Chopin'in İnsan Yüzü: Yeni Film, Dehanın Acılarla İmtihanını Perdeye Taşıyor
Chopin'in İnsan Yüzü: Dehanın Acılarla İmtihanı

Chopin'in İnsan Yüzü: Yeni Film, Dehanın Acılarla İmtihanını Perdeye Taşıyor

Paris, 1830'lar. Pencerenin önünde, sinek vızıltısına odaklanmış şapkalı bir adam oturuyor. Sinek koluna konunca, ani bir hareketle yerinden fırlıyor ve sokağa atıyor kendini. Halk onu görünce hayranlıkla bakıyor ve "Chopin!" diye bağırıyor. Yetişmeye çalıştığı yerin kendi konseri olduğunu anlıyoruz. Salon tıklım tıklım dolu. Yanına arkadaşı Franz Liszt geliyor ve birlikte unutulmaz bir resital sunuyorlar.

İki Zıt Karakter: Liszt ve Chopin

Liszt'in heyecanlı ve gösterişli ezgileri salona yayılırken, Chopin daha sakin, içe dönük ve kararlı bir tavır sergiliyor. Biri alkışı büyütüyor, diğeri sessizliği derinleştiriyor. Chopin, sessizliği seviyor ve eserlerinde sakinlik, dinginlik ve sükûnet yansıtıyor. Ancak bu sakin dış görünüşün ardında, amansız bir hastalık yatıyor.

Bir gece, piyanosunu neredeyse bir çapkınlık aracına dönüştürdüğü bir anda kan kusuyor. Hayatını tamamen değiştirecek olan verem hastalığı, o anda görünür hale geliyor. Fakat Chopin, görünmezmiş gibi davranmayı tercih ediyor. Ders vermeye ve resepsiyonlarda ilgi odağı olmaya devam ediyor.

Hastalığın Gölgesinde Bir Deha

Hastalık içten içe kötüleşiyor, öksürük krizleri artıyor. Arkadaşları onu doktora götürüyor. Doktor net bir uyarıda bulunuyor: "Paris'ten ayrılın. Güneşe çıkın. Temiz hava alın. Kalabalıktan uzak durun." Ancak Chopin bu tavsiyeleri dinlemiyor, çünkü kalabalık onun için alkış demek.

Sonra bir salgın geliyor. Sokaklar ıssızlaşıyor, her yer ilaçlanıyor ve şehir susuyor. Ama Chopin susmuyor. Sabahlara kadar süren öksürük krizlerinin arasında notalar yazmaya devam ediyor. Film, eserlerin doğum sancısını izletiyor ve müziğin, bedenin zayıflığından nasıl doğduğunu gösteriyor.

Memlekete Dönüş ve Yıkılış

Memleketi Polonya'ya, ailesinin yanına dönüyor. Ancak hastalık artık geri dönüşü olmayan bir noktada. Arkadaşları onu, "İlaçtan çok hayranlığa ihtiyacın var" diyerek eleştiriyor. 5 gün boyunca yatağından çıkamayınca, öldü sanılıyor. Hatta kendi ölüm haberini gazetede gördüğünde alay ediyor: "Ben ölmüşüm."

Fakat sevdiği genç kadın, hastalığını bahane ederek başkasıyla evlenince, alay edecek gücü de kalmıyor. Umudu kırılıyor. Filmin ikinci yarısında, ünlü Fransız yazar George Sand sahneye çıkıyor. Sand, ona iyi geliyor ve Chopin yeniden hayata tutunuyor.

Mallorca'da Umut ve Hayal Kırıklığı

Mallorca'ya gidiyorlar. Güneş, açık hava ve umut... "Her şey güzel olacak" hissi hakim. Ancak Chopin, Paris'ten uzakta piyano çalamadığını fark ediyor. "Çalamazsam yaşayamam," diyor ve geri dönüyor. Belki de bu dönüş, sonunun başlangıcı oluyor.

Kendisinden daha yetenekli diye tanıttığı 15 yaşındaki genç müzisyen Carl Filtsch'in ölümünü kendine yüklüyor. Suçluluk duygusu, hastalıktan daha ağır geliyor. Ve hasta yatağında, 39 yıllık kısa bir ömür nihayetleniyor. Ama ondan geriye, zamansız notalar kalıyor.

Acılardan Beslenen Bir Yapım

Yönetmen Michal Kwiecinski'nin yönettiği, başrolünde Eryk Kulm'un yer aldığı Chopin, Chopin! filmi, Chopin'in dehasından çok acı çeken yanına odaklanıyor. Onu bir müzik ikonundan ziyade, müziğe ve büyük aşkı George Sand'a tutkuyla bağlı inatçı bir insan olarak gösteriyor.

Film, Chopin'in bu yönünü bilmeyenler için yeni bir boyut açıyor. Sadece besteleriyle değil, yaşadığı dönemle, dostluklarıyla ve üretim koşullarıyla tanıştırıyor. Franz Liszt ile olan arkadaşlığını, klasik eserlerini hangi ruh haliyle ve fiziksel zorluklar içinde bestelediğini daha görünür kılıyor.

Dev Bir Prodüksiyon

Yaklaşık 18 milyon dolarlık bütçesiyle en pahalı Polonya filmi olarak tanıtılan yapımın Fransa ve İspanya'da 4 ay süren çekimlerinde 5 bin figüran ve 260 oyuncu yer almış. Film, Chopin'in müziğini anlatmıyor sadece; müziğe tutunarak hayatta kalma çabasını anlatıyor.

Ve belki de en önemlisi şu: Onu bir efsane olmaktan çıkarıp bir insan haline getiriyor. Saygı gören bir sanatçının, geceleri öksürük krizleri arasında piyano başına oturmasını izlemek, "deha" kavramını daha insani bir yere çekiyor.

Bu yazı, Chopin'in sakin notaları dinlenerek yazıldı. Filmi izlerseniz, çıkışta siz de bir noktürn açmak isteyeceksiniz.