Nihat Hatipoğlu: Gönüllerin Tabibine Geldik
03 Nisan 2026, Cuma - Her hastalığın mutlaka bir ilacı bulunur, ancak öncelikle doğru teşhisi koyacak yetkin bir tabibe ihtiyaç vardır. Eğer doğru doktoru bulamazsanız, tedavi süreciniz de başarıya ulaşamaz. Şu an Medine zamanındayız ve hastalıklarımızın tabibine geldik. Yüreğimize dokunmasını arzuladık. Sadece ben değil, milyonlarca insan, benliğimizi aşmaya ve burada olmaya geldik. Rabb'e kul, sevgiliye ümmet olmaya geldik. Gönüllerin tabibine geldik ve onu çok özlemiştik.
Dokunmaya, elimizden tutması için ricaya geldik. Hâlimizden utanarak özrümüzü paylaşmaya geldik. Kapısından kovulur muyuz bilmiyorum, ancak halkasına tutunmaya kararlıyız.
Esirgeme Kereminden
Serseri bir kurşuna kurban olduğumuz günden beri, kâh oraya kâh buraya savrulduk. Şimdi yaramızı sarman için dergâhına geldik. Bilirim ki, dokunduğun harabeler baharistana dönüşür. İşte bu yüzden cesaretlenip kilometrelerce yol aştık ve huzuruna vardık.
Sen ki efendim, Ahmed-i Mahmud-i Muhtar'sın. Cümle enbiyanın ve asfiyanın mahşerdeki sığınağısın. Bir fakir nasıl kerim bir kapıda dilenirse, biz de öylece dilenmeye geldik. Bir nazar etsen diye mevsimlerdir bekliyoruz. Kereminden esirgeme, kurbanın olduğum. Tanımam sizi desen mahşerde, hakkın olsa da etme efendim.
Ümmete dargınsındır, bunu biliyorum. Yakın yoldaşların gibi olamadık, farkındayız. Ama onların başında sen vardın, hayranın olduğum. İşte biz kendimize kaldık, serapa daldık ve hülyaya uyandık. İnkisarda bırakma sultanım. Mahşerde şefaatini umuyoruz ve hicap duymadan talep etmeye geldik.
Öksüz Bırakma Bizi
Ey Fatıma'nın babası, Kuran'ın tebliğcisi, ins ve cinin peygamberi, mahşerin hatibi, son peygamber, son resul, Medine'nin sakini, Yeşil Kubbe'nin misafiri, Medine'nin ev sahibi, Cebrail'in yoldaşı; kerem et. Yetim ve öksüz bırakma bizi. Elini uzat. Uzak olsak da keremini hak etmeye, bin derde deva olan gülümsemenden bir bakışı esirgeme bizden.
Cömert Gönüller Nerede?
Eskiden din tebliğ edenler kerem ve hikmet sahibiydiler. Sözlerinin derinliği vardı ve hikmet damlaları gibi gönülleri temizlerdi. Şimdi ise iş, Kuran'dan birkaç ayet öğrenmiş ve oradan dünyaya meydan okuyan kişilerle dolmuş durumda.
İzlenme pahasına her kutsalı didikleyen insanlar ortalıkta geziyor. Sözler bol, ancak temel kaynaklardan ve özden uzaklar. İstediğini cennet veya cehenneme biletlemeye yetkili olduğunu iddia eden kişiler var. Onların insafına kalsa, ümmetin yüzde doksanı dinden çıkmış sayılır.
Cennet zaten onların tekelinde gibi. Çoktan ümmet-i merhumeye dönmüş gibiyiz. Diller sert ve katı, tolerans sıfır, empati yok. Biri bir hata işlese, hemen küfre postalasak mantığı hâkim. Manzara, elindeki kılıcı Hz. Hüseyin'e sallayan sefihin "Hüseyin, seni cehenneme göndereceğiz" demesi gibi. İş bu kadar ele düşerse, olacak olan budur.
Tefekkür, tezekkür, ibret, edep ve sabır günlerindeyiz. İslam'la ilgili lehte veya aleyhte konuşan her söze temkinle yaklaşma zamanındayız.
Ramazan'da 20 Bin Genç
Ramazan ayında hem iftar hem de sahurda ATV'de canlı yayın yaptık. Günde yaklaşık 4 saat canlı yayında kaldık ve hamdolsun milyonlara ulaştık. İzlendik ve elbette bu çaba değdi, çünkü gönüllere dokunduk.
Bu yıl, hem iftarda hem sahurda lise ve üniversiteden gelen 20 bin gencimizi konuk ettik. Çok güzel ve bazen gülümseten sorular geldi. Genç jenerasyonun garip soruları düşündürdü, ancak en önemlisi gençlerin programa olan ilgisiydi.
Koşarak geldiler, heyecanlıydılar ve yüzlerinde mutluluk vardı. Her programdan sonra en az yarım saat fotoğraf çektirdiler. Kimi annesine, kimi babasına veya ninesine video oluşturdu. Beni saatlerce ayakta tuttular, ancak hiç kimseyi kırmadık, herkesi dinledik ve problemlerini çözmeye gayret ettik.
ATV, Ramazan'da gençlerin ve Z kuşağının adresi oldu. Farklı akımlarla geldiler ve hiçbirini küstürmedik. Gülümsemelerine gülümsedik, çocuklar gibi sevinçlerine sevindik. Kısaca, Z kuşağı etrafındaki algıyı kırdık. Sağ olun gençler.
Tabii bu arada, bu imkânı tanıyan yöneticilerimize teşekkür ederiz. Onlar, her gün iftar ve sahura gelen binlerce gencimize ve sevenlerimize sofralarını açtılar ve hiçbir şeyi esirgemediler. Tekrar teşekkür ederim.



