İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Türkiye genelinde sahipsiz köpeklerin yüzde 82'sinin barınaklara yerleştirildiğini ve yılbaşına kadar sokak köpeklerinin tamamının barınaklara konulacağını açıkladı. Bu iddialı açıklama, köpek saldırıları sonucu yaşanan ölümlerin ardından geldi. Başıboş köpeklerin modern Türkiye'ye yakışmadığı vurgulanırken, toplanma oranının yüzde 82'ye ulaşması büyük başarı olarak değerlendiriliyor.
Köpeklerin Suçu Yok, Sorumlular Belli
Aslında köpeklerin hiçbir suçu yok; onlar doğaları gereği ne yapmaları gerekiyorsa onu yapıyorlar. Durumun bu noktaya gelmesinde asıl sorumlular, görevlerini yapmayan yetkililer ve biz insanlarız. Uzun yıllar boyunca kısırlaştırma yapılmadı, yasa dışı köpek ticareti sürdü ve petshop'lardan bir hevesle alınan köpekler, bakımı zor gelince sokağa atıldı. Zamanla sayıları hızla arttı. Belediyeler, kısırlaştırma ve barınak yapma yerine, topladıkları köpekleri komşu il veya ilçedeki boş alanlara bıraktı.
Bundan Sonraki Süreç Önemli
Köpek dostlarımızı sağlıklı koşullarda yaşatmak ve mümkün olduğunca sahiplendirmek zorundayız. İnsanları barınaklardaki köpekleri sahiplenmeye teşvik etmek için kampanyalar düzenlenmeli, sahiplenme oranı artırılmalıdır. Hayvanseverler çözüm ortağı yapılmalı; kavga ederek değil, iş birliğiyle hareket edilirse birçok köpek kurtulabilir. Unutulmamalıdır ki petshop'tan köpek almak hayvanseverlik değildir; gerçek hayvansever satın almaz, sahiplenir.
Bıyık ve Saç Yüzünden Linç Edilmek
A Milli Futbol Takımı'ndan Merih Demiral ve Eren Elmalı, imajlarını değiştirdi. Merih ülkücü bıyığını keserken, Eren Dünya Kupası için yaptığı örgülü saçlarını düzleştirdi. Futbolcu olmak gerçekten zor; Avustralya yenilgisinden sonra eleştirmek normal olsa da hakaret etmek ve linçlemek büyük bir ayıp. Merih'e bıyıkları, Eren'e de örgülü saçları için birçok olumsuz yorum yapıldı. Oysa bunlar genç çocuklar ve dikkat çekmek istemeleri doğal. Saçın, bıyığın yenilgiyle ne alakası var? İnsanları dış görünüşleriyle yargılamak normal bir insana yakışmaz.
Merih'in kamptan çektiği videoları 'Bırak bu YouTube işlerini' diyerek aşağılamak ve hedef göstermek büyük saygısızlık. Oysa Merih'in videoları ülkede pozitif bir hava yaratmıştı. Kulüpler ve milli takımlar, benzer içerikler için sosyal medya ajanslarına büyük paralar harcıyor. Merih aynı zamanda zor durumda olanlara yardım eden, minik futbolculara hediyeler alan bir hayırsever. Hayat işte böyle; bir yenilgiden sonra yaptığınız iyilikler ve attığınız kafa golleri unutulur, adınız 'YouTube'cu Merih' olur.
Sömürgenin Zaferi
Yeşil Burun Adaları'nı çoğumuz Dünya Kupası'yla öğrendik. Tüm futbolcularının toplam değeri sadece 54 milyon Euro olan bu takım, kadro değeri 1 milyar 220 milyon Euro olan ve şampiyonluğun favorisi İspanya ile berabere kalmayı başardı. Son dakikalardaki kontra ataklarda biraz daha becerikli olsalardı belki de İspanya'yı yeneceklerdi. Yeşil Burun Adaları'nın kalecisi Vozinha'nın maç öncesi Instagram'da 50 bin olan takipçi sayısı bir günde 6 milyona çıktı. Gol atamamaları bir yana, İspanya'nın yüzde 100 gollük bir pozisyona bile girememesi daha büyük olaydı.
Basketbol, voleybol, hentbol, Amerikan futbolu, beyzbol gibi diğer spor dallarında böyle bir sürpriz yaşanmaz. Teknik ve taktik bir yere kadar işe yarar. Vakti zamanında sömürge edilmiş ülkeler, rövanşı futbolda alıyor. İşte futbol, bazen imkânsızı gerçek yaptığı için bu kadar çok seviliyor.
Iğdır FK Farkı
Birinci Lig ekiplerinden Iğdır FK, Dünya Kupası'na iki kaptan yolladığı için PSG, Liverpool gibi devlerin arasında yer aldı. Almanya ile karşılaşan Curaçao Milli Takımı'nda forma giyen Iğdır FK'nın futbolcusu Juninho Bacuna, maça kaptan olarak çıktı. İspanya ile oynayan Yeşil Burun Adaları Milli Takımı'nda ise kaptanlık bandını bir başka Iğdır FK oyuncusu Ryan Mendes taktı. Çoğunuz bu iki ülkeyi ve Iğdır FK'yı belki de ilk kez Dünya Kupası'nda duydunuz. İspanya'nın takım kaptanı Manchester City'den Ballon d'Or sahibi Rodri'yi, Iğdır FK'nın kaptanı Ryan Mendes balon yaptı. Ne Galatasaray ne de Fenerbahçe; kupada konuşulan takım Iğdır FK oldu.
Samandıra'nın Çevresi Kapatılmalı
Aziz Yıldırım'ın ilk icraatı, Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu'ndaki Maraton Alt E Blok'taki VIP bölümünü kaldırmak oldu. Buranın tribünle bütünlüğü sağlanacak ve koltuk sayısı 670'e çıkarılacak. Bu bölümde genelde zenginler veya 1907 Derneği üyeleri yer aldığı için tribün atmosferinin olumsuz etkilendiğini ve seyirci baskısının azaldığını daha önce de yazmıştım. Özetle doğru olan yapıldı.
Yıldırım'ın bir sonraki adımı, Samandıra'da apartmanlarla çevrili antrenman sahasının dışarıdan görüntü alınmayacak şekilde kapatılması veya gölgelenmesi olmalı. Domenico Tedesco'nun 'Sanki nasıl oynayacağımızı rakiplerimiz hep biliyordu' açıklaması doğru bir tespitti. Muhtemelen sahayı net gören bir daireye kamera yerleştirilerek 7 gün 24 saat tesislerde ne yapıldığı deşifre edildi. Antrenör geçmişi olan biri, antrenmanları sürekli evinden, balkonundan dürbün veya çıplak gözle izleyip rapor hazırlayarak rakip takıma vermiş olabilir. Hatta bu bilgiler başka rakip takımlara da gizlice iletilmiş olabilir. Kısacası, uzun zamandır Fenerbahçe'nin taktikleri deşifre ediliyordu. Bunu Tedesco söyleyene kadar kimsenin aklına gelmemesi ise daha garip.



