Sumud Dizisi Filistinlilerin Gerçek Hikayesini Anlatıyor
Sumud Dizisi Filistinlilerin Gerçek Hikayesini Anlatıyor

TRT’nin uluslararası dijital platformu tabii’de yayınlanan “Sumud” dizisi, Filistinli bir baba ve Türk bir annenin kızı olan genç bir doktorun kendini ve geçmişini keşfetme hikâyesini anlatıyor. Senaryosunu Abdüsselam Durmaz, İsa Yıldız, Uhud Tekin ve Ali Çakmak’ın kaleme aldığı, yönetmen koltuğunda Doğan Ümit Karaca’nın oturduğu dizi, Filistinlilerin yaşadıklarını senaryo diliyle ekrana taşırken, “İzlediklerimiz keşke kurgu olsaydı” dedirtiyor.

“Sumud” deyince akıllara 7 Ekim 2023’ten beri soykırıma uğrayan Gazze’ye yardım için yola çıkan “Sumud Filosu” gelebilir, ama konunun filoyla alakası yok. Arapça bir kelime olan “Sumud”, direniş, azim ve kararlılık anlamına geliyor. Filistin’in vücut bulmuş hali olan bu kelimenin her bir çeşidi, dizideki karakterlerde hayat bulmuş. Filistinlilerle ilgili Batı öğretilerinden başka hiçbir bilgisi olmayan doktor Melisa, ilk bölümden son bölüme kadar işte bu yüzden hayretini koruyor. Çünkü bunların hiçbiri gerçek olamaz, ancak bir filmin hikâyesi olabilir.

KUDÜS HASRETİNİZİ GİDERİN

Oyuncu kadrosunda Şifanur Gül, Emre Kıvılcım, Burak Hakkı, Yıldız Kültür, Ayça Varlıer, Ülkü Duru, Enes Külahçı, Emir Çiçek ve Cihan Şimşek gibi isimlerin yer aldığı dizinin çekimleri Midyat’ta gerçekleştirildi. Mardin ve Midyat, coğrafya olarak Kudüs’e çok benziyor. İlk ziyaretimde taş sokaklarında yürürken, kendimi Kudüs sokaklarında hissetmiştim. Dizi de bende bu etkiyi yarattı ve yer yer Mescid-i Aksa görüntüleriyle Kudüs hasretimizi bir nebze giderdik.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

ÇIPLAK GERÇEKLERLE YÜZLEŞTİRDİ

Dizi bütün ön yargıları kıracak şekilde en insani ayrıntıya bile dikkat ederek çok gerçekçi çekilmiş. Mesela Filistinlileri sinirleri alınmış, hiç kızmayan, hep tevekkül eden meleksi varlıklar olarak göstermek yerine hem acısını işlemiş hem sabrını hem de isyanına yer vermiş. Mesela Doktor Ahmed Musa’nın oğlu Ammar, küçükken işgalci İsrail saldırılarından birinde hem annesini hem de bacağını kaybediyor. Yüzme olimpiyatlarına hazırlanan Ammar, doktor babasının elinde kalan tek protezi oğluna takmak yerine adaletli davranarak sıradaki hastaya takmasını bir türlü hazmedemiyor. Gençlik yıllarında bu öfkesi artıyor ve direniş ruhuna değil, bacağının tedavisine odaklandığı için hatalar yapıyor. Filistinlilerin bu insani yüzüyle ilk kez Gazzeli yönetmen Muhammed Almughanni’nin “Shujayya” belgeselini izlediğimde karşılaşmıştım. Evine düşen bombayla tek ayağını kaybeden bir adamın, aynı bombardımanda iki ayağını kaybeden eşini bir daha görmek istemeyişini öyle bir anlatıyordu ki, bu gerçeklik, ölen ve yaralananların sayıdan ibaret olmadığını hatırlatıyordu.

YUSUF’UN ÇALINAN HAYATINA BAKIŞI

Diziyi izlerken tahammül sınırlarını zorlayan olayların birebir yaşandığını bilmek insanı kahrediyor. Bir çocuk düşünün, İsrail ailesini şehit ediyor ve yaşadığı evine çöküyor. Yusuf o günden sonra sessizliğe bürünüyor ama her gün Utanç Duvarı'na tırmanarak çalınan hayatına bakıyor. Bu sahnenin dizideki hikâyeden ibaret olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Filistinlilerin yaşadığı birçok konuya değinmesi bakımından da dizi önemli bir işe imza attı. Hastanede ilaç kalmadığı için uyuşturulmadan ameliyat edilen bebeklerden tutun da kendi ilaçlarını üretmelerine kadar. İşgalcilerin Ayşe Nine’yi eviyle birlikte buldozerle ezmesi, haberlere yansıyan birçok Filistinlinin hikâyesi.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması