BBC, Dolmanın Köklü Tarihini ve Küresel Yolculuğunu Ayrıntılarıyla Ele Aldı
İngiliz kamu yayıncısı BBC, Osmanlı saray mutfağından doğan ve yüzyıllar içinde kıtaları aşarak İsveç'ten Orta Doğu'ya uzanan dolmanın etkileyici kültürel yolculuğunu kapsamlı bir haberle ele aldı. "Dolma: Dünyanın Aşık Olduğu Doldurulmuş Lezzet" başlıklı yazı, bu zahmetli yemeğin sadece bir besin değil, aynı zamanda bayram sofralarının, aile buluşmalarının ve dini kutlamaların merkezinde yer alan derin bir kültürel miras olduğunu vurguladı.
Osmanlı Sarayında Doğan Bir Lezzet
Adını Türkçe "dolmak" fiilinden alan dolma, pirinç, et, sebze ve baharatların asma yapraklarına sarılması veya oyulmuş sebze ve meyvelere doldurulmasıyla hazırlanan geniş bir yemek ailesini temsil ediyor. Kavramın 15. yüzyılda Osmanlı saray mutfağında ortaya çıktığına inanılıyor. Osmanlı mutfağı uzmanı Priscilla Mary Işın'a göre, Osmanlılar doldurma fikrine adeta takıntılıydı; 15. ve 19. yüzyıllar arasında kuzu etinden yabani kuşlara, uskumrudan soğana, elmaya kadar pek çok malzeme doldurularak deneniyordu.
İmparatorluklar Arasında Yayılan Bir Miras
Saray aşçıları, sultanı ve devlet erkânını etkilemek için sürekli yeni tatlar ve teknikler geliştiriyordu. Cezayir'den Viyana'ya, Basra Körfezi'nden Yemen'e uzanan geniş coğrafya sayesinde farklı bölgelerin sebzeleri İstanbul'a ulaşıyor, oyulup dolduruluyor ve yeniden yorumlanıyordu. 17. yüzyıla gelindiğinde dolma, hem sevilen bir yemek hem de statü göstergesi haline gelmişti. Zenginler ve üst düzey görevliler özel "dolmacı" aşçılar istihdam ediyor, İstanbul'da dolmaya adanmış lokantalar açılıyordu. Pirincin o dönem lüks bir malzeme sayılması, dolmayı zamanla bayram ve Ramazan sofralarıyla özdeşleştirdi.
Kıtaları Aşan Uyum ve Dönüşüm
Yüzyıllar süren Osmanlı hâkimiyeti boyunca dolma, Akdeniz, Kafkasya, Balkanlar ve Orta Doğu'ya yayılarak yerel tatlara göre uyarlandı ve yeni isimler kazandı. Arap ülkelerinde waraq enab, Kürt topluluklarda yaprakh, Azerbaycan'da yarpaq dolması, Yunanistan'da dolmades olarak anıldı. Soğuk bölgelerde asma yaprağı yerine lahana kullanılmasıyla Polonya'daki gołąbki ve Bulgaristan'daki sarmi gibi çeşitler ortaya çıktı.
İsveç'e Uzanan Şaşırtıcı Yolculuk
Dolmanın en ilginç yolculuklarından biri İsveç'e oldu. 1709'da Poltava Savaşı'nı kaybettikten sonra Osmanlı topraklarında beş yıl geçiren İsveç Kralı XII. Karl, ülkesine dönerken doldurulmuş yemeklere olan ilgisini de beraberinde götürdü. Böylece İsveç mutfağında kåldolmar adı verilen lahana sarması doğdu. İsveçli şef Stefan Ekengren'e göre, bu versiyon Türk dolmasına kıyasla daha tatlı; üzerine geleneksel şurup gezdiriliyor ve yaban mersiniyle servis ediliyor.
Zahmetli Hazırlığı ve Kültürel Önemi
Dolma nereye giderse gitsin iklim, tarım ürünleri ve kültürle uyum sağladı, ancak değişmeyen tek şey özel gün yemeği olmasıydı. Türkiye ve Orta Doğu'da iftar sofralarının merkezinde yer alan dolma, yapımının zahmetli oluşu nedeniyle çoğu kültürde bayram ve kutlamalara ayrılıyor. İç harcın hazırlanması, sebzelerin dikkatle oyulması ve tek tek doldurulması sabır gerektiriyor. Azerbaycan'da dolma yapım geleneği, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesine alınarak bu önemi resmileştirdi.
BBC'nin haberinde, dolmanın sıradan bir yemekten çok, paylaşım ve birliktelik sembolüne dönüştüğü vurgulandı. Yüzyıllar içinde farklı coğrafyalara uyum sağlasa da taşıdığı mesajın değişmediği belirtildi: Cömertlik, aidiyet ve 'hoş geldin' demenin evrensel dili.