların bıraktığı yerde horozların devreye girişi... Sabah rüzgârı, ağaçların hışırtısı... Dinledim, dinledim, dinledim... Ve belki bininci kez idrak ettim ki, o güzel sessizlik ancak güzel sesleri dinlemekle cisimleşiyor."
Kuş Seslerindeki Sessizlik
Aslında kuş seslerini neden severiz, diye düşünsek tam buraya çıkarız: Kuşların cıvıltısında sevdiğimiz şey çoğalıp etrafa dağılan sessizliktir. Yoksa "mutlak sessizlik" diye bir şey varsa, ürkütücü olsa gerek, onu istemeyiz.
Kazdağları Kaçamağı
Eski zaman... Zihnimde uğuldayan meselelerden ve sosyal medyada yükselen kavgadan iki, üç günlüğüne uzaklaşmak için Kazdağları tarafına kaçmıştım. Zeytinlikler ve badem ağaçlarına bakan ve pek bilinen deyimle "çıt çıkmayan" bir oda bulup yerleşmiştim. Fakat ilk gece fena hayal kırıklığı: Kitap okuduğumda uğultu artıyor, tabletten film izlemeye kalktığımda içimdeki ses "İyi de, bunun için buralara kadar gelmene ne gerek vardı?" diye sorguluyor. Çünkü kulaklarımı tıkamaya kalkar gibi, zihnimi de kapatmaya çalışmış ve çuvallamışım. Oysa dinlemek gerekiyor; ortalığı dinleyerek başlamak gerekiyor. Korkmayacaksın, kaçmayacaksın. Kitabı, filmi, şunu bunu bırakıp dinleyeceksin. Önce dışarısını, sonra ağır ağır içini dinlemeye başlayacaksın.
Defterlerden Sessizlik Notları
Şimdi nereden çıktı bütün bunlar, diyeceksiniz. Kitaplığımı düzenliyorum, hafiften boşaltıyorum; bu arada karşıma not defterlerim çıkıyor, bazı raflar sırf defterlerle dolu. Orada gördüm bu notlarımı, hiç üşenmeden kaydettiğim alıntıları, gazete ve kitap kesiklerini. Sessizlik üzerine çok not tutmuşum; kuşların ötüşlerini sessizliğe saymışım.
2023 Ramazanı Sabahı
Bak şimdi! 2023 ramazanı... Sabaha karşı saat 4'te... Sessizliğin koyu bir vaktinde... Sarı yapraklı bir defterin kenarına "Hep bir ses vardır, boşluk sandığımız uçurumun dibinde bile yankılanan bir ses... O daima bir çağrıdır" yazmışım. "İnançsız onu çığlık sanır... Oysa apaçık çağrıdır."



