Bülent Timurlenk'ten Köstebek ve Şampiyonluk Yorumu: Hagi'den Buruk'a Futbolun Değişmeyen Gerçekleri
Köstebek ve Şampiyonluk: Hagi'den Buruk'a Futbol Gerçekleri

Futbolun Değişmeyen Gerçekleri: Hagi'den Buruk'a Köstebek ve Şampiyonluk Hikayeleri

Bülent Timurlenk, futbol dünyasının zaman içinde değişmeyen bazı gerçeklerini kaleme aldı. 21 yıl önce yaşanan bir olayla günümüz arasında paralellikler kurarak, spor medyasının iç dinamiklerine ve şampiyonluk mücadelesinin inceliklerine ışık tuttu.

Hagi'nin Kayseri Hatırası ve Modern Zaman Köstebekleri

Nisan ayı, futbol tarihimizde ilginç anılarla dolu. 2005 yılında, Gheorghe Hagi yönetimindeki Galatasaray, Kayseri deplasmanına gitmişti. Otobüsten inen Hagi, telefonunu bulamayınca kalabalık arasında kalmış ve o dönemki kısıtlı Türkçesiyle "Dikkat aranızda hırsız var" demeye çalışmıştı. Ancak bu söz, medyada "Hagi taraftara hırsız dedi" şeklinde yer bulmuştu. O dönem sosyal medyanın olmadığı, cep telefonlarının video çekme özelliğinin yaygınlaşmadığı yıllardı. İlginçtir ki, telefon Hagi'nin paltosunun astarına kaymıştı ve telefonuna kavuşan teknik adamın takımı, ertesi gün 4 golün de son 10 dakikada atıldığı maçta 2-2 berabere kalmıştı.

Timurlenk, gazetecilerin çalıştıkları servisleri haberin mutfağı olarak gördüklerini belirtiyor. Muhabirlerin taze haberleri getirdiğini, editörlerin bu haberleri işlediğini, spor müdürlerinin ise günün menüsünü belirlediğini vurguluyor. Özellikle muhtemel 11 açıklamalarında muhabirlerin kulüplerden aldığı bilgileri kurumlarına ilettiklerini, ancak bu kaynakların teknik adamların gözünde genellikle "Brütüs", "Truva Atı" veya "köstebek" olarak görüldüğünü ifade ediyor.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Okan Buruk'un Göztepe maçı sonrası basın toplantısında açıkça dile getirdiği köstebek rahatsızlığı da bu bağlamda değerlendiriliyor. Timurlenk, Buruk'un muhtemelen bu ismin kim olduğunu bildiğini veya sonraki günlerde öğrendiğini belirtiyor. Tıpkı Hagi gibi, Buruk'un da kariyeriyle saygı gören, başarılarıyla rakipleri öfkelendiren bir futbol insanı olduğunu vurguluyor. Hagi'den 21 yıl sonra, benzer bir kaosun içinde Buruk'un takımının evinde Kocaelispor ile berabere kaldığına dikkat çekiyor.

Kulüp Yönetimlerinin Kontrat Politikaları ve Tarihten Örnekler

Yazar, Türk futbol tarihinden çarpıcı örnekler vererek kulüp yönetimlerinin oyuncu ve teknik adam kontratları konusundaki yaklaşımlarını sorguluyor. Galatasaray'ın 4 yıl üst üste şampiyon olduğu, Avrupa'da 2 kupa kazandığı dönemde, orta sahanın değişmez iki ismine yeni kontrat imzalatamadığını hatırlatıyor. Emre ve Okan'ın bedavaya bonservis kazandırarak takımdan ayrılmaları, dönemin başkanı Faruk Süren ve futboldan sorumlu yönetici Ali Dürüst'ün politikalarını gündeme getiriyor.

Benzer şekilde, Fenerbahçe'nin milli takımın sağ ve sol bekleriyle şampiyonluk yaşadıktan sonra 12 yıl bu kupaya hasret kalması, Caner Erkin ve Gökhan Gönül'ün ezeli rakibe transfer olmaları dikkat çekiyor. Emre Belözoğlu'nun takımdan gönderilip 4 sezon sonra dönüşü de Aziz Yıldırım dönemine ait ilginç bir detay olarak sunuluyor.

Günümüze gelindiğinde ise Mauro İcardi ve Okan Buruk örneği öne çıkıyor. İcardi'nin kulüp tarihinin en çok gol atan yabancı futbolcusu olmaya aday olduğu, birinci kaptan ilan edildiği ve arka arkaya 3 şampiyonluğun ikisine damga vurduğu halde, 32 yaşında kontratının son sezonuna girdiği belirtiliyor. Aynı şekilde, takımı 3 yıldır şampiyon yapan Buruk'un da kontratının bitmek üzere olduğu ve başkan Dursun Özbek'in sezon başında her iki isme de "Uzatıyoruz" demediği vurgulanıyor.

Timurlenk, Faruk Süren, Aziz Yıldırım ve Dursun Özbek'e bu durumlar sorulsa muhtemelen "Biz haklıydık" diyeceklerini ifade ediyor. Ancak asıl sorunun, Avrupa futbol tarihinde böyle örneklerin olup olmadığı olduğunu dile getiriyor.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Şampiyonluk Yarışında Gemiyi Limana Yanaştırmak

Yazar, şampiyonluk yarışının son aşamalarında takımların durumunu değerlendirirken Hollanda'dan ilginç bir örnek veriyor. Geçen sezon Ajax ve PSV arasındaki mücadeleyi hatırlatarak, ligin bitimine 5 hafta kala Ajax'ın 73, PSV'nin 64 puanı olduğunu belirtiyor. Ancak sezon sonunda PSV'nin 79, Ajax'ın ise 78 puanda kaldığını ve PSV'nin mucizevi şampiyonlukla tüm dünyada manşetlere taşındığını aktarıyor.

İlginç olan, sezon içindeki gelişmeler. Francesco Farioli yönetimindeki Ajax'ın 15. haftada 33 puanla üçüncü sırada olduğu, PSV'nin ise 42 puanla liderlik koltuğunda oturduğu hatırlatılıyor. 9 puan önde olan PSV'nin, ligin 29. haftasında Ajax'ın 9 puan gerisine düştüğü vurgulanıyor.

Timurlenk, bir lig şampiyonluğunun "gemiyi limana yanaştırma hikayesi" olduğunu söylüyor. Gemiyi limana yanaştıramayanların seyrüsefer defterindeki fırtına kayıtlarına kimsenin bakmayacağını, kimsenin onları dinlemeyeceğini ifade ediyor.

Sezon sonunda Okan Buruk şampiyon olursa, farkın 7'den ikiye düşmesinin az insan tarafından konuşulacağını belirtiyor. Domenico Tedesco şampiyon olursa da onun Anadolu takımlarına verdiği sürpriz puanların kimse tarafından hatırlanmayacağını ekliyor.

Hollanda'da ise ilginç gelişmeler yaşanıyor. Farioli Porto'ya giderken, şampiyon PSV'nin hocası Peter Bosz takımın başında kalmış ve bitime 4 hafta kala 19 puan farkla liderlik koltuğunda oturuyor.

Bülent Timurlenk, futbolun sadece sahadaki 90 dakikadan ibaret olmadığını, medya ilişkileri, kulüp yönetim politikaları ve sezon sonu psikolojisinin de şampiyonluk mücadelesinde belirleyici olduğunu bu yazısıyla bir kez daha gözler önüne seriyor.