Anadolu'nun İlk Tıp Fakültesi Gevher Nesibe Şifahanesi 820 Yıldır Zamana Meydan Okuyor
Gevher Nesibe Şifahanesi 820 Yıldır Ayakta

Anadolu'nun İlk Tıp Fakültesi: Gevher Nesibe Şifahanesi 820 Yıldır Zamana Meydan Okuyor

Anadolu topraklarının en erken tarihli tıp fakültesi olarak bilinen Gevher Nesibe Şifahanesi, tam 820 yıldır ayakta durarak tıp tarihine paha biçilmez bir ışık tutuyor. Anadolu Selçuklu Sultanı 1. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından, kız kardeşi Gevher Nesibe Sultan'ın vasiyeti üzerine 1206 yılında inşa ettirilen bu tarihi yapı, günümüzde Selçuklu Uygarlığı Müzesi olarak ziyaretçilerini ağırlıyor.

Şifahanenin Eşsiz Yapısı ve İşlevleri

Bu muhteşem yapı, sadece bir tedavi merkezi olmanın ötesinde, kapsamlı bir eğitim kurumu olarak tasarlanmıştı. Ziyaretçiler, şifahanenin içinde adeta geçmişe doğru bir yolculuğa çıkıyor. Yapıda şu bölümler dikkat çekiyor:

  • Tıp eğitiminin verildiği ve öğrencilerin uygulama yapabildiği tedavi alanları
  • Akıl hastalarına yönelik, su ve müzik sesiyle tedavi uygulanan özel bimarhane bölümü
  • İlaçların hazırlandığı tam teşekküllü eczane kısmı
  • Hastaların düzenli olarak yıkanabilecekleri hamam alanı

İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, yapının Çifte Medrese, Gevher Nesibe Darüşşifası ve Gıyasiye Medresesi isimleriyle de anıldığını vurgulayarak, Anadolu'daki ilk tıp fakültesi unvanını taşıdığını belirtiyor.

Öncü Bir Eğitim ve Tedavi Merkezi

Dursun, Gevher Nesibe Şifahanesi'nin tarih boyunca diğer şehirlerdeki medreselere öncülük ettiğini ifade ediyor. "Tıp fakültelerindeki eğitim sürecinde öğrenciler, hemen bitişiğindeki hastanede de eğitimin bir devamı olarak hastaların tedavisinde yer alıyorlar. Burası aslında bu planlamayla yapılmış" diyen Dursun, yapının modern tıp eğitiminin erken bir örneği olduğuna dikkat çekiyor.

Yapının bir bölümünde cerrahlık gerektiren hastaların tedavi edildiğini anlatan Dursun, şu bilgileri paylaşıyor: "Bir dehlizle öbür tarafa geçiliyor. Diğer kısım medrese yani eğitimin verildiği yer. Burada talebeler çeşitli odalarda eğitim alıyor. Hemen yan tarafta ise farklı bir birim daha var. Bimarhane yani akıl hastalarının tedavi edildiği bir nokta."

Akıl Hastalıklarında Çığır Açan Yaklaşım

Şükrü Dursun, bimarhane bölümünün özellikle dönemi için devrim niteliğinde olduğunu vurguluyor: "O dönemde Selçuklular dışında akıl hastalıklarının tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun diğer ülkelerde bilinmediğini biliyoruz. Selçuklular bunun tedavi edilebilir olduğunu ve suyla, müzikle şifa bulacaklarını bildikleri için burada özel bir bölüm oluşturmuşlar, o tür hastalıkların tedavisi gerçekleştirilmiş."

Şifahanenin sadece bir tedavi merkezi değil, aynı zamanda önemli bir eğitim kurumu olduğunu da ekleyen Dursun, "Tedavinin dışında burada Selçuklu topraklarındaki diğer şifahaneler için de hekimler yetiştiriliyordu. Bu anlamda da çok değerli. Hekimlerin de yetiştiği önemli bir merkez olduğunu görüyoruz" ifadelerini kullanıyor.

820 yıllık bu tarihi miras, Anadolu'nun tıp ve eğitim alanındaki köklü geçmişini gözler önüne sererken, ziyaretçilerine Selçuklu döneminin ileri görüşlü yaklaşımlarını deneyimleme fırsatı sunuyor.