Yönetmen Büşra Bülbül'ün ilk kurmaca uzun metraj filmi "Bir Anne Hakkında", dünya prömiyerini Çin'in Şanghay kentinde gerçekleştirecek. Sevda Erginci'nin başrolünü üstlendiği TRT ortak yapımı film, 12-21 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek Şanghay Uluslararası Film Festivali'nin Asya'nın Yeni Yetenekleri bölümünde izleyiciyle buluşacak.
Filmin Konusu ve Kadrosu
Yapımcılığını Betül Demir'in üstlendiği filmde, Duygu Köse, Ümran Şakır, Osman Doğan ve Ahmet Çelik gibi isimler de rol alıyor. Film, üç çocuklu bir annenin hayat mücadelesini merkezine alıyor. Yönetmen Bülbül, ilk filminin seyirciyle buluşmasından duyduğu heyecanı dile getirerek, "Bütün ekip hep birlikte orada olacağız ve ekip ilk defa filmin bitmiş halini izleyecek. Ayrıca uluslararası prestijli bir mecrada yine uluslararası seyirciyle ilk defa filmimizi paylaşmış olmak gerçekten tarif edilemez bir duyguymuş" dedi.
Ahlaki Değerlerin Silikleşmesi
Filmde, Sevda Erginci'nin canlandırdığı Sibel karakteri, hastanede yatan kocasına bakarken bir yandan da sokakta süt satarak geçimini sağlamaya çalışıyor. Aynı zamanda çocuklarına annelik yapması gereken Sibel, tüm bu sorumluluklara yetişemeyince acil paraya ihtiyaç duyuyor ve sattığı sütlere su karıştırmaya başlıyor. Esin kaynaklarının geçmişten bugüne anlatılan süte su karıştırma hikâyeleri olduğunu belirten Bülbül, "Günümüzde hâlâ bu tarz etik anlatılara ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Bu fikri eşim Bekir ile paylaştığımda hemen bunu bir senaryoya dökme fikri hasıl oldu ve o heyecan bizi buralara kadar getirdi" şeklinde konuştu.
Bülbül, filmin bir diğer önemli meselesinin toplumda var olan ancak görünmeyen sınıf ayrımı olduğunu vurgulayarak, "Eskiden sınıf çatışması zengin-fakir veya iyi-kötü arasında gerçekleşiyordu. Fakat şimdi bu çatışma gittikçe daha belirsiz bir ayrışmaya dönüştü. Artık alt tabaka ile daha alt tabaka arasında bir çatışma mevcut. İyi ve kötü grileşmeye başladı. Bu adı konulmamış sisli hava, sanki bizim ahlaki değerlerimizin de yavaş yavaş silikleşmesine neden oluyormuş gibi geliyor" ifadelerini kullandı.
İnsani Bir Zaaf
Hikâyede Sibel karakterinin bir taraftan çocuklarına annelik yapmaya çalışırken, onlara dürüstlüğü öğütlerken; kendisinin yavaş yavaş yanlış yola sapmasından çok etkilendiğini dile getiren Bülbül, "Bu çok insani bir zaaf, bunu hissedebiliyorum. İstikamet üzerindeki küçük bir ahlaksal sapma, bir süre sonra bizi hiç olmadığımız kötücül birisi haline getiriyor. Zaten beni bu filmi çekmeye iten en önemli nokta da bu oldu" dedi.
Ön Yargılar ve Sektör Deneyimi
Başörtülü bir yönetmen olarak sektörde var olma çabalarına da değinen Büşra Bülbül, şunları söyledi: "Aslında bu ayrım sadece Türkiye içinde geçerli bir olgu maalesef... Ülke olarak hâlâ aşamadığımız bazı önyargılar mevcut, bunu ekseriyetle hissediyorum. Fakat yurt dışında yaptığın iş ile ortaya çıkıyorsun ve bununla değer görüyorsun. Yani bizdeki gibi ön yargısal bir şekil şemalcilik yok. Fakat şunu söylemeliyim ki; anlattığım hikâye bizlere ait bir hikâye, filmdeki Sibel karakteri sanki çok yakından tanıdığım biri. Karakteri inşa ederken kendimden yola çıkarak dramaturjisini oluşturdum. Bunu dışarıdan oryantalist bir bakış açısıyla değil içeriden ve samimi bir şekilde anlatabilmenin önemli bir fark olduğunu düşünüyorum. Bu da seyircide karşılık buluyor. Çamaşır Suyu adlı kısa filmimde de bunu yaşamıştım ve aldığım yorumlardan gayet memnunum."



