Nihat Hatipoğlu, 10 Temmuz 2026 tarihli yazısında kıyamet gününde yaşanacak olayları detaylandırıyor. İnsanlar, hayvanlar, melekler ve cinler yeniden diriltilip mahşere sevk ediliyor. Herkes korku, endişe ve meçhul bir beklenti içinde. Gözler yuvalarından fırlamış durumda. Herkes kendi derdine düşmüşken, beklenen tecelli gerçekleşecek. Melekler tespihata ve zikre başlarken, peygamberler selamet ve rahmet dileyor.
Kur'an'da Kıyamet Günü
Yüce Allah, Fecr Suresi 22-26. ayetlerinde o anı şöyle beyan ediyor: 'Yeryüzü parça parça döküldüğü, Rabbin (emri, tecellisi) geldiği ve melekler saf saf dizildiği zaman, işte o gün cehennem getirilecek! İşte o gün insan her şeyi anlar (ve görür ve hatırlar) ama o gün artık ne faydası var? O gün insan der ki: Keşke geleceğim için hazırlık yapsaydım. Artık o gün hiç kimse (Allah'ın) verdiği azap gibi azap etmeyecektir.'
Rahman'ın heybetinden sesler kısılmıştır; sadece çok hafif fısıltı duyulur (Taha, 108). Melekler her tarafı kuşatmış, bir karış boş yer kalmamıştır. Peygamberler diz üstü çökmüş, evcil hayvanlar, yabaniler, kuşlar, böcekler saf saf dizilmiştir. Herkesin ve her şeyin başı önünde, kararı bekliyorlar. Suskun her şey ve herkes (Tekvir, 5).
Korku ve Endişe Anları
Dudaklar korku ve endişeyle büzülüyor. O gün dost dostu tanımayacak (Mearic, 10). Kişi korkudan evladını, eşini, kardeşini fidye vermek ister (Mearic, 11-14). Mahkeme kurulacak ve 'Başlarınızı kaldırın' sesi gelecek. İlahi kürsü (adalet terazisi) bütün yeri ve göğü kuşatmış olacak. O gün Rabb'in arşını saf saf melekler taşıyor olacak.
Hac Suresi 1-2. ayetlerde kıyamet sarsıntısı şöyle anlatılıyor: 'Ey insanlar! Rabb'inize karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiğini unutur, her gebe kadın çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir hâlde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allah'ın azabı çok şiddetlidir.' O gün güneş ve ay bir araya getirilecek, gök yarılacak, dağlar pamuk gibi atılacak. Yer başka yere, gök başka göğe çevrilecek (İbrahim, 48).
Allah'ın Emri ve Ümit
O gün Allah'ın konuşmayacağı, tecelli etmeyeceği kimse yoktur. Arada tercüman olmayacak. Kişi önüne bakar cehennem ateşini görür, arkasına bakar cehennemi görür. Hz. Peygamber şöyle buyurur: 'Hurmanın bir parçasıyla da olsa ateşten korunun.' (Buhari, Rikak, 49). Sadaka vermenin önemi vurgulanır.
Cennette olan birine sorulur: 'Hâlinden memnun musun?' Adam: 'Elbette memnunum. En güzel yer.' Derler ki: 'O hâlde temenni et, daha ötesini arzu et. Zira yüce Allah'ın cömertliğinin sınırı yoktur.' Adam der ki: 'Allah'ım, beni geldiğim âleme geri gönder. Senin için on kez şehit olayım...' O adam şehitliğin faziletini görmüştür (Ahmed, hd:7996).
İmansızlık Affedilmeyecek
O gün her günahlar affedilebilir, her azap kaldırılabilir, her yeis ümide dönebilir. Ancak imansızlar, yani Allah'ı tanımayanlar nankör oldukları için ahiretten nasip alamaz. Abdullah bin Cüdan örneği verilir: Ahirete ve dirilmeye inanmıyordu ama çok cömertti. Peygamberimize sorulduğunda Efendimiz buyurdu: 'O cömertliğinden yararlanmayacak. Zira o bir gün veya bir an bile Allah'ım beni bağışla kıyamette, demedi.' Demek ki günahlar affedilir ama imansızlık affedilmeyecek.
Abdestin Manevi İnceliği
Abdestte her organın duası vardır. Eller yıkanırken: 'Allah'ım, senden bereket dilerim. Şer ile karşılaşmaktan sana sığınırım.' Ağzı yıkarken: 'Ya Rabb! Dilimle seni anmayı bana nasip et.' Burnuna su verilirken: 'Ya Rabb! Bana cennet kokusu ver. Cehennem kokusundan sana sığınırım.' Yüzü yıkarken: 'Ya Rabb! Bazı yüzlerin kararacağı gün yüzümü aydınlat.' Başı meshederken: 'Ya Rabb! Üzerime, başıma rahmet indir. Beni mahşer gölgesine al.' Kulakları yıkarken: 'Ya Rabb! Beni cennete çağıran davetçinin sesini duyur. Kuran'ın sesini duyur.' Kolları yıkarken: 'Ya Rabb! Sağ kitabımı sağımdan nasip et. Sol kitabını soldan alanlardan eyleme.' Ayakları yıkarken: 'Allah'ım, sırat köprüsünden ayağımı kaydırma.' Abdest alırken bu dualar yapılmalıdır.
Bir Fincan ve Bir Ömür
Garipsin. Bir fincan kahve ikram edilir, bunun 40 yıl hatırı var denir. Ama sana bütün varlığını lütfeden Allah'ın hiç mi hakkı yok? Bir an O'na dönmezsin, hatırlamazsın. Denildiği gibi: 'İnsanoğlu Rabb'ine karşı nankördür.' (Adiyat, 6)
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısının tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi yazının tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.



